Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 4 ay önce
Atatürk 13 Kasım 1918 günü öğle saatlerinde trenle İstanbul’a geldikten sonra, Haydarpaşa Garı’ndan bindiği ‘Kartal’ istimbotuyla Galata’ya doğru giderken, işgal donanmasının arasından geçer. Bu geçiş sırasında yaveri Cevad Abbas’ın ağladığını gören Mustafa Kemal Paşa, büyük kararlılıkla söylediği “Geldikleri gibi giderler” sözü, Kurtuluş Savaşı’nın ilk işaret fişeğini ateşler... Milli mücadele, 19 Mayıs 1919’da Atatürk önderliğindeki Bandırma Vapuru’nun yolcularının Samsun’a çıkışı ile başladı. Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya, o günü CNN TÜRK canlı yayınında anlattı.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Ve takvim yaprakları bir kez daha 19 Mayıs'ı gösteriyor ve bazı tarihler takvim yaprağından ibaret değil.
00:0819 Mayıs işte tam da böyle bir gün. Bir milletin hafızasına, kaderine hatta geleceğine kazandı, kazındı.
00:1419 Mayıs 1919'un yıl dönümündeyiz ve bu tarih teslim olmaya zorlanan bir milletin yeniden ayağa kalkma kararı aldığı gün.
00:23Bu bölümde 19 Mayıs'ı, 19 Mayıs'a giden sürece milli mücadeleyi konuşalım.
00:28Yeditepe Üniversitesi öğretim üyesi, doçent Furkan Kaya bizlerle birlikte. Furkan Hocam günaydın.
00:35Günaydın Kan Bey, iyi yayınlar, iyi bayramlar diliyorum.
00:38Çok teşekkürler. Amerikan General Harvard, Sivas'ta Mustafa Kemal'le görüşüyor ve Yedidüver'le savaşıyorsunuz ya başaramazsanız diye bir soru soruyor.
00:48Mustafa Kemal ise başaramazsak ölürüz cevabını veriyor ve daha sonra ya istiklal ya ölüm diye adlandırılan bir adanmışlık aslında.
00:55Yıllara, tarihe kazınmış oluyor. Nasıl anlamlandırırsınız?
01:02Kan Bey, tabii ki 19 Mayıs her sene daha başka bir anlam, daha fazla bizim için bir mana ifade ediyor.
01:09Ve gerçekten 19 Mayıs sadece bir çıkış değil, bir ayak basış değil, aynı zamanda bir kuruluş iradesi.
01:16Çünkü 19 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal Paşa'nın sadece Samsun ayak basmasıyla beraber bunu değerlendirdiğimiz zaman bile
01:24çökmüş bir imparatorluğun enkazı içerisinden bir devlet aklının, milli egemenliğin ve bir fikrin, bir tarihi fikrin bağımsızlık idealinin doğduğunu görmekteyiz.
01:33Şimdi burada tabii Mustafa Kemal Atatürk'ün ya bağımsızlık ya ölüm anlayışı, bu anlamda milli mücadelenin içeriğini ve gücünü de
01:40ortaya koyan bir anlayış.
01:42Şimdi burada biliyorsunuz birçok hem Amerika Beşik Devletleri'nden biraz daha ifade etmiş olduğunuz gibi hem de 7 düvelden yani
01:49düşman sattından da bu işi başaramazsınız.
01:51Artık Türkler için yolun sonu geldi ifadelerini duyuyoruz, görüyoruz.
01:55Bununla ilgili bir gerçekten önemli bir psikolojik harp da yürütülüyor.
01:59Tabii burada söylememiz gereken aslında önemli bir tarih daha var.
02:03Yani 19 Mayıs 1919 en az 1071 Malazgirt Zaferi kadar önemli.
02:07Çünkü biz Malazgirt Zaferi'nin hep tarihi sayfalardan Anadolu'ya Türklerin ilk girişi olarak okuduk.
02:13Bu aslında büyük bir yanlışlıktı.
02:15Çünkü 1071 Anadolu'ya Türklerin son girişi ve Anadolu'nun artık tapusunun Türklere ait olduğunun bir ibrasıydı, bir manifestosuydu 1071.
02:251071'den önce de Türkler Anadolu'daydı.
02:27Sakalar, İskitler, Hattiler.
02:29Hatta şöyle tarihi bir örnek verin belgesiyle beraber.
02:31Ünlü Ermeni tarihçi Genceli Kiragos 1665 tarihinde yazmış olduğu bir Ermeni tarihi kitabı var.
02:3910 ciddi bir kitap, bir tarihi kitap bu.
02:4210 ciddi içerisindeki bir cildinde geçen cümle çok önemli.
02:46Diyor ki 1071'le alakalı Sakalar, İskitler Anadolu'ya geri döndü.
02:50Bakın 1265'ten bahsediyorum tarih olarak.
02:53Dolayısıyla 1071'i bize sonradan bu coğrafyaya gelmişiz gibi bir algı yaratarak Anadolu'dan Türkleri süpüreceğiz anlayışı İngiltere tarafından 18. yüzyıldan
03:05itibaren uygulanmaya başlandı.
03:07Şimdi dolayısıyla bizi bu coğrafyada misafir görenler, bizi bu coğrafyadan söküp atmak isteyenler 19 Mayıs öncesinde, Atatürk'ün Samsun'a
03:15çıkışından önce başaramazsınız.
03:18Yapamazsınız çünkü zaten bu topraklar size ait değildi, size Orta Asa steplerine doğru göndereceğiz anlayışını ortaya koymaya çalıştılar.
03:26Ama Mustafa Kemal Paşa'nın ya istiklalar ya ölüm anlayışı sloganı romantik bir slogan da değil Kaan Bey.
03:33Bu dönemin jeopolitiğine ve gerçekliğine verilen en net cevap.
03:37Yani dolayısıyla biz Türkler olarak, Türkler olarak 10 bin yıldan fazladır, tarihi bir derinliği olan, tarihi geçmişi olan bir medeniyet
03:46rezervini siz esarete mahkum edemezsiniz.
03:50Hiçbir zaman Türkler esir olmamıştır.
03:52Dolayısıyla biz bu hayatı reddediyoruz demektir.
03:55Dolayısıyla burada Mustafa Kemal Paşa'nın hem biraz evvel söylenmiş olduğunuz gibi Amerikalı yetkili hem de milli mücadele sonrasında Cumhuriyet
04:03kurulduktan sonra Amerikan Genelkurmay Başkanı McArthur'a 1930'lu yılların başında vermiş olduğu cevap toplantı biliyorsunuz.
04:10Önemli bir görüşme gerçekleşiyor Amerikan Genelkurmay Başkanı'yla.
04:13Siz Mustafa Kemal Paşa büyük bir komutansınız.
04:16Bundan sonra ne yapmak istiyorsunuz dediğinde bizden alınanları tek tek yere alacağız demesi oldukça önemli.
04:22Dolayısıyla burada esarete bir haykırış, bir reddediş olduğunu söylemek gerekiyor.
04:27Furkan Hocam şimdi İngiltere, Fransa, İtalya'dan oluşan itilaf devletleri Osmanlı'nın son toprak parçası Anadolu'yu paylaşırken imzalanan Mondros Antlaşması
04:35o günlerde hem barış, her barış her savaştan iyidir diye olumlu gösterilmeye çalışılıyordu.
04:42Bununla beraber Osmanlı Devleti bir mütakere imzalamak zorunda mıydı?
04:47Başka çıkar yolu yok muydu? O dönemin şartları için, o dönemin dinamiğinde konuşursak eğer.
04:53Tabii o dönemin dinamına baktığımız zaman Osmanlı Devleti aslında 1881 yani Duyun Umumiye'nin kurulmasıyla beraber o meşhur Galata bankerlerinin
05:02Osmanlı hazinesine, Osmanlı'nın ekonomisi teslim aldıktan sonra çöküş başlamıştı maalesef siyaseten ve ekonomi olarak.
05:09Dolayısıyla savaşa sokulan aslında Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı'nda biliyorsunuz Enver Paşa büyük bir tuzağa düşürülerek Odessa Limanı'nın
05:18Goben ve Breslavu gemileriyle beraber, Yavuz Midili gemileriyle beraber vurulmasıyla savaşa sokulduğu bir tuzağa düşürüldü.
05:25Tabii o tarihten sonra artık Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı'nın yenik ayrılacağı ve Osmanlı Devleti'nin artık topraklarının özellikle
05:32Mezopotamya yani petrol zengini coğrafyalarının paylaşılması hadisesi zaten itiraf kuvvetlerinin masalarında cetvelle belirlenmişti.
05:40Dolayısıyla Mondros Ateşkes Anlaşması elbette bir barış anlaşması değildi.
05:45Çünkü Mondros mütakeresine Osmanlı Devleti zorlandı.
05:49Daha sonra arkasından da biliyorsunuz Serf Anlaşması gelecekti.
05:52Tamamen coğrafyamızı atomize eden bir anlaşma gelecekti.
05:56Ve Mondros mütakeresi savaş yorgunlu Osmanlı toplumu için belki ilk başlarda bir savaşın bitişi gibi sunuldu.
06:02Ama özellikle maddelerine baktığımız zaman bu bir barış değil, işgale açık kapı bırakan ağır bir teslimiyet metniydi Kaan Bey.
06:11Bilhassa yedinci maddeye baktığımız zaman itiraf kuvvetlerine, güvenliklerine gerekçe göstererek istediği coğrafyayı istediği zaman işgal etme hakkını veriyordu.
06:20Bakın böyle bir barış anlaşması olmaz.
06:22Bu resmen bir işgal, teslim alma anlaşması.
06:24Yani Osmanlı silah bırakmıştı ama karşı taraf işgali durdurmamıştı.
06:29Dolayısıyla Osmanlı Devleti evet mütakereyi imzalamak zorunda mıydı ateşkes anlaşmasını?
06:35Evet askeri ve ekonomik tablo çok ağırdı.
06:37Ateşkes imzalamak kaçınılmazdı.
06:39Bir önce savaştan çıkışta aranıyordu.
06:41Ama sorun ateşkesin kendisinden çok devletin bu ateşkesi siyasi varlığını koruyacak şekilleri yönetememesiydi.
06:48Dolayısıyla bu Anadolu'nun paylaşım mücadelesini başlatan onlar açısından Mondros,
06:53Serbi'le birlikte taşlandırılacak bir işgal girişimiydi.
06:56Ama tabi Serbi'de milli mücadele yani 19 Mayıs'la beraber zaten Serbi anlaşması da yırtıl atıldı.
07:02Şimdi tabi şöyle bir gerçek var.
07:06Viyana kapılarında at koşturan Osmanlı orduları.
07:0893 Harbi ve devamında neden göremiyoruz?
07:12İmparatorlukla Batı arasındaki farkı açan şey temelde neydi?
07:16Birçok reformlar yapılıyor.
07:18Peki başkaldırılar nasıl bastırılıyor?
07:23Tabi ikinci Viyana kuşatmasından yani 1683'lerden 93 Harbi'ne geldiğimiz zaman
07:28arada yaşanılan hadiseler hem iç meseleler hem dış meseleler biraz evvel söylemiş olduğum
07:33Duyun-i Umumiye'nin kurulmasına kadar giden borçlandırma sürecidir.
07:36Gerçekten farklı bir dünyanın artık önümüzde açıldığını
07:40ve bilhassa tabi ki Batı'nın sanayi devremi, modern ordu, merkezi bürokrasi, teknoloji,
07:46finans ve eğitim konularında büyük bir sıçrama gerçekleştiğini görmek gerekiyor.
07:49Osmanlı biraz Kağan Bey bu reformlar konusunda geç kaldı.
07:53Yani reformları zamanında gerçekleştirememesi, parçalı yapmak zorunda kalması ya da
07:58biraz da bunları tabi siyaseten malzeme olarak kullanmaları
08:02İmparatorluğu yani Osmanlı Devleti'ni hem dış baskılarla hem de milliyetçi isyanlarla
08:07hem de merkez taşla kopukluyla mücadele etmek zorunda bıraktı.
08:10Yani Batı bir taraftan işte modernleşmeyi üretimle, teknolojiyle, kurumsallaşmayla gerçekleştirirken
08:17Osmanlı Devleti askeri yenilgilerle bunları telafi etmeye çalışıyordu.
08:22Dolayısıyla savunmacı reformlar yapmak zorunda kaldık aslında.
08:25İşte Tanzimat Fermanı, İslahat Fermanı bunlar aslında biraz bu işin pansuman tedbirleriydi.
08:30Ama dediğim üzere zaten 18'in yüzyıldan itibaren bir kere savaşların ağır maliyeti,
08:36savaşların ağır faturasını ödemek zorunda kalan Osmanlı, borcu borçla ödemek zorunda kalan Osmanlı
08:41ve hazinesi teslim alınmış olan Osmanlı.
08:43Bakın bu önemlidir.
08:461881'den sonra bugün yani şöyle söyleyeyim 1694'te kurulan Bank of England,
08:50yani İngiltere Merkez Bankası'nın bugün Amerikan Federal Reserve'ün nasıl diyelim
08:55ana sermayedere anlayış Osmanlı Devleti'nin hazinesine teslim aldı.
09:00Neyle teslim aldı?
09:02Borçlandırarak, daha çok savaştırarak.
09:04Dolayısıyla 1000. Dünya Savaşı'nda zaten Osmanlı Devleti işgali hazır hale getirildi.
09:08Dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk ne diyor?
09:11Tam bağımsızlık iktisadi bağımsızlıktan geçer diyor.
09:14Lozan Antlaşması'nın ara verildiği sürede ne yapıldı?
09:16İzmir İktisat Kongresi toplanıldı.
09:18Her fabrika bir kaledir dedi.
09:20Yani tam bağımsızlığın iktisadi bağımsızlıktan geçen bir anlayıştan bahsediyoruz.
09:24Dolayısıyla Osmanlı'nın işte o süreçte gövdesinin üzerine oturduğu savaşlarla borçlandırılan Osmanlı Devleti'nin
09:30hem modernleşmeyi zamanında yakalayamaması hem de iktisadi olarak sömürülmesi işi tabii yıkılışa kadar götürmek zorunda kaldı maalesef.
09:38Furkan Hocam mütakire imzalandıktan sonra İstanbul'a çağrılan Mustafa Kemal'i Haydarpaşa'da karşılayan Cevat Abbas,
09:44Anadolu'dan Avrupa'ya geçişlerinde şehir çok acıklı görünüyordu.
09:47İstanbul düşman donanmalarının limana girmesinin yasını tutuyordu diye anlatıyor.
09:51Bunun üzerine Mustafa Kemal'in geldikleri gibi giderler sözü tarihe geçti tabii.
09:56Peki 5 ay İstanbul'da kalan Atatürk çok zor koşullarda ve birçok engellemeye rağmen nasıl örgütlenmeyi ulusal düzeye taşıyabildi?
10:0419 Mayıs'tan önce de Anadolu'da, Batı'da ve Doğu'da direnişler vardı.
10:08Ama herkes kendi bölgelerini savunuyordu.
10:10Bunlar nasıl bir araya getirilebildi?
10:14Aslında geldikleri gibi giderler sözü Mustafa Kemal Paşa'nın çok önemli.
10:18Düşünün İstanbul teslim alınmış.
10:20Yani ikinci defa İstanbul, işte hem diyoruz iki kere kurtuluşu var İstanbul'un.
10:24Biri Fah Sultan Mehmet Han'ın, biri tabii ki Mustafa Kemal Atatürk'ün işgalden kurtardığı süreç.
10:29Ve o süreçte Sarayburnu'ndan geldikleri gibi giderler.
10:32Aslında psikolojik üstünün ilanı.
10:34Bakın bugün biz savaşta yani İran Savaşı'nın ve diğer savaşlarıyla psikolojik harptan bahsediyoruz değil mi?
10:39Düşünün bir şehriniz, dünya başkenti ve sembol olan bir şehrin Çanakkale'yi geçilemez.
10:46Bakın Çanakkale ruhuyla birleştirmek lazım bunu.
10:48Çanakkale'yi geçirmeyen Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Türk ordusuna karşı,
10:53Türk ordusuna büyük bir motivasyon veriyor Mustafa Kemal Paşa.
10:56Yani psikolojik üstünlüğünü ilan ediyor ve İstanbul işgal altında.
10:59Belki 10 kişiden 10'una sorsanız 9'u diyecek ki yapacak bir şey kalmadı artık.
11:04Ama Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a geldiğinde tabii ki şehri işgal donanmalarının altında görmesine rağmen
11:11bu sözü söylemesi bir temenni değil.
11:14Yani orada tabii temenni olarak bunu sadece inşallah başaracağız şeklinde bir anlayışla söylemiyor.
11:20Bunu stratejik öngörüde bulunuyor Kaan Bey.
11:23Yani Mustafa Kemal Paşa'nın kafasında hem şehri hem ülkeyi işgalden kurtaracak bir strateji var.
11:29Ve İstanbul'da kaldığı 5 ay boyunca bu durumunu da okudu.
11:33Bunu da görüyoruz tabii tarih sayfalarda.
11:35Özellikle tabii Osmanlı Devleti'nin artık teslimiyet çizgisine doğru kaymak zorunda kalması
11:40ve çözümün artık İstanbul'da değil.
11:43Evet İstanbul bizim başkentimiz ama Anadolu'da aranmalı.
11:46Yani Anadolu direnişi yeniden Türklüğün ayağa kalkması yeniden Anadolu'da.
11:50Anadolu Türklerin gerçek evi dedim ya doğduğu topraklar 10 bin yıllık tarihe sahip olduğumuz kendi ana vatanımız
11:56buradan yine direnişin ve buradan bağımsızlığa çıkacağını görüyor.
12:01Dolayısıyla bu nedenle 19 Mayıs öncesinde Batı'da, Doğu'da, Karadeniz'de, Güney'de
12:07buradaki parçalanmış, daha örgütlenmemiş yani kuvayi milli ruhunu oluşturacak ama
12:12oradaki küçük direniş örgütlerini, direniş gruplarını Mustafa Kemal Paşa'nın önderliğinde
12:17ulusal bir programa dönüştürüyor Kaan Bey.
12:20Bu çok kıymetli.
12:21Yani stratejik, ulusal ve kontrollü dağılmış değil.
12:26Dolayısıyla burada yerel direnişler batanı savunuyordu ama
12:29Mustafa Kemal Paşa o direnişlere bir devlet kurucu yön veriyordu.
12:34Yani devlet yıkılmadığı ayakta ve devletin kurucu yönüyle, stratejisiyle
12:39yine dediğim gibi tarihimizden aldığımız motivasyonla bu direniş gerçekleştireceğiz
12:43ve bağımsızlığımızı kazanacağız.
12:45Tabi arayışlar var.
12:45Kimisi manda arayışı içerisinde, kimisi başka arayışı içerisinde
12:49ama tek hedef tam bağımsızlık.
12:52Ya istiklal ya ölüm anlayışı.
12:53İşte tam bağımsızlığa giden o büyük direniş ruhunun sahadaki yansımasıyla beraber
12:58bir manifest soniteliğine dönüşmesi olarak görmek gerekiyor Kaan Bey.
13:01Şimdi Mustafa Kemal bandırma vapuruna binerek İstanbul'u işgal altında tutan
13:06yabancı gemilerin arasından geçip Karadeniz'e 19 Mayıs günü varacağı Samsun'a
13:11doğru yola çıkmıştı.
13:12Peki Anadolu'ya çıktığında nasıl bir millet bekliyor Mustafa Kemal Paşa'yı?
13:17Halk bezgin ve umudunu kaybetmiş mi?
13:19Yoksa yine savaşma azminde direnişçi bir millet mi vardı?
13:24Tabi Kaan Bey Anadolu yorgundu.
13:27Anadolu fukaralıktan yorgundu, savaşlardan yorgundu.
13:31Ama teslim olmuş değildi bakın.
13:33Dediğim gibi burada Türklüğün yere düşürülmediği ve Türklüğün onurunun korunduğu bir süreçten
13:38bahsediyoruz.
13:39Şimdi savaşlar çok önemli.
13:41Hepimiz bunu tarihen konuşuyoruz ama çok basit bir şekilde yaşadığını düşünün bir de
13:44bir milletin bu ağır savaşları.
13:46Bunlar tabi öncelikle Balkan savaşları.
13:48Çok ağır bir hezimet, ağır bir psikolojik yıkıntıdır Türkler açısından.
13:52Birinci Dünya Savaşı biraz evvel bahsettiğimiz gibi göçler, yoksulluk, salgın hastalıklar
13:58oldukça toplumumuzu yıpratmıştı.
14:00Fakat bu yorgunluğun altında tabi ki çok önemli güçlü bir vatan savunma refleksi
14:04vardı.
14:05Gerçekten bunu net bir şekilde görüyoruz.
14:07Tabi halk burada yine bir maceraya girmek değil mesele.
14:11Hani bunu bir macera perestik olarak görmemek gerekiyor.
14:14Evini, toprağını, namusunu ve geleceğini savunmak.
14:17Zaten Mustafa Kemal Paşa'nın başarısı da aslında Kaan Bey.
14:19Bu dağılmış direniş enerjisini siyasi bir hedefe bağlamasıydı.
14:25Yani Anadolu bitkindi belki.
14:26Bitki mi coğrafyaydı ama ruhunu kaybetmemişti.
14:28Biz bunu nereden görüyoruz Kaan Bey?
14:30Milli mücadele başladığı zaman üzerine kar yağın top mermisinin ıslanmaması
14:37için bebeğinin üzerindeki battaniyeyi yorgana alıp o top mermisin üzerine örten
14:42ve benim evladım anasız yaşar ama vatansız yaşayamaz diyerek o vatanı korumasıdır.
14:49Bakın burada çok önemli bir örnekten bahsediyoruz.
14:53Üzerine kar yağın, yağmur yağın top mermisinin ıslanmaması için kendi çocuğunun
14:58üzerindeki battaniyeyi alıp top mermisine örten ve çocuğunun ıslanmasını göze
15:03alarak bebeğinin, küçücük bebeğinin kundaktaki belki evet çocuğun anasız yaşar,
15:09babasız yaşar ama vatansız yaşayamaz demenin ruhudur bu.
15:12Anlatırken bile insan çok duygulanıyor tabii bunları.
15:15Dolayısıyla diyoruz ya Türk kadının bu milli mücadeledeki emeği gerçekten
15:19yani buradan konuşmak çok yetersiz, onları övmek çok yetersiz ama Mustafa Kemal Paşa
15:25işte bu dağ belki de dağılmakta olan veya bir araya getirmesi gereken motivasyonu
15:30topladı ve bunu milli mücadelede bir Anadolu direnişiyle, bir Anadolu Rönesansı'yla,
15:35Türklüğün yeniden varoluşuyla diyoruz ya 17. Büyük Türk Devleti'de Türkiye Cumhuriyeti
15:40bizi dediğim gibi 16 kere yıkmaya çalışanlara 17 kez cevabımızı verdiğimiz bir direniştir bu.
15:47Dolayısıyla Türklüğün namusunun şerefinin kurtarıldığı bir direniştir onunla kuzmayız.
15:51O zaman genel bir soru sormuş olayım biraz daha.
15:54Milli mücadele nasıl bir savaştı?
15:56Yani Anadolu'daki örgütlenmelerden bahsettik, kadınlardan bahsettiniz, öğrencileri görüyoruz, çocukları görüyoruz.
16:04Bir kıvılcım aleve döndü.
16:06Bunu çok net bir şekilde görebiliriz.
16:09Arkasında diğer devletlerin de desteklediği dünyanın o dönemin en güçlü devletlerine karşı döndü bir de bu kıvılcım aleve.
16:16Ve dünya savaşının karşılarında dünya savaşının mağlup ordusu var.
16:21Bizim ordumuz var.
16:22Burada o aleve dönme olayı nasıl yaşandı?
16:25Ve sonrasında gerçekten nasıl kazanıldı milli mücadeleye?
16:29Bu sefer kısa bir cevap rica edeceğim sizden.
16:32Milli mücadele sadece cephede verilen bir savaş değildi kamu hepimizin bildiği gibi.
16:37Bu aynı zamanda bir bağımsızlık savaşıydı, bir egemenlik savaşıydı, bir meşruiyet savaşı, bir devlet kurma savaşıydı.
16:43Ve biraz evvel söylediğim gibi kadınlarımızın özverisi, yani kağanlılarıyla cephe taşımaları, silah mermi taşımaları, öğrencilerin cepheye gitmesi, çocukların bile lojistik
16:55destek vermesi.
16:56Yani su taşıması cepheydi mi?
16:57Askeri su taşıması bile şunu gösteriyor.
17:00Milli mücadele sadece askerlerin değil bütün milletin bir savaşıydı.
17:04Dolayısıyla belki tek bir cümle olarak özetlemek gerekirse.
17:07Milli mücadele cephesi sadece Sakarya'da, Dumlupınar'da değildi.
17:11Cephe aslında Anadolu'nun her evindeydi.
17:14Böyle özetleyebiliriz belki.
17:15Peki, çok teşekkür ederiz Furkan Hocam.
17:17Son olarak eklemek istedikleriniz varsa bir cümle alayım sizden de.
17:20Çok kısa ama.
17:22Şöyle söyleyeyim, tabii 19 Mayıs Gençlik Bayramı, bütün ümidim gençliktedir dedi Mustafa Kemal Paşa biliyorsunuz.
17:28Dolayısıyla gençlik aslında yaştan çok bir ruhtur.
17:31Bağımsız düşünen, sorgulayan, üreten, esareti reddeten ve ülkesine karşı sorumluluk hisseden bir insan tipidir.
17:38Dolayısıyla inşallah 19 Mayıs'ın gençliği armağanı dinmesi,
17:41Cumhuriyetimizin geleceğini genç akla ve bağımsız bir iradeye emanet etmeyle geleceğe taşıyacak bir ruh olarak görmemiz gerekiyor.
17:49Bayramımızı bu vesileyle tekrar kutluyorum.
17:51Çok teşekkür ederim Furkan Hocam.
17:53Bizlerle paylaştığınız değerlendirmeleri için.
17:56Çok teşekkür ederim.
17:57İyi yayınlar, Kağmıyor.
18:25İzlediğiniz için teşekkür ederim.
18:31İzlediğiniz için teşekkür ederim.
18:32İzlediğiniz için teşekkür ederim.
18:34İzlediğiniz için teşekkür ederim.
18:36İzlediğiniz için teşekkür ederim.

Önerilen