MİRAT HABER SERVİSİ
Gazze’de Dul Kadınların Sessiz Mücadelesi: Hem Anne Hem Baba Olmak
İsrail’in iki yılı aşkın süredir Gazze’de sürdürdüğü yıkıcı saldırılar, yalnızca şehirleri değil, aile yapısını da derinden sarstı. On binlerce insanın hayatını kaybettiği bu süreçte, 22 binden fazla babanın öldürülmesi binlerce kadını bir anda hem anne hem baba rolünü üstlenmek zorunda bıraktı. Alt ve üst yapının büyük ölçüde yok olduğu, sağlık ve eğitim sistemlerinin çöktüğü Gazze’de dul kadınlar, yaşam mücadelesinin en ağır yükünü taşıyan kesimlerin başında geliyor.
Yıkımın Ortasında Hayatta Kalma Mücadelesi
Gazze’de savaşın ardından geriye kalan manzara, yalnızca fiziksel bir yıkım değil, aynı zamanda sosyal bir çöküşü de gözler önüne seriyor. Geçim kaynaklarının ortadan kalktığı, temel ihtiyaçlara ulaşmanın dahi büyük çaba gerektirdiği bu ortamda kadınlar, hem çocuklarının bakımını üstleniyor hem de aileyi ayakta tutmaya çalışıyor. Yaralı çocuklara bakmak, su ve yiyecek temin etmek ve aynı zamanda gelir elde etmeye çalışmak, çoğu kadın için günlük hayatın bir parçası haline gelmiş durumda.
Seher Ebu Hamra’nın Hikayesi: Yük Omuzlarında
Han Yunus’taki El-Bereke Mülteci Kampı’nda yaşayan 37 yaşındaki Seher Ebu Hamra, bu ağır tablonun çarpıcı örneklerinden biri. Üç çocuk annesi olan Ebu Hamra, eşini saldırılarda kaybettikten sonra çocuklarıyla tek başına kaldı. Büyük oğlu omurilik yaralanması nedeniyle tekerlekli sandalyeye mahkûm, küçük kızı ise kolunu kullanamıyor. Kendisi de saldırıda yaralanan ve bacağına platin takılan Ebu Hamra, tüm zorluklara rağmen ayakta kalmaya çalışıyor.
“Babaları yok. Omuzlarımdaki yük çok ağır” sözleriyle yaşadığı çaresizliği dile getiren Ebu Hamra, çocuklarının tüm ihtiyaçlarını tek başına karşılamaya çalışıyor.
Yorumlar