Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 18 saat önce
Sevda Kurul'un moderatörlüğünü üstlendiği Gazeteci İbrahim Öge'nin ise konuşmacı olarak katıldığı etkinlikte; Bursa'nın eski Ramazan akşamları, mahalle kültürü, komşuluk ilişkileri ve bu kültürün zamanla nasıl dönüştüğü üzerine önemli değerlendirmeler yapıldı. Öge, Ramazan ayının yalnızca dini bir dönem olmadığını, aynı zamanda kentin sosyal hafızasında güçlü bir yer tuttuğunu vurguladı.

Ramazan gelenekleri masaya yatırıldı
Bursa'nın kadim bir başkent olduğuna dikkat çeken Gazeteci İbrahim Öge, sözlerinde şu ifadeleri kullandı:
"Geçmişte Ramazan ayının başlangıcı rü'yet-i hilal yoluyla belirlenirdi. Ayın hareketleri gözlemlenir, hilalin görülmesi Bursa kadısına bildirilirdi. Hilal görüldüğünde top atışlarıyla Ramazan'ın başladığı halka ilan edilirdi. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesi'nde ve Osmanlı arşiv belgelerinde Bursa'da bu gözlemenin yapıldığı yerler açıkça anlatılmaktadır. Şaban ayının son günlerinden itibaren Ramazan defteri devreye girer, fiyatlar Ramazan boyunca sabit tutulurdu. Bakırcılar Çarşısı ve çevresi bu dönemde büyük bir ticari canlılık yaşardı. Evlerdeki bakır tabaklar kalaylanır, Ramazan sofraları için özel hazırlıklar yapılırdı. Ramazan ayı, Bursa'da hem manevi hem de sosyal ve ekonomik açıdan hayatın merkezinde yer alırdı."




Ramazan ayının toplumsal dayanışma yönüne dikkat çeken Öge, "Birlik ve beraberlik noktasında çok önemli işler yapılıyordu. Hem çocuklar, hem dar gelirliler hem de yaşlılar düşünülüyordu. Mesela 'diş kirası' diye bir gelenek vardı; insanlar evine gelen misafire 'beni şereflendirdin, bereket verdin' diyerek hediye ederdi. Bir de zimem defteri uygulaması vardı. Bu gelenek, Ramazan boyunca imkanı olanların mahalle bakkalına gidip veresiye defterini istemesiyle başlardı. Mahalle bakkalı borcun ne kadar olduğunu söyler, kişi ya tamamını öder ya da defterin başından, ortasından, sonundan bir sayfa açtırarak borçları kapatırdı. Böylece yüzlerce insan büyük bir borç yükünden kurtulurdu. Bu çok önemli bir toplumsal dayanışma örneğiydi. Ramazan kültürümüzde çocuklara yönelik uygulamalar da vardı. Tekne orucu ya da oruca direk vurma dediğimiz uygulamayla çocuklar öğleye kadar oruca alıştırılır, dayanma süresi uzatılmaya çalışılırdı. İlk orucunu tutan çocuklar ödüllendirilir, çeşitli hediyelerle teşvik edilirdi" ifadelerini kullandı.

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Bursa denilince kadim bir şehir Bursa, yani Osmanlı tarihsel sürecinden bugüne kadar gelen gelenekler, görenekler devam ediyor.
00:08Ramazan'ın ne zaman başladığı ve ne zaman bittiğini takip etme sürecine de rüyetil hilal dediğimiz,
00:16yani ayın hareketlerinin gözlemlemesi gerekir.
00:19Sonra o görevli aşağı iner, iki tane şahit eşliğinde kadıya hilali gördüğünü anlatır.
00:25Hilal de, hilali görmesinden dolayı o görevliyi kadı tarafından ödüllendirilir.
00:30Evliya Çelebi'nin Bursa seyahatnamesinde ve Başbakanlık Osmanlı aşırı belgelerinde bu gözetlemenin yapıldığı iki yerden bahsediliyor.
00:40Tabii Şaban'ın ayından itibaren çarşı pazarda nar dediğimiz, nar defteri dediğimiz iş devreye girer.
00:47Yani siz Ramazan ayı boyunca ekmeği bir liradan satıyorsanız ya da bir akçeden satıyorsanız,
00:54onu bir Ramazan ayı boyunca o fiyat disiplinine mutlaka uymalısınız.
00:59Çünkü Ramazan demek, gıda tüketimi demek.
01:02Bu arada tabii ne olur?
01:04Çarşı, pazar, şenlik alanlar bunlar.
01:06İşte bugünkü kapalı çarşı yine Osman Gazi belediyemizin sorumluluk alanındaki Bakırcılar çarşısı.
01:12Evdeki bakır tabaklar kalaya gönderilir ve evdeki en güzel çatal, bıçak, kaşık takımı şeye alınır artık, kullanıma alınır.
01:22Bu şekilde bir hazırlık yapılır.
01:24Birlik beraberlik noktasında çok önemli işler yapılıyor.
01:29Hem çocuklar, hem dar gelirliler, hem de yaşlılar düşünülüyor.
01:34Şimdi mesela diş kirası diye bir şey duydunuz mu hiç?
01:37Ramazan ayı boyunca iftar sofralarını özellikle zenginler, zengin aileler, toplumun her kesimden insanları davet ederler.
01:47Yemek yedikten sonra yemek yedikleri için, evlerine teşrif ettikleri için bir kadife kese içerisinde altın veya gümüş akçe hediye ederler.
01:57Bir başka şey, zimem defteri diye bir uygulama var.
02:01Vatandaş ne yapıyor? Bakkala geliyor, diyor ki ya işte maaşı aldığım zaman ödeyecek veya babam aylığı aldığı zaman ödeyecek bir
02:09veresiye defteri oluşuyor.
02:11Sizin de haliniz, vaktiniz çok iyi yerinde.
02:14Siz gidiyorsunuz, diyorsunuz ki şu veresiye defterini verir misin diyorsun.
02:20Daha sonra bunun 2-3 tane yöntemi var.
02:23Bu veresiye defterinde toplam ne kadar alacağım var.
02:26Ya bunun tamamını ödüyorsun, Allah kabul etsin diyorsun, çıkıyorsun ve onlarca, yüzlerce insanı büyük bir borcun altından kurtarıyorsun.
02:35Ya da şöyle yapıyorsun, diyorsun ki defterin başından, ortasından, sonundan sayfa açıyorsun.
02:41Bu tabii toplumsal anlamda çok önemli bir dayanış.
02:45Bir de çocuklarımıza yönelik kavramlar var kültürümüz içerisinde.
02:49Tekne orucu veya oruca direkt vurma.
02:52Hepimiz biliriz bunları aslında.
02:53Çocukları, küçük çocukları oruca alıştırmak için öğle vakti bir yemek yedirilir.
03:00Yani bir çadıra direkt vurma gibi.
03:03Bu işte aradaki zaman dilimini ne kadar yayabilirse çocuklar,
03:09oruca mukamet göstereceği düşüncesiyle bu uygulama yapılır.
03:13Ve bu çocuklar ödüllendirilir.
03:15Gençlerimizden şunu istiyorum, şunu rica ediyorum.
03:19Korkmayın kültürümüzden.
03:21Türk kültürü korkulacak bir kültür değil.
03:26Türk kültürü insanı yaşat ki devlet yaşasın diyen bir kültür.
03:30Türk kültürü açı, toku bilen bir kültür.
03:35Yardımlaşmayı bilen bir kültür.
03:37Emin olun, emin olun birçok İslam coğrafyasında, Ramazan'ı bizim gibi birlik ve beraberlik içerisinde,
03:44dayanışma içerisinde geçinen başka bir millet yok.
03:47Siz, gençlere sesleniyorum özellikle,
03:51siz size istediği ideoloji anlamında atasını tarif edenlere bakmayın siz.
04:00Siz, kendi kültürünüzden gelen, okuyarak atanızı, törenizi tanıyın.
04:09Böyle yaparsanız, kültürünüzü ideolojik bakıştan, yani ötekileştirmeden, ayrıştırmadan kurtarırsınız.
04:20İzlediğiniz için teşekkür ederim.
Yorumlar

Önerilen