Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 2 gün önce
Hazır çok beğendiğimiz bir spor filmi vizyona girmişken hem bu filmi hem de tüm zamanlarda en sevdiğimiz spor filmlerini konuşalım dedik.

Moneyball, Any Given Sunday, Concussion, Million Dolar Baby...

Yiğiter Uluğ ve Eray Özer'le Gazozuna'nın bu bölümünde Muhteşem Marty ve en sevilen spor filmleri var.

Kategori

🥇
Spor
Döküm
00:00İNTRO
00:00Efendim merhabalar, İyiter Ulu ve ben Eray Özer.
00:12Gazozuna bir sohbet için karşınızdayız.
00:14İyiter abi hoş geldin, hoş bulduk hep beraber.
00:17Merhabalar.
00:19Bu hafta spor filmleri üzerine konuşalım dedik.
00:22Elimizde hazır bir spor filmi var.
00:25Hazır derken vizyonda şu anda Marty Supreme ya da Muhteşem Marty adıyla vizyona giren filmi İyiter abi de izledi.
00:33Ben de izledim.
00:35Ben beğendim.
00:37Uzun zamandır böyle sinemadan o bir zamanlar aldığımız hazzı alamıyorum bazı filmlerle ilgili anlatacağım bölüm içinde.
00:47Ama bundan o eski keyfi hazla aldım.
00:50Sen de beğendin sanırım İyiter abi.
00:52Çok hoş bir film yani özellikle uzun hikayeleri içinde birden fazla hikaye barındıran böyle biraz roman tadında, edebiyat uyarlaması tadında filmleri sevenler için bence mutlaka görülmesi gereken bir macera.
01:08Tabi yani masa tenisi de önemli rollerden birini oynuyor diyelim.
01:12Evet yani masa tenisi var filmin içinde ama hani böyle masa tenisi deyince hemen akla bize genellikle spor filmi deyince şöyle oluyor ya bir tane genç bir kadın erkek şampiyon adayı işte böyle zorluklarla sürekli o sporu yapıyor işte yoruluyor bir yandan işte bir maddi zorluklar yaşıyor falan.
01:32Bunda işin maddi zorluk kısmı var hatta bir de başrolde belki de maddi zorluk kısmı var ama masa tenisi böyle arkada böyle bir fon görevi görüyor bir karakterin ana karakterin böyle bir hayat amacını temsil ediyor orada.
01:49Yani hayatta varoluşunu masa tenisi oynamak üzerine kurmuş ve bunun için de her şeyi göze alan bir karakterle karşı karşıyayız.
01:59Hatta yani ahlaki problemleri olan hani çalan, çırpan, insanları dolandıran.
02:04Küstah.
02:05Evet yani bir anti kahraman aslında hani izleyicinin hemen kolaylıkla benimseyemeyeceği pek çok kusuru olan Marty Mauser ki aslında gerçek hayatta ona ilham veren bu kahramana ilham veren kişi Marty Reisman adında bir Amerikalı masa tenisi şampiyonuymuş.
02:27Ama tabii filmin birebir onun hayatını anlattığını söyleyemeyiz çünkü ben biraz Reisman'ı da okudum filmi izledikten sonra.
02:37Reisman'ın mesela hani hiç dünya şampiyonluğu falan yok.
02:41Daha ziyade bir showman olarak yani çok yetenekli.
02:46Şimdi bu yetenek sözcüğünü de burada aslında böyle bir tırnak içine alıyorum çünkü konuştukça ortaya çıkacak.
02:53Yani galiba o zamanlarda 1950'leri anlatıyor film yetenek lafından ziyade marifet lafı.
03:02Yani İngilizcesiyle söylersek talent yerine skill, beceri, marifet lafının daha çok ön planda olduğu bir dünyada yaşanıyor.
03:11Ve o beceriler, o marifet o günün dünyasında pek para etmiyor.
03:18Yani beni filmden...
03:20Evet, iltifata tabi değil.
03:22İltifata tabi olsa bile yani hayatını sürdürmeye, onun hayatını kazanmasına yetmiyor.
03:29Ve onun için de bir sürü yan yollara satmak zorunda.
03:32Film bize esas en çok bu yan sokaklarda, arka sokaklarda gezdiriyor.
03:37Ve 1950'lerin dünyasını anlamamıza da yardımcı oluyor.
03:43Yani çok değil, 75 sene öncesinden bahsediyoruz.
03:46Spor dünyasında ve dünyadaki ahlaki değerlerde ya da işte ekonomik koşullarda ne kadar çok şeyin değiştiğini yüzümüze çarpan bir hikaye.
03:58Çok iyi söyledin.
03:59Ben birazcık yani tam bu söylediğin kısımla ilgili olarak hüzünlendiğim bir şey oldu.
04:07Evet o zaman işte imkanlar çok daha farklı yok yani.
04:12İşte ne bileyim turnuvaya katılmak için para bulmak zor.
04:15Hele ki böyle masa tenisi gibi Amerika'da o zamanlar için ana akımın içinde çok olmayan bir spor doluysa daha da zor vesaire vesaire.
04:25Yani filmde görüyoruz ama insanların daha fazla hayatın içinde olduğunu duygusu.
04:32Yani ben de ki kötü hiss değilim, filme dair bir kötü hiss değil de ya biz ne kadar aslında böyle bir tür kastre edildik.
04:41Sentetik hayatlar yaşıyor.
04:43Korkmamak var yani hayata cüret etmek dediğimiz şey var ya yani tabii ki karakter orada bir kurmaca karakter.
04:50Karakter ve netice itibariyle işte onu kötü durumlara sokup çıkartıyor.
04:55Adam zaten yani baş karakter bir anti kahraman dediğin gibi.
04:59Ama aynı zamanda da böyle hani sevileceğin ya ulan çok kötü huyları var ama bir yandan da az şey değil.
05:05Kazansız ya.
05:06Böyle hani bir ilişki kurabildiğin bir anti kahraman o.
05:09Ama vallahi bile en çok şöyle düşündüm belki de yani hani memleket meseleleri filan da işin içine giriyor.
05:17Ya böyle ne bileyim hani o adamın türünde böyle daha hafif suçların mahallede çözüldüğü.
05:25Hani Türkiye'de de öyle zamanlar vardı.
05:27Yani kabahat.
05:28Kabahatlerin böyle ne bileyim evet birisinin camını kırarsın falan.
05:32Demek istediğim o karakterin genç yaşlarda daha böyle adam kadın sayıldığın yani daha böyle büyük büyük hani muamele gördüğün.
05:42Gerçekten de ben hani çok da böyle yaşlı değilim ama 80'leri sonuyla 90'ların başını gayet iyi hatırlıyorum.
05:50Böyle bir sürü şey değişmiş gibi geliyor.
05:53Enteresan bir histi benim yaşam.
05:54Yani hayatı göze almak konusunda genç kuşaklar eskiler kadar cesur değil demek istiyorsun sanıyorum.
06:02Ve geç büyüyoruz gibi bir yandan.
06:04Ama şimdi bak sana bizim bugün bu konuyu konuşmamıza yardımcı olan iki tane şey hatırlatacağım.
06:11Birincisi iki hafta önce burada anlatmaya çalıştığımız Alperen Şengün'ü kâti.
06:16Yani Alperen'in sporcu olabilmek adına tutkusunun peşinden gidebilmek adına nelerden vazgeçtiğinden söz etmiştik.
06:25Ailesinin de gene neleri göze aldığını çocuklarını işte kaç kilometre öteye yolladığını ve onu özlemek pahasına onu doğru düzgün kucaklayamadan büyüdüğünü görmüşler.
06:38Şimdi bu hikaye burada dursun bu Özver'i hikayesi.
06:43Birkaç gün önce önüme düştü ki sana da gönderdim.
06:48Djokovic'le Slaran Bilic'in yapmış olduğu bir sohbet programı konuşuyor ortada sosyal medyada.
06:54Epeyce uzun aslında bir saatten daha uzun bir sohbet ama onun küçük bir kesidinde Djokovic 16 yaşındayken
07:04işte babasının durumunun hiç iyi olmadığını yani hayatlarını bir şekilde sürdürdüklerini
07:09ama onun tenis oynamasını iyi şartlarda yetişmesini sağlayabilecek imkanlardan yoksun olduklarını anlatıyor.
07:16Ve babası gidip tefecilerden 5000 dolar ödünç para istiyor.
07:24%30 faizle veriyorlar o parayı ve yani o parayı nasıl geri ödeyeceği konusunda
07:32baba Djokovic'in Sırdan adı galiba Sırdan Djokovic'in hiçbir fikri yok.
07:38Ama oğlunu Amerika'ya götürmesi lazım bir turnuvaya katılabilmeleri için.
07:41Birkaç turnuvaya katılacak bu yaşlarda.
07:43Yani çocuğun gelişimi için bu paraya ihtiyaçları var o para ortada yok ve mafya'ya bulaşıyorlar.
07:50Sonrasında bizi işte takip ettiler herhalde ödeyememişler parayı hemen ya da söz verdikleri zamanda.
07:57İşte bayağı başladı derdi girmiş.
08:00Şimdi bu da mesela nelerin göze alındığını gösteren.
08:03Martin'in hikayesi gibi.
08:04Martin'in hikayesinin 2000'lere taşınmış versiyonu.
08:08Dolayısıyla çok fazla bir şey değişmiyor galiba.
08:10Olabilir.
08:11Martin'in hikayesini bugüne uyarladığımız zaman pek çok sinema yazarının da altını çizdiği gibi naif bir hikaye.
08:18Tabii.
08:19Yani naif bir örgü anlatıyor.
08:20Zaten film adı üstünde.
08:22Film sonuçta bir kurmaca dünya ve tabii ki yani.
08:26Ama benim aklıma getirdiği şey itibariyle böyle hani bizim bu böyle kendi şeylerimize, bubble'larımıza yani kendi dünyamıza, baloncuklarımıza çekildiğimiz teması,
08:38özellikle fiziksel teması, mümkün olduğu kadar diğer insanlarla aza indirdiğimiz, sıfıra yakına indirdiğimiz,
08:45evlerimizden dışarı riskisi kadar çıkmadığımız, yani çocuk sokakta yaşadığım bir dönem hatırlıyorum.
08:50Her şeyden korktunuz, çekindiğimiz.
08:52Evet acaba ne yapar, başıma bir iş gelirim, öyle mi yapayım, onu söyleyebilir miyim, söyleyemez miyim filan.
08:58Diliyor da nitekim bunları söyleyenlerin başına o işler.
09:01Bunu bana düşündürttü yani birazcık çünkü şey ya hani devlet dediğimiz mekanizmalar filan böyle aslında bizim hayatlarımızı,
09:09yani insanlık nedir, bir sistem kurmuş tarih boyunca iyi kötü ve kendi hayatını daha iyi bir üst seviyeye çıkarmak için de bir örgütlenmeye gitmiş.
09:19Bunun adı da devlet denmiş.
09:21Ama biz de hani devlet bizim için var gibi hissetmiyoruz da bazen biz tamamen devlet için varız ve o anda nasıl yaşamamızı istiyorsa öyle yaşıyoruz.
09:29Kendisi için var ya da kendisini ele geçirenler için.
09:32Halbuki yani işte bize böyle bizi daha mutlu ve kendine güvenen ve böyle kendini daha rahat ifade edebilen insanlar haline getirse ki akıl da fikir de, ilim de, irfan da oradan çıkıyor.
09:44Yetenek de oradan çıkıyor.
09:45Yani işte yeteneklerin geçerlilik kazanması, bugünün sisteminde, ideal olmayabilir bu sistem ama yani bu sistemde yüzyıllardır yaşıyoruz,
09:56para etmesi diye şey yapalım, rasyonalize edelim, sisteme uyduralım.
10:04İşte bu her çağda, her dönemde sorun olmuş.
10:10Bugün de çok yetenekli, çok akıllı, işte orijinal fikirleri olduğunu düşünen bence pek çok genç var.
10:18Ama bunları nasıl paraya çevireceklerini, kendilerine bunlarla nasıl bir yaşam kurabileceklerini, nasıl bir kariyer planı yapabileceklerini bilemiyorlar.
10:28Marti aslında, filmdeki Marti, bunların 1950'deki örneği.
10:33Yani masa tenisinde olağanüstü bir yetenek ama masa tenisiyle hayatını kazanma ihtimali yok.
10:39Bu karşılığında ne var? Ayakkabı satıcısı olması lazım.
10:43Yani dayısı mı, amcısı mı, onun dükkanında tezgahtarlık yapması lazım.
10:48O zamanlar için hiç vena değil bu çözüm olarak.
10:51Yani orta sınıfta bir...
10:53Kim dükkanında müdürü falan yapar, seyrediyor zaten dayı.
10:56Ama istemiyor onu.
10:57İstemiyor.
10:58Tutkusunun peşinden gitmek, koşmak istiyor.
11:01Ve bunun için de başına gelmedik kalmıyor.
11:03Şimdi, yani tabii sporla, bugünün spor dünyasını bilen gençlere bu hikayeyi anlatmak, kabul ettirmek, tırnak içinde yutturmak çok kolay değil.
11:17Neden dersen, bugün sporla uğraşan herkes bir şekilde çok iyi paralar kazanıyor.
11:22Değil mi yani?
11:23Hele şampiyon falansa, bir yerin şampiyonluysa sponsor bulması çok kolay.
11:29İşte öyle değildi dünya.
11:30Bir kere spor, böylesine organize bir iş alanı değildi.
11:36Yani tırnak içerisinde endüstriyel bir üretim yoktu orada.
11:41Kapitalizmin henüz kapısını açmadığı bir alandı.
11:47Şöyle bir örnekle bunu çarpıcı hale getireyim.
11:52Basketbolla çok az ilgilenen insanların bile bildiği bir zirve noktası vardır.
11:59Will Chamberlain'in bir maçta 100 sayı attığı 1962'nin Mart ayında bir gece.
12:08Şimdi, Amerika'da profesyonel basketbol oynayan, yani hayatını bundan kazanan,
12:14o zaman 1962'de dünyanın bir başka ülkesinde bir insanın basketbol oynayarak hayatını kazanması söz konusu bile değil.
12:22Amerika'da gene bu iş göğe en ileri gitmiş noktada.
12:28Profesyonel basketbol oynayan ve herkesin adını bildiği bir sporcu bir maçta 100 sayı atıyor.
12:34Bugün hala o seviyeyle kırılamamış bir rekor.
12:37O maçtan bir kare fotoğraf yok.
12:42Bir kare var, bir kare var maç anında değil.
12:46Bir kağıda 100 yazmışlar.
12:48Hatırlıyorum.
12:49Bir kare kağıdı Chamberlain'in tutuyor böyle.
12:50Fotoğraf gözümünün önüne.
12:51Çünkü maçtan sonra onun çok önemli, tarihi değiştiren bir an olduğunu hissediyorlar.
12:58Ama birisi koşup gidip fotoğrafçı çağırıyor.
13:00Yani vesikalık fotoğraf çeken bir adamı spor salonuna getiriyorlar.
13:05Onu da oraya oturtuyorlar.
13:06Elinde 100 yazılı, el yazısıyla gayet çocuksu, 100 yazılı kağıdı.
13:11Böyle tutarak o anı ölümsüzleştiriyor.
13:15Bugün NBA diye izlediğimiz her karesini, herkesin dünyanın her yerinde canlı izleyebildiği o ligde 1962 yılında durum bu.
13:2462 ya.
13:25Evet.
13:26Yani spor bugün üretmiş olduğu paraları, o çok sıfırlı kontratları, milyonlarca hatta milyarlarca dolarları 60 sene önce, 70 sene önce kesinlikle telaffuz edemiyordu.
13:40Marifetli insanlar da onlar.
13:42Hani zaten filmde de Harlem'le beraber şov yapmaya çıkıyor ya, tavalarla pimpon oynuyorlar.
13:48Evet, evet.
13:49Yani aslında o bir tür sirk.
13:51Sirk, sirk.
13:51İşte 3 kuruşa, 5 kuruşa bilet satılıyor o gösterilere.
13:55Evet.
13:55Şey, bu arada çok ilginç, Manibolu, işte biz spor filmleri üzerine konuşuruz dediğimizi bir daha izledim.
14:03Mesela Manibolu'nun, evet gerçek bir hikayeye dayanıyor vesaire ama bir yandan da bir sinematografik olarak o kadar ilginç.
14:10İyi bir çatışması var ki.
14:11Çünkü şunun için biz normalde hikayelerde şeyi biliyoruz ya işte, Marty'de de öyle.
14:16Marty çok yetenekli işte ama bir türlü oradan kaynağı yaratamıyor vesaire.
14:20Ve dolayısıyla o işte yetenekli ya farkına varlamayan yetenek ya işte bir türlü bunu maddiyata çeviremeyen büyük yetenek.
14:28Manibolu'nun başında Bili Bey'ini düşün, o da tam tersi yanlış seçimle yani yıldız olunacak diye Stanford'daki bursunu bıraktıktan sonra
14:38yani beni yanlış seçtiler ve aslında benden bezbolcu olmazdı ve bence bu gözüküyordu diyor böyle Bey'in de inandığı şey o.
14:47Ve benim kariyerimi mahvettiler.
14:49Ben Stanford'da okuyacaktım, ilim adamı, bilim adamı bir şey olacaktım.
14:52Yani tersten ben diyor sandıkları kadar yetenekli değildim ya da yeteneklerim vardı ama
14:57bunların birleşiminden iyi bir gözlemci, bu işe daha bilimsel bakan, filmin temel söylemi de odur ya Manibolu'da
15:05gerçekten benimle ilgili veriyi doğru analiz eden birileri olsaydı o zaman diyor Bili Bey'in
15:11zaten intikamını da öyle almak istiyor o beyzbol liginden.
15:15Yani diyor ki ben buraya öyle bir şey yapacağım, yanlış çocukları seçiyorsunuz, getiriyorsunuz.
15:20Bu yanlış çocukların hayatlarıyla da oynuyorsunuz.
15:22Ben de onlardan biriyim çünkü ben Stanford bursunu reddettim.
15:25Dolayısıyla ben bu işi düzgün yapacağım diyor.
15:27Yani oradaki çatışmanın, matematiğinin güzelliği de birazcık Manibolu benim için işte
15:32en sevdiğim filmlerden bir tanesi.
15:34Marty'deki bir yanı var, yani senin anlattığın bir yüzü var.
15:38Bir de bir başka yüzü daha var, bir de harcanan hayatlar kısmı da var yani.
15:41Bence her insan yaşamının bir dönem içinde yaptığı işi, çizdiği kariyer grafiğini vesaireyi
15:53şöyle bir tartıya koyup
15:55ya ben başka bir şey yapabilir miydim?
15:59İşte başka bir yolu seçmiş olsaydım acaba nereye varırdım?
16:03Muhasebesinin peşinden gider.
16:05Yani benim acaba ziyan olmuş mu?
16:07Ya da en azından hayatının bir noktasında değil mi?
16:09Herkes bazı yeteneklerinin görülemediğinin, ziyan edilip gittiğinin şikayetleri içerisindedir.
16:17Yani bu bence hepimizin başına gelen bir şey.
16:23Bilemiyorum yani bunların önüne nasıl geçilebilirim?
16:26Burada kusursuz diye bir şey yok.
16:28Mükemmel bir dünya yok.
16:30Yok tabii ki.
16:30İşte de her şeyin adil olacağı ve doğru yapılacağı.
16:33Hani Manibolu filmi evet çok güzel bir noktaya getirdin.
16:37Benim de sevdiğim bir film.
16:39Bu arayışın içerisinde ve bununla bir farklı yol çizebildiğini gösteriyor.
16:45Ve de tersten bakması da iyi.
16:47Yani yıldız diye alınan çocuğun aslında yıldız olmamasıyla hesaplaşıp sisteme isyan ediyor olması bir yandan da.
16:57Evet.
16:59Buradan belki diğer sevdiğimiz filmlere gidebiliriz.
17:03Yani işte ben Any Given Sunday'i mesela çok severim.
17:10Al Pacino'lu olmasından mı artık işte Amerikan futbolunun ayrıca izleyicisi olmamdan mı kaynaklanıyor bilmiyorum ama
17:18yani bize o profesyonel dünyanın acımasızlığını aynı zamanda Amerikan futbolunun da ne kadar merhametsiz bir spor olduğunu anlatır.
17:30Ve onunla yine aynı paraleli Jerry Maguire'ı koyabilirim.
17:35Evet.
17:35Gene o da profesyonel sporun.
17:37Bunların üçü de iyi.
17:38Bir lafın araya girdim.
17:40Şöyle yani mesela Manibolu'da beyzbol işte diğerinde Any Given Sunday'de Amerikan futbolu filan ama
17:46aslında yani başka bir sporu da oraya yani sporu bilmene, beyzbolu bilmene, Amerikan futbolunu bilmene gerek duyan şeyler değil.
17:55Bu sporcu hayatı, profesyonellik, endüstriyle ilgili çatışmalar bazen eleştiren bir nokta.
18:03Kurbanlar ya da başarı öyküleri hepsi iç içe geçmiş.
18:06Aynen ve yani oradaki önemli olan şey şeyi anlıyorsun hakikaten bu spor endüstrisinde oyuncuların çektikleri işte antrenörlerin, kulüp başkanları, onların tavırları, oradaki ilişkiler muhtemelen gitsek değil mi öyle değil mi?
18:21Basketbolda da futbolda da benzer sahneleri görebileceğimiz hikayeler.
18:25Aslında o anlamda evrensel hikayeler anlatılıyor yani.
18:28Evet tabii yani aslında bunlar iyi birer film.
18:32İyi hikaye anlatıcıları tarafından beyaz perdeye yansıtılmış örnekler.
18:38Ama içinde spor olduğu için ve biz de sporda kendimizi bulduğumuz için ona çok daha kolay katılabildiğimiz için çok seviyoruz.
18:48Yani ben tabii burada bir sinema eleştirmeni olarak ahkam kesecek halim yok.
18:53Yok canım biz işte spor severler olarak söylüyoruz.
18:56Enigir Sandeği de mesela benim bir tane spor doktoru bir arkadaşım bir gün bana demiştik yani.
19:01Sen sen ol çocuğuna profesyonel spor yaptırmadık.
19:04Doğru.
19:04Niye dedim hepsi sakat dedi ya.
19:07Hepsinin dediği omurgalarında, bellerinde, bacaklarında, dizlerinde.
19:11Yani o seviyede dediği...
19:12Ki onun sözünü ettiği sporlar yani bizim futbolumuz.
19:15İşte ne bileyim basketbol, voleybol vesaire.
19:18Evet onlar aynen.
19:19Yani bizde popüler olan.
19:20Popülerler aynen.
19:21Amerikan futbolu yani kötürüm bırakıyor insanları.
19:26Bambaşka bir şey ki bununla da ilgili yine bir film vardı.
19:29Yanılmıyorsam Concussion.
19:31Beyin sarsıntısı diye çevrildi Türkçe'ye.
19:34Will Smith'in oynadığı ve Amerikan futbolunun aslında insan sağlığı için ne kadar zararlı bir aktivite olduğunu.
19:41Artık spor demek bile belki zor ama.
19:43Şimdi Obama'nın bu konuda şöyle bir tespiti var.
19:50Diyor ki ben çok iyi bir Amerikan futbolu izleyicisiyim.
19:53Yani pazar günlerini iple çekiyorum maç saati gelsin diye.
19:56Maçları büyük bir ilgiyle izliyorum.
19:59Ama kız çocuklarım olduğu için de aynı zamanda Tanrı'ya şükrediyorum.
20:05Çünkü oğlum olsaydı Amerikan futbolu oynamak isteyecekti.
20:11Ve ben onu engellemeye çalışacaktım.
20:13Çünkü akılcılık, mantıklı tercih onun Amerikan futbolu oynamasını engellemeyi.
20:20Ama bir taraftan da oturup televizyonun başında o oyunu izlemekten büyük zevk alıyorsun.
20:27Bu müthiş bir çelişki.
20:29Birilerinin çocukları da oynuyor yani çıkıp orada.
20:32Şimdi sen söyledin ben güzel oldu ben top bana geçerken.
20:36Çünkü şöyle ben şimdi listeyi yaparken önce sadece güzel film yani beğendiğim böyle estetik sinematografik açıdan iyi filmler gibi böyle düşündüm.
20:45Sonra dedim ya öyle yapmayayım.
20:46Hani o ayrı zaten insanlara girer ona bakarlar.
20:49Hayatımı etkileyen.
20:51Mesela iki tane şey koydum.
20:53Karate Kung Fu filmi koydum.
20:55Bir tanesi evet yani Karate Kid.
20:58Rocky'i saymıyorum o da var listemde de hadi o boks.
21:01Karate Kid diğeri fena kan sporu diye film vardı.
21:05Van Damme.
21:05Van Damme ve böyle ya şunun için söylüyorum bunu.
21:09Evet hayatımızda mesela çocukken biz ne bileyim ben 8-10 yaşında o kan sporunu falan izledim ben.
21:14Hakikaten de şey yani millet ağız burun birbirini dağıtıyor falan.
21:18Ama o zaman herhalde şiddetin en üst tahayyül edebilecek noktası burasıydı diye herhalde.
21:24Yani gündelik hayatımızın içinde şiddet varmış.
21:26Hani şimdi çocukların eline tabanca oyuncak vermiyorlar vesaire ya.
21:30Biz kan sporu izliyormuşuz ya.
21:3210 yaşında birbirimize ayti hoyti falan yaparak büyüyormuşuz.
21:35Ama böyle psikopat deli manyak hani çocuğa izletirsen o da şöyle olur deli olur falan hani işte etrafına zarar veriyor.
21:42Öyle sosyopat falan da olmadan çok şükür herhalde tahminim yani olmadım.
21:46Yani hiçbir zaman mükemmel çözümler yoktu.
21:50Yok yok şeyce söylüyorum zaten mükemmel değil diye söylüyorum zaten.
21:53Ama hayatın kendisi de böyle bir şey.
21:55İşte yoktu ki yani bize ya çocuğa bu izletilmez ya da ne bileyim yap öyle bir mekanizma da yoktu anlatabiliyor muyum?
22:03Hani dur ya çocuk şiddet görür oradan falan diye.
22:07Baya böyle bize izletiyorlar listeye koydum.
22:09Diyorum ya kan sporu falan baya vurdulu kırdulu artık.
22:12Ama şimdi artık hani bunlar bırak sinemayı hani cebimize girmiştik.
22:17Naif kalıyor.
22:18Evet.
22:18Onu demeye çalışıyorum.
22:19Söylemek de ne kadar yani geçerli bilemiyorum.
22:21Evet yani mesela Box'ta hep yasaklanmıyor.
22:27Senin var mı Box'un film?
22:29Million Dollar Baby.
22:30Çok güzel.
22:31Çok iyi bir filmdir.
22:32Ki orada da aslında bir başroldeki kahraman kendisini bir yok oluşa doğru sürükler ve bundan rahatsız olmaz.
22:40Yani dayak yemekten, sakatlanmaktan hatta hayati tehlikeyle burun buruna gelmekten korkmadığını herkese göstermektedir.
22:50Ve bunun onu zaten ölümsüzlüğe taşıyacağını yani sıradan biri gibi yaşamaktansa kendi tutkusunun peşinde koşup erkenden ölmeyi tercih ettiğini söyle.
23:00Evet Raki'nin ilerleyen bölümlerinde görürüz onu.
23:04Raki'ye işte spor yapma denir.
23:07Raki bal bu ayağıma yapacağım der.
23:09Raging Bull'daki karakter de mesela aynı şekilde hani.
23:13Nazgın Boğa o da hakikaten 80'lerin onu unutulmaz film.
23:18Tabii kendisine zararlı olduğu gibi etrafına zararlı bir şiddet figürüne dönüşen bir karakterdir.
23:24Orada Robert De Niro ve yani o şöhreti kaldıramama durumunu vesaireyi de orada görürsün.
23:30Boks filmlerine girdiğin zaman zaten aslında çok kolay 8-10 tane sayabiliyorsun.
23:37Ama hani değişik belki branşlara sıçramak bir şeyse mesela otomobil yarışında Rush filmine çok ayrı bir yere koyarım.
23:49Yani Nicky Laudan'ın da aynı zamanda hayat hikayesi olarak izlemek mümkün.
23:55Benim de öyle.
23:56Ayrı bir yerde yani.
23:57Bu filmlerinde yani Dam United benim için işte Michael Shee'nin başrolde oynadığı aslında Nigel Kwan hayat hikayesidir o da.
24:07Yani Nottingham Forest'ı yaratan adamın daha öncesindeki maceraları.
24:14Benim Escape to Victory işte yani zafere kaçış.
24:18Onu böyle şey babam filmi anlatmıştı bana yani izlemeden önce böyle bir film var şöyledir falan babam da çok futbol meraklısı.
24:28Ondan sonra şimdi değil de eskiden çok meraklıydı öyle söyleyeyim.
24:32Ondan sonra işte orada Ardilesler oynuyor falan diyor.
24:35Pele oynuyor.
24:36Pele, Bobby Raps'ın.
24:38Ondan sonra baya böyle futbolcu var.
24:40Sonra şeye baktım ben bizim mesela ismini bilmediğimiz, bilmediğimiz derken yani iyi bir futbol izleyicisinin bilebileceği ama atıyorum Ipswich Town'dan mesela bir şeyler var.
24:51Oradaki diğer futbolcular sahada falan.
24:55Benim için mesela özeldir.
24:56Ve o filmin içinde mesela Slyster Stallone olması falan.
24:59Kaleci olan.
24:59Ama işte onun da tabi dramatik kurgusunda o bir önemli bir nokta var.
25:05Çünkü Amerikalı ne anlayacak futboldan onu da kaleye koyalım bari falan gibi bir durum var.
25:11Yani onu da iyi bulmuşlar aslında.
25:12Evet çok benim için çok özel filmlerden bir tanesi o da yani.
25:16Evet güzel bir liste yaptık galiba.
25:19Yaptık yaptık.
25:20Ama hani bitirmeden kendi favori basketbol filmini de söyleyeyim.
25:26Aslında tabi onun da basketbol tam göbeğinde yer almıyor.
25:31Yani biraz Martin'in öyküsündeki masa tenisi gibi.
25:34Basketbol böyle filme biraz teyit geçiyor.
25:38Ve Forrester'ı bulmak.
25:39Sean Conner'ın oynadığı.
25:42Yani basketbolun belki merkezinde yer almadığı bir öykü ama edebiyatla ilişkisi daha sıkı fıkıla.
25:47Senin de edebiyatla olan şeyin.
25:50İzlemeyenler varsa geri dönüp bulmalarını tavsiye edebilirim.
25:53Ben de şeyi Türk filmlerinden de bir tane söylemiş olayım.
25:56Çünkü ekledim öyle bitireyim.
25:58Ya Ya Ya Şaşaş'a vardır bizde İlyas Salman'ın oynadığı.
26:02Ve böyle işte oradaki hoşuma giden şey de o da aslında işte Türkiye'nin aynı zamanda bu böyle işte köyden şehre göç vardır o hikayenin içerisinde.
26:13İşte şehirde işte çocuğun başka işlerle ilgilenmesi veya hiçbir şey olmasa kapıcılığa devam etmesi filan beklenirken.
26:20Para kazanması.
26:20Başka bir kariyer ama oradan kariyer mi gelir?
26:23Sonra gelince bir anda oğlan çok tatlı olur ama.
26:26El üstünde tutulur.
26:27Aynı Raging Bull gibi o da o şöhretle boşa çıkamaz filan.
26:31O filmi de Ümit Efek Hanım filmi.
26:33Onu da anmış olalım diyerek bitiriyorum o zaman.
26:38Efendim bir bölümün daha sonuna geldik.
26:39Bir sonraki bölümde görüşmek üzere.
26:41Kalın sağlıcakla.
İlk yorumu siz yapın
Yorumunuzu ekleyin

Önerilen