00:00Sempozyumunuzun Bir Çocuk Gibi Düşünmek, Rıfatılgız'ın edebiyatında saflık ve mizah başlıklı oturumuna hepiniz hoş geldiniz.
00:10Öncelikle mizah yani komediyi ele almadan trajediyeye mutlaka değinmek gerekir.
00:18Çünkü trajediyalar Aristoteles'in söylediğine göre Dianizos şenliklerinde İsa'dan önce 5-6. yüzyıllarda gözlemlediğimiz bir durum.
00:32Ve Dianizos şenliklerinde öncelikle trajediyalar var. Komedi diye bir şey yok.
00:39O içimizde olan bir hamur var ya öğretmek ve karşımıza öğrenmek için gelen biri ve o gücü hissettiğimizde mutlaka bir şey söylemek istiyoruz.
00:47Bir mesaj vermek istiyoruz ve işin içine ahlaki öğretiler giriyor, mesajlar giriyor, kaygılar giriyor ve çocuğa ideal olanı anlatmak, öğretmek geliyor.
00:58E tabii böyle olunca da işe nasıl olmamız gerektiği konusu bulaşıyor.
01:03Bu gereklilikler biliyorsunuz hayatımıza hiç iyi gelmiyor bize.
01:06Çünkü neyin gerekli olduğunu ve ideal olanı biliyoruz ama o ideale ulaşmak gerçekten çok zor.
01:12Bazen de belki de gereksiz çünkü sahici ve gerçekçiliği kaybettiğimiz bir noktaya gidiyoruz.
01:20İşte burada Rıfatılgaz önümüzde yine her zamanki gibi bir rehber.
01:24Çünkü hem o kırk kuşağının çocuğa bakışı, biraz önce Hasan Bey'in bahsettiği o saflık ve ideallik ve Hababam sınıfında da görüyoruz.
01:34Nasıl olduğumuz hakkında bilgi veren kısım çok çok kıymetli.
01:38Rıfatılgaz da Cumhuriyet'in eksiklerini, eğitim sistemindeki yanlışları eleştirmekten geri durmadı.
01:46Şehirli taşralı ayrımını, çatışmasını, köyden kente göçü, sınıf çelişkilerini anlatırken mizahın gücünden yararlandı.
01:54Romanlarını genellikle tanrı anlatıcı aracılığıyla aktarsa da gözünü hep bu ülkenin yoksul ve ezilen çocuklarına çevirdi.
02:04Ve onlarla aynı sırayı paylaşarak, aynı hizada durarak yazdı metinlerini.
02:10Onlara tepeden bakmadı.
02:12Çocuklar da samimiyetle uzatılan bu eli asla havada bırakmadılar.
02:17Ve yıllardır onun metinlerini okudular.
02:20Gerçekten de Rıfatılgaz'ın edebiyata vurgun olduğu yıllar belalı yıllardı.
02:26Dünya Hitler'le boğuşuyor.
02:28Memlekette ise, deyim yerindeyse, ökçü bir saldırganlıkla tamamlanamamış Cumhuriyet projesinin var olan kazanımları bir bir ortadan kaldırılmaya çalışılıyordu.
02:38Karartma geceleri aydınların üstündeki baskının bir yansımasıydı.
02:41Onların sürünmesi, hapishanelere konulması cabasıydı.
02:43Bu nedenle bir bakıma onların kuşağı savaş kuşağıydı.
02:47Bilmezlerdi elde silah dövüşmeyi.
02:50Ama düzenin pisliklerini duyumsayan bir anlayıştan geliyorlardı.
02:54Kesinlikle nazizme ve faşizme karşıydılar.
02:57Tevfik fikret geleneğini sürdürerek, çağdaş humanist bir yaklaşımla yakın çevre ilişkilerinin yarattığı duyarlılıkları kaleme alıyorlar.
03:04Bir yandan da Nazım'ın edebiyatta omuzlarına bıraktığı büyük mirası taşımaya çalışıyorlardı.
03:10Bu nedenle onun şiirlerini okuyarak cezaevine girmeyi göze alan bir anlayışın izini sürüyor.
03:17Büyük yaratılarını arıyorlardı henüz.
03:20Alçak gönüllüle dair, zaten alçak gönüllü bir adamdım.
03:25Herkesten uzak yaşadın, cami avlusunda, ölümünde gürültüsüz olsun diyor.
03:31Başka bir şiirde yaz geliyor şiiri var.
03:33Orada da biraz önceki bu sanataryum şiiri gibi bir ironisi var.
03:37Artık kömürlüğün önünden geçmek, ne beni korkutacak ne oğlumu, bir türlü gözü doymayan sobamızı hapsedeceğiz merdiven altına.
03:48Çünkü yaz geliyor.
03:50Sınıf kitabının dün de çok konuşulduğu, sınıfın ozanıyım mimli, hababam sınıfının yazarıyım ünlü dediği kitap.
03:57Yani onun özellikle kırklı yıllar, tabi biraz burada çok konuşulacak romanlarına geçen özellikle karartılmış geceler, günüyle gündüzüyle karartılmış günler o kırklı yıllar.
04:09O yaşadıkları tanıklarını, tanıklarını romana yazmış.
04:13Zaten bizim oturum demin arkadaşımız söyledi, yaşamın gerçekliğinde romanın gerçekliğine diye.
04:19Yani Rıfatılgaz'ın romancılığının, metinlerinin, yazarlığının işte belki de daha fazla kıymet görebilecekken görmemesi bağlamında bir hani görme biçimimizi değiştirelim, bakış açımızı değiştirelim.
04:36Türkiye'de üretilen romanları ya da edebiyatı alışla geldik çerçevelerin dışında düşünürsek belki Rıfatılgaz gibi kendine özgü, özgün yazarlara daha farklı bir alan açabiliriz diyerekten bir konuşma hazırladım.
04:54Edebiyatımızda niye bunca yıl varlığını sürdürmüş olmasına rağmen göz ardı edilmiş olması?
05:00Burada bulunan hemen herkes bundan önce de defalarca sempozyumlara, anma toplantılarına, etkinliklerine katılmıştır.
05:10Akademik olarak da yaptığımız işler var bu yönde.
05:15Ama şunu gerçekten söylemek ihtiyacını duyuyorum.
05:20Bu sempozyum bütün düzenleyicileriyle, hazırlayıcılarıyla kutlanmaya değer bir sempozyum.
05:32Ve Rıfatılgaz gibi düşünen pek çok insanın başına gelenleri, 2025'in Türkiye'sinde bir kez daha hatırlamak, nereye doğru gittiğimiz sorusunu bir kez daha sordururken,
05:44öte yandan da bu hayatın uzantısı olan edebiyatın, sanatın ve belki de bugün sabah konuşulduğu üzere öğretmenliğin nasıl bir şey olacağını da düşünmemizi sağlıyor.
06:02Belki o dönemde işte zaten memleket zor günlerden geçiyor, işte bir milli beraberlik, birlik ve beraberlik ruhu var.
06:12İşte biz zaten hani siyasal iktidar zar zor gemiyi yüzdürüyor, biz de fazla yüklenmeyelim diye düşünmüş olabilir mizahçılar.
06:22Döneminin o bin dokuz yüz kırklı yılların oluşturduğu o kültürel birikimin, o bin dokuz yüz kırklı yılların içinde o biriken kültürel birikimi bu dergide görebilmek çok mümkün.
06:37Çünkü Yunan ve Latin klasiklerinden örnekler veriyorlar.
06:41Hababam sınıfının değeri nedir?
06:43Hababam sınıfı büyülü kılan, önemli kılan, yetmiş yıldır gündemde tutan nedir?
06:49Yedi soru soracağım dedim Haydar Bey, sizin yediliklere bunu da ekleyebilirsiniz.
06:54Tabii şöyle bir özelliği var, bir metin düşünün.
06:57Şimdi işte yaratıcı yazarlık kurslarında, atölyelerinde bir metin, bir öykünün farklı şekillerde yazılması üzerine insanlar yazıyorlar, çiziyorlar, yeni şeyler getirmiş gibi sunuluyor.
07:08Tabii bu anlamda onlarda kıladığımız yok, işlerini yapıyorlar.
07:11Rıfat Irgaz bundan yetmiş yıl önce bir dergide yetmiş sekiz sayı devam eden bir öykü yazıyor.
07:20Babam tanıştırdı falan, baktım çay mayda yapmış onlara.
07:27İşte ben de çay koydum, oturdum ama babam konuşmasına devam ediyor ve oldukça sinirli.
07:35Yani Tarık Akan'a çıkışıyor.
07:39Sen diyor, hiç bu kitabı okudun mu oğlum diyor.
07:43Ha babam sınıfının kitabından bahsediyor.
07:47Okumadan diyor, bu rolü nasıl kabul edersin diyor ama babamı sinirli gördüğüm çok azdır.
07:54Bir ya da iki keredir böyle.
07:55Öyle hani çok kızgın, kavgacı halini hiç yani evde rastlamadım, görmedim.
08:03Gerçekten çok kızgındı.
08:07Tarık diyor ki, okumadım hocam.
08:10Okumadan bu rolü nasıl oynarsın?
08:13Takmış damat Ferit rolüne.
08:16Sen diyor, hangi okulda gördün diyor.
08:19Çocuk doğurmuş da diyor, üst katta çocuk büyütülsün diyor.
08:23Bu rolü kabul etmeyi hiç düşünmedin mi diyor falan.
08:26Hocam diyor, kitabı okumadım ama verdikleri senaryoyu okudum oynadım.
08:30Neyse daha söylendi, söylendi.
08:35Sonra dedi ki Tarık, ben dedi başka bir iş için geldik buraya hocam dedi.
08:41İşte karartma gecelerini çekecekler.
08:44Sonra Yusuf Kurçenli lafı aldı, anlattı.
08:49İşte planı söyledi, yönetmenliğini ben yapacağım dedi.
08:52Babam bir yandan Tarık'a bakıyor, bir yandan Yusuf Kurçenli'yi de sever, çok sever.
09:01Sonra da ikna ettiler, kabul etti.
09:05Neyse film çevrildi ve bir gece özel bir yerde yemek verirdi Bakırköy'de.
09:11Orada da yemek yerken filmi izledik, karartma gecelerini.
09:15Sonra Tarık geldi, hocam affettirdim mi kendimi size dedi.
09:19Gel dedi, anlından bir öpeyim dedi.
09:22Bunu da öyle affetmiş oldu ama Tarık da hep sonra söylerdi.
09:28Yani hocanın o kızışını hiç unutamayacağım diye.
09:33O kadar utandım ki dedi o kitabı okumadan.
09:36O rolü nasıl kabul ettim diye.
09:38İki anı kitabı var.
09:39Yokuş Yukarı ve 40 yıl önce, 40 yıl sonra.
09:42Aslında buna bir 40 daha eklesek, ne yazık ki değişen bir şey yok.
09:47O anılarından da onu görüyoruz.
09:49Yokuş Yukarı'da bilinçli verdiği bir tabii at.
09:52Hem Cağoloğlu Yokuş'un da bulunması orada çok büyük emek veriyor.
09:56Yalnızca yazar olarak değil, matbaa bölümünde de çalışıyor Rıfatılgaz.
10:00Bir de yaşamın getirdiği zorluklar var.
10:05İşte hapishaneler, sorgulamalar, hastalığı var, yoksulluk var, baskı.
10:12Her şey var, bütün zorluklar onunla birlikte.
10:17Tabii ondan, belki de o zorluklar onu da besliyor.
10:20Bu ülkenin hem yoksulluğa hem geliciliğe karşı mücadele eden kadınları, patriyat, patriarkaya karşı mücadele eden kadınları en umulmayan yerden bir şeyler söyleyebiliyorlar.
10:31Bu sabahki oturumun bize umuda dair çok fazla şey söylediğini belirtmem gerekiyor.
10:38Bu memleketten bir şey olmaz.
10:40İşte 50 yıldır bir şey değişmiyor falan diyenlere inat, o gençlere, o kadınlara bakmak gerekiyor.
10:46Bu ülkede çok şey değişir, çok güzel şeyler olur.
10:49Çünkü bu memleketin yüzyıllara dayanan bir birikimi var, kültürü var ve bunu işleyen aydınlık, güzel insanları var.
10:5812 Eylül'ün tüm sıcaklığıyla hepimizi ürperttiği günlerde tehlikeli bir işe başladım ben.
11:07Kastamonu gazetesinde yazı yazmaya başladım.
11:11İşte birkaç ay yazdıktan sonra, bu arada Rıfat Hoca Kastamonu mezbahasına atıldı.
11:17Oradan Dadayballı Dağ'a götürüldü.
11:20Biz uzaktan izliyoruz ve de onu muayene eden doktorlarla kontak kurmaya çalışıyoruz.
11:26Nitekim başardık da sonunda.
11:30Neyse hoca çıktı, İstanbul'a gitti, izliyoruz yine nasıl, sağlığı yerinde mi falan diye.
11:35Çünkü o da yazı yazıyordu, Kastamonu gazetesinde, Bartın gazetesinde.
11:39Yani koskoca yazar, Mahalli gazetelerde, Cide Postası'nda düzenli yazı yazan birisiydi.
11:46Bu kadar alçakgönlü bir insandı, bir yazardı.
11:49Gene destan gibi bir etkinliğe tanık olduk.
11:53Başından beri buradaydım, iyi ki gelmişim.
11:56Benim Bursa'ya kaçıncı gelişim diye düşündüm ve bulamadım.
12:04Fakir Baykurt etkinliğinde vardım, konuşma yapmıştım.
12:08Evvelki yıl Tomri Suyar etkinliğinde buradaydım.
12:12Ama Bursa'yla tanışıklığım bundan ibaret değil.
12:15Hayatı dirençle, mürekkeple, inatla, inançla geçmiş, bütün ömrü böyle geçmiş kıymetlimiz büyük ustamız Rıfat Ilgaz'ın.
12:26Benim yazdıklarım, halkımın gülüşünden ve öfkesinden doğdu sözünü aklımızdan ve masamızdan eksik etmeyelim.
12:34Çok teşekkür ederim.
12:45Umutla, öykü sevinciyle, saygı ve sevgiyle selamlıyor, sabırla dinlediğiniz için teşekkür ediyorum.
13:12Öyküleri Mansiyon'a ve Seçki'ye değer görülen yazar arkadaşlarımı ayrı ayrı kutluyorum.
Yorumlar