00:00Türkiye İşçi Partisi'nin genel başkanı ve İstanbul
00:04milletvekili Erkan Bağış açılış sorumlusunu
00:16Sevgili dostlar, değerli yoldaşlar, hepinizi saygıyla,
00:22sevgiyle selamlayarak başlayayım. Ve elbette bugün
00:26Van'da bir kayyum ataması haberiyle uyandık. Iıı özel
00:33olarak Van'daki halk iradesinin gaspı girişimine, aynı zamanda
00:38burada olduğumuz için Sancaktepe Belediye Meclisi
00:41üyesi arkadaşımızın tutuklanmasını ama bunlarla
00:46beraber hiç kuşku yok. Yani işte Hakkari'den Akdeniz
00:50Belediyesi'ne Esenyurt'tan Beşiktaş Belediyesi'ne kadar
00:52Türkiye'nin dört bir yanında halk iradesini yok sayma
00:56girişimlerinde. Bunun için hukuku basit bir enstrüman
01:00haline çeviren yaklaşımlara karşı haksızlığa uğrayan tüm
01:05yurttaşlarımızla beraber bu ülkede herhangi bir yurttaşa
01:10yapılmış haksızlık hepimize yapılan bir haksızlıktır.
01:13Anlayışıyla mücadeleye devam edeceğimizi ifade ederek ve
01:19her birisiyle teker teker dayanışma duygularımızı
01:22paylaşarak başlamak istiyorum. Adını koyalım. Yani bu
01:27Türkiye'de artık iktidar tarafından demokrasinin yük
01:31görüldüğünün bir itirafıdır. Yani bugün Türkiye'de demokrasi
01:36bir yük olarak görülmekte ve bir bütün olarak halkın seçme
01:40seçilme hakkının tasfiyesi hedeflenmektedir. Bununla
01:45başlıyorum, ekonomi temelli bir toplantıya ve aslında tam da
01:50doğru yerde olduğumuzu düşünüyorum değerli arkadaşlar.
01:52Şimdi biz bu toplantıları herhalde bir altı yedi ay önce
01:55ııı başladık. Iıı şunu söyleyerek bir çerçeve
02:01çizebilirim sanırım. Neden böyle bir ihtiyaç duyduk?
02:04Sadece toplantılar değil, pazar ziyaretleri, iş yeri
02:07ziyaretleri, ev toplantıları ve mümkün oldukça da mümkün
02:11oldukça yurttaşlarla sohbet edebileceğimiz zeminleri
02:14arttırmaya karar verdik. Bunun temel nedeni şu. Parlamentoyu
02:18görüyorsunuz. Artık orası konuşulan yer değil. Tarihse
02:21olarak konuşulan yer, tartışılan yerdir. Zaten
02:23işlevsizdir. Şu bu ayrı meseleler tartışırız. Ama
02:26artık orada
02:42göremiyorsunuz, gazetelerde göremiyorsunuz. Bunların
02:45tamamı artık sansürlenmiş durumda. Eee bir süre sosyal
02:50medya aracılığıyla sesimizi yurttaşlara duyurmaya çalıştık.
02:54Ama orada da hem iktidarın baskıları eee o alanı terörize
02:59etmesi, insanları korkutması, sindirme girişimleri hem de
03:03uluslararası sermayenin orada açık bir sansür, onu da
03:07şiddetle protesto edelim. Bakın çok basit bir örnek geçtiğimiz
03:10hafta gazeteci dostumuz Metin Cihan sadece bu iktidarın eee
03:14İsrail kapsamındaki suçlarını belgeli olarak teşhir ettiği
03:19için Türkiye'deki iktidarın talebi doğrultusundur. Doğrudan
03:22Twitter genel merkez tarafından Türkiye'de yasaklı hale geldi.
03:26Şimdi bütün bu baskıcı ortamda yapabileceğimiz tek şey var.
03:30Birbirimizin elini tutacağız, birbirimizin gözüne batacağız,
03:33kapı kapı gezeceğiz, işleri işleri gezeceğiz, mahalle
03:36mahalleye gezeceğiz, pazar pazar gezeceğiz. Ve herkesten
03:38şunu isteyeceğiz. Diyeceğiz ki arkadaşlar, dostlar,
03:41kardeşler, yoldaşlar, yurttaşlar gördüğünüz
03:45gerçeklere haykır. Gördüğünüz gerçekleri her yerde gerekiyorsa
03:49bir kişiye gerekiyorsa milyonlarca kişiye. Hangi
03:52araçla ulaştırabiliyorsak ulaştıralım. Çünkü şu anda
03:55dünyanın en önemli şeyi budur değerli arkadaşlar. Bakın
03:57uzatmayacağım. Işin o kısmını gerçekten önemsemiyorum.
04:00Hepimize görev düştüğü zaman. Şimdi akşam eve gittiğinizde
04:03seyrettiğiniz televizyon kanalı ne ise kendinize şu soruyu
04:06sorun. Oradaki o ışıklar altındaki sunucu, oradaki
04:10kameraman, oradaki çaycı, çorbacı, emin olun hiçbirisi
04:13sendika üyesi değil. Sabahtan akşama kadar haksızlıkları
04:16anlatan gazeteci arkadaşın aslında haksızlığa uğruyor.
04:21Anayasal hakkını kullanması engelleniyor. Hangi kadının
04:24sorusu? Hiçbirine ait etmiyorlar. E şimdi bu
04:27haksızlıkları dile getirdiğiniz zaman bu gerçeklerin duyulmasını
04:30engellemek için tabii ki sizi sansürleyecekler. Tabii ki sizi
04:33engelleyecekler. Tabii ki sizi susturmayacaklar. Ama biz de
04:36sizlere güveniyoruz. Yurttaşlara güveniyoruz. Doğruya
04:40güveniyoruz. Gerçeğin gücüne güveniyoruz ve bunları elimizden
04:44geldiğince gördüğümüz kadar ııı anlatmaya çalışacağız. Bu
04:48toplantıdan arkadaşlar birkaç tane sonuçla çıkmamız gerekiyor
04:51bana sorarsanız. Bir tanesi şu. Sıklıkla tekrar ediyorum. Belki
04:56bazı konuşmalarda gelenler daha önce bazı bulgular duymuş
05:00olabilir ama şunu son derece önemli buluyorum. Şimdi iki
05:05yüz yıl önce Türkiye'sine gidelim ya da dünyanın
05:07herhangi bir yerine üç yüz yıl, beş yüz yıl önceye gidelim.
05:10Iktidarlar nasıl yönetiyordu? Hepimiz biliyoruz. Cahil
05:14bırakarak yönetiyordu. Insanları çok büyük bölümü
05:17okuma yazma bile bilmiyordu. Bilgiye ulaşamıyordu.
05:19Bilimsel gelişim düzeyi gerilerdeydi. Şimdi gittikçe
05:23insanlık ilerledi, ilerledi, bir takım engelleri aştı ve bana
05:26göre bu çağın şöyle bir özelliği var. Artık geldiğimiz
05:28nokta şu. Bilginin insanların ulaşmasını engelleyemiyordu.
05:33Okuma yazma oranları çok arttı, bilim arttı, teknoloji arttı.
05:36Fakat artık yeni bir taktikleri var. Sürekli olarak yalan
05:41söylüyorlar, çokça yalan söylüyorlar, bolca yalan
05:43söylüyorlar ve gerçekte yalan doğruyla yanlış hepsi iç içe
05:49geçerek ve bir neden sonuç ilişkisi kurulmadan insanların
05:53karşısına boca edilerek onların bir bütünlük kurması,
05:58düşünebilmesi, sorgulayabilmesi, değerlendirebilmesi,
06:01eleştirebilmesi engellenmeye çalışılıyor. Bakın bu çok
06:05önemli arkadaşlar. Şimdi mesela hepimiz Kartalkaya yangınını
06:09hatırlıyoruz. Yakın bir tarihte gerçekleşti. Yetmiş sekiz
06:12yurttaşımız hayatını kaybetti, öfkelendik falan. Ben mesela o
06:17gün neyi düşündüm biliyor musunuz? Aladağ'da kız
06:21çocuklarının öldüğünü yangında öldüğünü mesela kaç kişi
06:24hatırlıyor şu anda? Esenyurt'ta bir inşaatın barınma alanında
06:29işçilerin yattığı yerde bir yangınç on iki kişinin öldüğünü
06:33Beşiktaş'ta yine bir yangında yirmi sekiz işçinin hayatını
06:36kaybettiğini sizce şu anda Türkiye'de kaç kişi
06:38hatırlıyor? Sürekli olan yeni felaketler, yeni felaketler,
06:43yeni felaketler ve her karşılaştığımız yeni felaket
06:46aslında bu felaketlerimi burada insan hayatının kaybedilmesini
06:49normalleştiriyor. O yüzden mesela artık dikkat edin mesela
06:55çok fazla şiddet görüntüleri yayılmaya başlanıyor.
06:58Normalleştirmeye çalışıyorlar. Ölümleri normalleştirmeye
07:01çalışıyorlar. Kayıpları normalleştirmeye çalışıyorlar.
07:03Hesap sorulmamasını normalleştirmeye çalışıyorlar.
07:06İstifa olmamasını normalleştirmeye çalışıyorlar.
07:09Şimdi bunun karşısında biz ne yapacağız? Hafıza oluşturmak
07:14zorundayız. Toplumun hafızası olmak zorundayız. Birbirimize
07:16sürekli hatırlatmalıyız. Diyelim ki ben burada
07:18hatırlıyorsam sizi hatırlatmalıyım. Siz iş yerinizdeki
07:21arkadaşınıza hatırlatmalısınız. Evinizde çocuğunu çocuğunuza,
07:24eşinize, sevgilinize hatırlatmalısınız. Mahallede
07:27komşunuzu hatırlatmalısınız. Ama asla unutulmasından
07:30normalleşmesine izin vermemeliyiz. Şimdi ve burada
07:35yalanla arkadaşlar binlerce yalan söylemelerinden korkmayın.
07:39Onların çok parası var, çok gücü var, medya organları var,
07:41şu var. Ama şuna inanalım, şuna güvenelim. Bir gerçek bin
07:46yalanı yok edebilir. Yeter ki o gerçeğin arkasında biz bir
07:49güç oluşturalım. O gerçeği güçlü biçimde haykıralım. Ama
07:53bakın biraz sonra birkaç tane örnek vereceğim. O kadar basit
07:56şeyler, o kadar kötü yalanlar, o kadar büyük bir egemenlik
08:00alanı kuruyor ki biz yeteneğe mücadele etmediğimiz için.
08:03Meltemcim vergiden bahsetti. Mesela bakın şöyle bir ezber
08:07var. Ta Berat Albayrak'tan bu yöne geliyor. Vergeyi tabana
08:11yaymamız lazım. Kimse buna itiraz etmiyor. Oysa tam tersi
08:15Türkiye'de vergi zaten tabana yayılmış durumda. Sadece biz
08:18vergi veriyoruz. Tavandakiler vergi vermiyor. Çok açık
08:22Türkiye'de devletin kazasına giren yüz liranın yetmiş
08:26lirasını taban tabandakiler veriyor. Ama devletin
08:29kazasındaki yüz liranın seksen beş lirası tepedekilere
08:32gidiyor. Verdiklerinden çok daha fazlasını alan bir
08:37zenginler sırası var ama mesela vergiyi tabana yaymak lazım
08:40deyince kimse itiraz etmiyor. Zaten tabana izliyorsunuz.
08:43Sizin bütün olayınız bu. Mesela bir örnek olarak söylüyorum.
08:47Bunu sadece. Dolayısıyla mesela başka bir örnek veriyorum.
08:52Bunlar ekonomi bilmiyor. Bunlar cahil. Arkadaşlar şimdi bir
08:56şeyi bilmemek suç mudur mesela? Öğrenirsin. Birisi bilmeden bir
09:01hata yaptıysa onu düzeltirsin. Ben tersini söylüyorum. Adalet
09:04ve Kalkınma Partisi iktidarı ekonomide bilerek, isteyerek
09:08tahammülen suç işliyor. Yani mesela bilmese arkadaşlar,
09:13bilmese şöyle bir şey olur mu ya? Adam yirmi iki yıldır
09:16iktidarda zenginler her gün daha zengin oluyor, fakirler her
09:20gün daha fakir oluyor. Şimdi bilmeden böyle bir şey
09:21yapılabilir mi? Istemeden planlamadan programlamadan bunu
09:27bir yola sokmadan bir düzen oluşturmadan. Bakın yemin
09:30ediyorum bir gün bulamazsınız. Yirmi iki yıldır hani bütün
09:34grafikler böyle böyle böyle oynuyor. En zengin yüzde birin
09:38aldığı pay her gün artıyor. Böyle bilmemek olabilir mi ya?
09:41Bu ne demek her gün onların aldığı pay artıyorsa yüzde
09:45doksan dokuzumuzun aldığı pay her gün azalıyor. Bakın yirmi
09:50iki yıldır her gün Türkiye'de işçiler, emekçiler daha uzun
09:54saatler çalışıyordur. Eskiden sekiz saat çalışma diye bir şey
09:58vardı.
Yorumlar