00:00Iki sene önce bu gece sabaha karşı Hatay'da, Maraş'ta,
00:23Adıyaman'da, Malatya'da on bir ilimizde hayat durdu. On bir
00:30ilimiz dipten gelen bir sarsıntıyla büyük bir yıkım
00:37yaşadı. Kentlerimiz yalnız bırakıldı. Bizler depremde o
00:44göçüklerin altındayken sesimi duyan var mı? Sesini aslında
00:50herkes duyuyordu. Ama devlet duymazdan geldi bizi. Biz
00:57birbirimizin sesini duyduk. Birbirimizin yarasını sarmaya
01:01çalıştık. Biz kıt olanaklarımızla bulduğumuz
01:06kürekle kazmayla akrabalarımızı, arkadaşlarımızı,
01:11komşularımızı canlarımızı kurtarmaya çalıştık. Ama bu
01:16kadarını yapabildik. O gün kepçeler gelmedi. O gün
01:22hiltiler yoktu. Ama aradan kısa bir zaman geçtikten sonra enkaz
01:29kaldırmak için ihaleye çıktılar ve birden ve birden yandaş
01:34müteahhit şirketlerin iş makinalarını gördük. Deprem
01:38bölgesinin dört bir yanında. O kepçeler o gün gelseydi biz bu
01:45kadar canımızı kaybetmezdik. Bizler bizzat arama kurtarma
01:51çalışmalarına katıldık. Bir kepçenin neleri kurtarabileceğini
01:55kaç canı kurtarabileceğini gözlerimizle gördük. O gün bir
02:00seferberlik ilan edilseydi o gün kışlalardan askerleri
02:05çıkarıp gidin halka yardım edin denseydi izin verilseydi
02:10askerin çıkmasına bunlar yaşanmazdı. O gün Türkiye'de
02:15oyandaş beş firmanın kepçeleri buralara gelseydi bizler bu kadar
02:21ölmeyecektik. Işte bizim canımızı yakan en çok yakan en
02:27çok bizleri kahreden konulardan birisi budur. Devlet bizi yalnız
02:33bıraktı. Ölüme terk etti. Günler sonra gelebildiler
02:36buralara. O da gelebildiler mi? Ayrı bir soru işareti. Aradan
02:43iki yıl geçti. Dışarıdan gelen değerli dostlarımız bizleri
02:48yalnız bırakmadık bırakmadılar. Ilk günde yalnız bırakmadılar.
02:52Bugün de yalnız bırakmadılar. Hepiniz görüyorsunuz değerli
02:56dostlar. Burası kocaman bir şantiyeye dönmüş. Deprem
03:02bölgeleri kocaman bir şantiyeye dönmüş. Hatay apaçık
03:07ve bariz bir biçimde ayrımcılığa maruz kalmış.
03:11Denetim yapmayan, konutları denetlemeyen, insanları bile
03:17bile ölüme terk eden sahte imar aflarıyla insanları ölüme
03:22terk eden anlayış şimdi de iki sene sonra deprem zedeyi yine
03:28aslında diri diri ölüme mahkum etmiş. Insanlar hala iki yıl
03:35geçtiği halde konteynerlarda yirmi bir metre kareye
03:39yaşamlarını sığdırmaya çalışıyor. Kadınlar bunun en
03:43ağır bedelini ödüyor. Yirmi bir metre kareye bir ailenin
03:49çocukların yaşamını sığdırmaya çalışıyorlar. Ve hala insanlar
03:55çok önemli oranda konteyner kentte yaşıyorlar. Bizlere
04:00deprem zedelere müşteri gözüyle bakan bu iktidar yine yok. Iki
04:06sene geçti aradan gene yok. Ve buradan biz iktidara, merkezi
04:12hükümete sesleniyoruz. Bir an önce konutlar yapılmalı,
04:18bitirilmeli ve bir an önce buradaki insanların
04:22konutlarına kavuşması sağlanmalı. Insanlar yaşama
04:27tutunmak için dört elle sarıldılar. Dışarıdan gelen
04:31toplumsal dayanışma ağlarının verdiği katkılarla ayakta
04:35durmaya çalıştılar. Hala bu moralle bizler bize uzatılmış
04:40odalı bizler tutarak burada yaşamaya çalıştık. Hayatta
04:45kalmaya çalıştık. Ve biz hiçbir zaman bu yaşadıklarımızı
04:51unutmayalım. Unutturmayalım. Cenazelerde yaygın bir söz
04:57vardır. Allah bu acıları size unutturmasın. Ben bir gün
05:05sordum. Acıları niye unutmayalım ki? Acılar içinde
05:10mi yaşayalım? Acıları unutmak daha iyi değil midir diye. Meğer
05:14ki bu sözün anlamı şuymuş. Daha beterini yaşamayın ki bu acıyı
05:20bu acı kalsın sadece aklımızda. Ama biz her seferinde
05:24daha büyük bir acı yaşıyoruz. Gölcük depreminden, Van
05:28depreminden sonra Maraş, Antakya depremini yaşadık ve
05:32daha büyük bir acı yaşadık bizler. Bizler bu hüznü
05:36unutmak istemiyoruz. Bizler bu hüznü unutmayacağız,
05:40unutturmayacağız ki daha çok canımız yanmasın. Ve sözlerimi
05:45tamamlarken burada reyhanları görüyorsunuz hepiniz. Şu
05:50sözlerle tamamlamak isterim.
05:54Bir kefi bakkur.
06:01Allah
06:06Nihni marihna nihna hon. Bu depremin en önemli sözünü
06:12burada kadınlar inşa etti. Biz gitmedik. Biz buradayız.
06:17Ve sizlere sözümüz olsun ki bizler bu kenti yüzyıllar
06:25boyunca birçok medeniyetlere beşiklik etmiş bu tarihi kenti
06:29ve bütün kentlerimizi sevgiden tuğlalarla hep beraber ama hep
06:35beraber öreceğiz. Kendimizi, kentimizi ve yaşamımızı
06:40yeniden ama yeniden inşa edeceğiz. Ölen bütün
06:44canlarımızı bir kez daha saygıyla anıyorum.
06:54Unutmak yok. Affetmek yok. Helalleşmek yok.
07:03Değil bu bir katliam.
07:10Susukça
07:15unutmak yok. Affetmek yok.
07:26Değerli dostlar herkese bugün burada bizler değerli Antakya
07:31halkı hepimizin başı sağ olsun. Biraz önce sevgili Eren o
07:39kadar güzel anlattı ki Rana Apartmanı sadece bir apartman
07:43dört duvar değil. Burada burada oluşmuş olan boşlukta yaşamlar
07:51vardı. Hayatlar vardı. Yitirdiğimiz canlar bir sayı
07:55değil. Yitirdiğimiz canlar çocuktu, gençti,
08:00annelerimiz, babalarımız, ablalarımız, teyzelerimiz,
08:04çocuklarımızdı. Yitirdiğimiz canlar bunların hepsiydi ve
08:09hayatlardı. Sevgili Mithatcan ve Haticecan'la yolu her
08:15devrimcinin yolu kesişmiştir. Antakya'da, Hatay'da, Türkiye'de
08:20insan hakları mücadelesi, devrimci mücadele, sosyalist
08:24mücadele veren birçok insanın yolu kesişmiştir kendileriyle.
08:29Antakya'da bütün devrimcilerin avukatlığını yapan onlara aynı
08:35zamanda avukatlığın yanı sıra insan hakları derneğinde çok
08:41önemli yol ve rehber sunanlardı. Her ikisi çok
08:45emektardı. Ve onların şahsında yitirdiğimiz bütün
08:50yoldaşlarımızı bu depremde yitirdiğimiz bütün canları bir
08:55kez daha saygıyla anıyorum. Ve Eren ne güzel ifade etti.
09:00Antakya bir tarihtir. Antakya bütün farklı halkların ve
09:06inançların bir arada barış içinde kardeşçe yaşadığı bir
09:10kenttir. O yüzden Antakya yıkılmaz. Antakya sadece bir
09:15bina değildi. Antakya sadece bir ağaçtan, bir binadan, bir
09:20asfalttan, bir yoldan, bir sokaktan ibaret değil. Antakya
09:25kadim bir kent Antakya bir tarihtir. Ve biz şuna yürekten
09:30inanıyoruz. Siz değerli canlarımızla beraber gençlerle
09:34beraber bu depremde yitirdiğimiz canlar için adalet
09:38arayanlar kentimiz için adalet arayan bütün canlarla beraber
09:42biz kendimizi de kentimizi de yeniden yeniden kuracağız. Ve
09:49yeniden Antakya bütün farklı halkların ve inançların ezanın,
09:53çanın, havzanın, Hazreti Hızır Türbesi'nin bir arada yaşadığı
09:58bir kent olmaya devam edecek. Bir kez daha yitirdiğimiz bütün
10:02canlarımızı sevgili Hatice Can'ı, Mithat Can'ı ve onların
10:07şahsında Rana Apartmanı'nda yitirdiğimiz Antakya'da,
10:11Hatay'da ve on bir kentimizde yitirdiğimiz bütün canları bir
10:16kez daha saygıyla anıyorum.