Oynatıcıya atlaAna içeriğe atla
  • 1 yıl önce
Yeni Yol grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, deprem bölgesindeki konutların hala tamamlanmadığını belirterek, ''Bir yılda 319 bin konutu hangi imkanlara yapacaksınız? Eğer dürüstseniz çıkın açıklayın bunu insanlara. Deyin ki, ‘Evet felaket büyük. Vakit alacak. Biz bunu ancak 6-7 yılda tamamlayacağız’. Niye seçimden önce iki yılda bitireceğiz diyorsunuz da seçimden sonra böyle zamana yayıyorsunuz. Bu dürüst siyaset değil. 6 şubat depremlerinden önce zaten ekonomik kriz yaşanıyordu. Ev yapımı, el yapımı ekonomik depremi Sayın Erdoğan ve damadı el ele vererek zaten hazırlamışlardı'' dedi.
(TBMM) - Yeni Yol grup toplantısında konuşan DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, deprem bölgesindeki konutların hala tamamlanmadığını belirterek, "Bir yılda 319 bin konutu hangi imkanlara yapacaksınız? Eğer dürüstseniz çıkın açıklayın bunu insanlara. Deyin ki, 'Evet felaket büyük. Vakit alacak. Biz bunu ancak 6-7 yılda tamamlayacağız'.

hbrlr1.com/ctlltfffkckckl

Kategori

🗞
Haberler
Döküm
00:00Konuşmalarını yapmak üzere Deva Partimizin Genel Başkanı
00:03Sayın Ali Babacan'ı kürsüye arz ediyorum. Buyurun Sayın
00:07Genel Başkanım.
00:09Buyurun.
00:28Kıymetli genel başkanlarımız Deva Partisi'nin, Gelecek
00:33Partisi'nin ve Saadet Partisi'nin değerli millet
00:36vekilleri yöneticileri kıymetli teşkilat mensuplarımız sivil
00:42toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin değerli
00:45temsilcileri bugün aramızda olan otuz bir Temmuz kovid infaz
00:51yasası mağdurları platformunun değerli başkanı ve
00:54temsilcileri kıymetli basın mensupları ekranları başında ve
00:59şu anda bizleri bu salonda izlemekte olan değerli konuklar
01:02hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Yeniyol grubunun
01:07bu üçüncü grup toplantısına hoş geldiniz, sefalar getirdiniz
01:11diyelim.
01:17Değerli arkadaşlarım iki yıl önce binlerce ev bir daha
01:23açılamayacak kapılar ardında sessizliğe gömüldü. Sayısız
01:28sevdikleriyle son kez aynı masaya oturdu, son kez yemek
01:34yedi, son kez gülümsedi. Kimi birbirine sarılarak uyudu, kimi
01:39son defa iyi geceler diye mesaj attı. Işte o gece hepimizin
01:46hayatında derin bir iz bıraktı. Insanlar korkuyu, acıyı,
01:51çaresizliği en derinlerinde hissettiler. Sadece on bir ille
01:57sadece üç dört bölgeyle sınırlandırılamayacak sayılarla
02:01ifade edilemeyecek bir felaketle yaşadınız. Doğusundan
02:05batısına, kuzeyinden güneye her elimizde hissedilen bir
02:09depremdi bu. İstanbul'daki bir öğrenci Maraş'taki ailesinden
02:14haber almak için telefonuna sarıldı. O anda depremi
02:19İstanbul'da hissetti. İzmir'deki bir kardeş Hatay'daki abisine
02:24ulaşamadı. Depremi İzmir'de hissetti. Trabzon'da bir baba
02:29Antep'teki İsrail'deki oğlundan haber alamadı. Depremi
02:35Trabzon'da hissetti. Kısacası arkadaşlar altı Şubat depremi
02:40Türkiye'nin yedi bölgesini vurdu. Türkiye'nin seksen bir
02:44ilini vurdu. Seksen beş milyon vatandaşımızı vurdu. Ben
02:49buradan bir kez daha altı Şubat depremlerinde hayatını kaybeden
02:53Allah'tan rahmet, kederli ailelerine de başsağlığı
02:57diliyorum. Allah bir daha ülkemize, milletimize böyle
03:01acılar yaşatmasın diyorum.
03:08Değerli arkadaşlar depremin altı Şubat depreminin üçüncü
03:13günden itibaren yani sekiz Şubat'tan itibaren
03:15bölgedeydim. Karayoluyla şehir şehir, ilçe ilçe köy köy
03:20gittik. Girilmemiş sokaklara girdik. Yardım eli uzatılmamış
03:24insanlarımıza ulaştık. Arama kurtarma çalışması
03:28başlatılmayan enkazların başındaki çaresizliği bizzat
03:32müşahede ettik. Benzin kuyruklarında bekledik.
03:36Bazıları gibi uçakla helikopterle gelip on beş dakika
03:40görüntü verip gidenlerden olmadık. Ve o karanlıkta
03:44elektriğin olmadığı sokaklarda gece eksi on yedi derecede
03:49vatandaşlarımızın kendi yaktıkları ateşin etrafında
03:52ısınmaya çalıştıklarına tanık olduk. Ateşin düştüğü yerleri
03:58gördüm. Acıyla kahrolmuş sokaklarda yürüdüm. Herkes şu
04:04soruyu soruyordu. Ilk kırk sekiz saatte devlet
04:08neredeydi? Bazı yerlerde bu süre yetmiş iki saat. Kimi yerde
04:13dört gün, kimi yerde beş gün. Merkezlerden uzaklaştıkça
04:18ilk müdahale süresi uzuyordu. Hele böyle küçük bir köy,
04:23ücra bir beldeyse dört gün, beş gün boyunca bir çalışma
04:28olmadı. Karın altında enkazın altında dört gün, beş gün
04:33hiçbir çalışma yapılmayan yıkık binalar gördüm. Dile kolay
04:41ama yüreğe çok ağır bu. Evladının olduğu bir enkazın
04:46başında günlerce tek başına bekleyen babalar gördüm. Aç
04:50susuz kalmış bebeğine çaresizce ağlayarak sarılan analar
04:54gördüm. Kardeşlerine ulaşmak için ellerini parçalaya
04:57parçalaya moloz kaldırmak zorunda kalanları gördüm. Bir
05:01şişe su, bir lokma ekmek için kuyruklarda bekleyen insanları
05:05gördüm. Hepsini dinledim. Hepsini tek tek. Ama tüm bu
05:10tabloya baktığımda ne gördüm biliyor musunuz? Göz göre göre
05:14gelen bir depremle göz göre göre yaşanan bir afetle mücadele
05:19edemeyen bir yönetim gördüm. Depremden sonrasıyla baş
05:24edemeyen, insanları çaresizliğe mahkum eden bir hükümet gördüm.
05:27Ve iki yıldır bu soruya hala cevap vermeyen, veremeyen bir
05:33iktidar gördüm. Evet. Iki yıl oldu milletçe bu sorunun henüz
05:39cevabını almış değiliz. Tekrar soruyorum. Ilk kırk sekiz saat
05:44de ilk yetmiş iki saatte neredeydiniz? Ne oldu? Niçin
05:50sistem felç oldu? Niye ilk müdahaleler yapılamadı?
05:54Özellikle enkaz altında hala sağ olan canlı olan insanlara
06:00ulaşmak için ilk kırk sekiz saat, ilk yetmiş saat çok
06:03kritiktir. Zaten hayatları kurtaracaksınız. O anda
06:07kurtarırsınız. Her yerde ama her yerde müdahalede büyük
06:12gecikmeler vardı. Iki yıl geçti. Hala eğer bunların
06:17sebebi bulunamadıysa hala siz bu sorulara hükümet olarak,
06:21iktidar olarak cevap veremiyorsanız olanlardan ders
06:25almadınız demektir. Bundan sonraki felaketlere de hazır
06:29değilsiniz demektir. Değerli arkadaşlar dün değil evvelsi
06:34gün yine deprem bölgesindeydim. Bu sefer hataydaydım. Evet.
06:40Ortalık toz duman. Bir inşaat çabası var. Ama bir şehri iyi
06:45anlamak için gerçekten biraz vakit harcamanız gerekiyor.
06:47Orada derinlemesine sohbetler etmeniz gerekiyor. Her
06:50kesimden insanla konuşmanız gerekiyor. Yani şehir
06:54merkezine girip buradaydım deyip ayrılmakla orayı
06:58anlamak mümkün olmuyor. Onun için derinlemesine bir ziyaret
07:03yaptık Hatay'a. Şunu gördük ki evet inşaat çabası var ama
07:09çilelerde devam ediyor. Bir dokunuyorsunuz bin ah iş
07:14ediyorsunuz. Ben şimdi sözü izninizle deprem bölgesindeki
07:18vatandaşlarımıza bırakmak istiyorum. Bugün onlar
07:23konuşsun. Bugün onların sesi de mecliste kendisine yer bulsun
07:28diyorum. Bütün bu izleyeceklerimiz pazartesi günü
07:32Hatay'dan.
07:40Evet.
07:44Görmedik. Hiçbir yardım almadım. Evet. Eee yani nasıl
07:49oluyor bu iş? Mahalle muhtarıyım. Benim üç aydan beri
07:53mahallemin konteynerimin muhtarlık konteynerim
07:57elektriği kesildi. Yirmi yedi bin beş yüz lira kaça
07:59elektrikten ceza yedim? Konteynerimi sattım, borcumu
08:03ödedim. Benim ben arabada yatıyorum. Depremi yaşadı.
08:07Allah kimseye yaşatmasın. Ama şu an terk edilmişiz.
08:10Bırakılmışız. Tamam. Yani ne bir yardım yardım. Ha konteyner
08:15kentlerde oturuyor, duruyor. Tamam. Örneğin Esen Kart diye
08:19bir şey çıkardı. Cumhurbaşkanımız açıkladı. Dedi
08:21ki bir zaman Esen Kartı'nda konteyner kentte oturanla eee
08:25emekli olana dair o Esen Kart'ı vereceğiz. Yemek işini
08:29kestiler. Tamam verdim. Ama bir yıldır Esen Kart diyor. Şu an
08:33Esen Kart'ı kesiyor. Neden kestin diye sorduğumuzda sen
08:36ihtiyaç sahibi değişmiyor. Ben bir yıldır ihtiyaç sahibiysem
08:39şimdi mi ihtiyaç sahibi olmadım? Ne değişti? Şu anda
08:43Toki'de evimiz çıktı doğru. Peki ama oradaki parsellerimiz ne
08:48olacak? Şimdi durumda bize hangi bir aydınlatma yok? Peki ne
08:51olacak? Benim aşağı yukarı dört yüzün üstünde metrem var. Evin
08:57şu anda oturumuna kadar doksan metre. Yüz metredi. Peki bu
09:02üç yüz metreyi herhangi bir aydınlatma yapılmıyor şu anda.
09:07Biz insanların evi yıkılmış, işyeri yıkılmış, her tarafı
09:12gitmiş. Çekiliş yapıyoruz, daire teslim ediyoruz. Daire
09:16nasıl teslim etmemiz lazım? Penceresi yok, eldesi yok, suyu
09:21yok, elektriği yok, ampulu yok. Eee on bir Haziran iki bin
09:27yirmi üçte sayın Cumhurbaşkanımız iki sanayi
09:29sitesinin yapılması karanlığa vesile imzaladığı halde hiçbir
09:33gelişme yok. Hiçbir gelişme yok. Mesela bizim iş yerimiz tam
09:37çarşının içindeydi. Büyük mesela biz burada kırk sekizlikler
09:40var bir de böyle küçükler var. Biz büyük bir yer istedik. Bize
09:43diyorlar ki beş tane sigortalı göstermemeli. Zaten ben beş
09:45sigortalı göstersem niye burayı tanıdık? Beş sigortalı mal
09:48ediyor. Bugün yirmi milyon. Yani ben onu nasıl karşılayayım
09:52zaten? Tokilere geçiyorlar ama toprak berbat. İçerisi berbat.
09:56Kalite kötüymüş ha. Çok berbat. Anahtarı veriyorlar. Şu an
Yorumlar

Önerilen