00:00Konuşmalarını yapmak üzere Deva Partimizin Genel Başkanı
00:03Sayın Ali Babacan'ı kürsüye arz ediyorum. Buyurun Sayın
00:07Genel Başkanım.
00:09Buyurun.
00:28Kıymetli genel başkanlarımız Deva Partisi'nin, Gelecek
00:33Partisi'nin ve Saadet Partisi'nin değerli millet
00:36vekilleri yöneticileri kıymetli teşkilat mensuplarımız sivil
00:42toplum kuruluşlarının ve meslek örgütlerinin değerli
00:45temsilcileri bugün aramızda olan otuz bir Temmuz kovid infaz
00:51yasası mağdurları platformunun değerli başkanı ve
00:54temsilcileri kıymetli basın mensupları ekranları başında ve
00:59şu anda bizleri bu salonda izlemekte olan değerli konuklar
01:02hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum. Yeniyol grubunun
01:07bu üçüncü grup toplantısına hoş geldiniz, sefalar getirdiniz
01:11diyelim.
01:17Değerli arkadaşlarım iki yıl önce binlerce ev bir daha
01:23açılamayacak kapılar ardında sessizliğe gömüldü. Sayısız
01:28sevdikleriyle son kez aynı masaya oturdu, son kez yemek
01:34yedi, son kez gülümsedi. Kimi birbirine sarılarak uyudu, kimi
01:39son defa iyi geceler diye mesaj attı. Işte o gece hepimizin
01:46hayatında derin bir iz bıraktı. Insanlar korkuyu, acıyı,
01:51çaresizliği en derinlerinde hissettiler. Sadece on bir ille
01:57sadece üç dört bölgeyle sınırlandırılamayacak sayılarla
02:01ifade edilemeyecek bir felaketle yaşadınız. Doğusundan
02:05batısına, kuzeyinden güneye her elimizde hissedilen bir
02:09depremdi bu. İstanbul'daki bir öğrenci Maraş'taki ailesinden
02:14haber almak için telefonuna sarıldı. O anda depremi
02:19İstanbul'da hissetti. İzmir'deki bir kardeş Hatay'daki abisine
02:24ulaşamadı. Depremi İzmir'de hissetti. Trabzon'da bir baba
02:29Antep'teki İsrail'deki oğlundan haber alamadı. Depremi
02:35Trabzon'da hissetti. Kısacası arkadaşlar altı Şubat depremi
02:40Türkiye'nin yedi bölgesini vurdu. Türkiye'nin seksen bir
02:44ilini vurdu. Seksen beş milyon vatandaşımızı vurdu. Ben
02:49buradan bir kez daha altı Şubat depremlerinde hayatını kaybeden
02:53Allah'tan rahmet, kederli ailelerine de başsağlığı
02:57diliyorum. Allah bir daha ülkemize, milletimize böyle
03:01acılar yaşatmasın diyorum.
03:08Değerli arkadaşlar depremin altı Şubat depreminin üçüncü
03:13günden itibaren yani sekiz Şubat'tan itibaren
03:15bölgedeydim. Karayoluyla şehir şehir, ilçe ilçe köy köy
03:20gittik. Girilmemiş sokaklara girdik. Yardım eli uzatılmamış
03:24insanlarımıza ulaştık. Arama kurtarma çalışması
03:28başlatılmayan enkazların başındaki çaresizliği bizzat
03:32müşahede ettik. Benzin kuyruklarında bekledik.
03:36Bazıları gibi uçakla helikopterle gelip on beş dakika
03:40görüntü verip gidenlerden olmadık. Ve o karanlıkta
03:44elektriğin olmadığı sokaklarda gece eksi on yedi derecede
03:49vatandaşlarımızın kendi yaktıkları ateşin etrafında
03:52ısınmaya çalıştıklarına tanık olduk. Ateşin düştüğü yerleri
03:58gördüm. Acıyla kahrolmuş sokaklarda yürüdüm. Herkes şu
04:04soruyu soruyordu. Ilk kırk sekiz saatte devlet
04:08neredeydi? Bazı yerlerde bu süre yetmiş iki saat. Kimi yerde
04:13dört gün, kimi yerde beş gün. Merkezlerden uzaklaştıkça
04:18ilk müdahale süresi uzuyordu. Hele böyle küçük bir köy,
04:23ücra bir beldeyse dört gün, beş gün boyunca bir çalışma
04:28olmadı. Karın altında enkazın altında dört gün, beş gün
04:33hiçbir çalışma yapılmayan yıkık binalar gördüm. Dile kolay
04:41ama yüreğe çok ağır bu. Evladının olduğu bir enkazın
04:46başında günlerce tek başına bekleyen babalar gördüm. Aç
04:50susuz kalmış bebeğine çaresizce ağlayarak sarılan analar
04:54gördüm. Kardeşlerine ulaşmak için ellerini parçalaya
04:57parçalaya moloz kaldırmak zorunda kalanları gördüm. Bir
05:01şişe su, bir lokma ekmek için kuyruklarda bekleyen insanları
05:05gördüm. Hepsini dinledim. Hepsini tek tek. Ama tüm bu
05:10tabloya baktığımda ne gördüm biliyor musunuz? Göz göre göre
05:14gelen bir depremle göz göre göre yaşanan bir afetle mücadele
05:19edemeyen bir yönetim gördüm. Depremden sonrasıyla baş
05:24edemeyen, insanları çaresizliğe mahkum eden bir hükümet gördüm.
05:27Ve iki yıldır bu soruya hala cevap vermeyen, veremeyen bir
05:33iktidar gördüm. Evet. Iki yıl oldu milletçe bu sorunun henüz
05:39cevabını almış değiliz. Tekrar soruyorum. Ilk kırk sekiz saat
05:44de ilk yetmiş iki saatte neredeydiniz? Ne oldu? Niçin
05:50sistem felç oldu? Niye ilk müdahaleler yapılamadı?
05:54Özellikle enkaz altında hala sağ olan canlı olan insanlara
06:00ulaşmak için ilk kırk sekiz saat, ilk yetmiş saat çok
06:03kritiktir. Zaten hayatları kurtaracaksınız. O anda
06:07kurtarırsınız. Her yerde ama her yerde müdahalede büyük
06:12gecikmeler vardı. Iki yıl geçti. Hala eğer bunların
06:17sebebi bulunamadıysa hala siz bu sorulara hükümet olarak,
06:21iktidar olarak cevap veremiyorsanız olanlardan ders
06:25almadınız demektir. Bundan sonraki felaketlere de hazır
06:29değilsiniz demektir. Değerli arkadaşlar dün değil evvelsi
06:34gün yine deprem bölgesindeydim. Bu sefer hataydaydım. Evet.
06:40Ortalık toz duman. Bir inşaat çabası var. Ama bir şehri iyi
06:45anlamak için gerçekten biraz vakit harcamanız gerekiyor.
06:47Orada derinlemesine sohbetler etmeniz gerekiyor. Her
06:50kesimden insanla konuşmanız gerekiyor. Yani şehir
06:54merkezine girip buradaydım deyip ayrılmakla orayı
06:58anlamak mümkün olmuyor. Onun için derinlemesine bir ziyaret
07:03yaptık Hatay'a. Şunu gördük ki evet inşaat çabası var ama
07:09çilelerde devam ediyor. Bir dokunuyorsunuz bin ah iş
07:14ediyorsunuz. Ben şimdi sözü izninizle deprem bölgesindeki
07:18vatandaşlarımıza bırakmak istiyorum. Bugün onlar
07:23konuşsun. Bugün onların sesi de mecliste kendisine yer bulsun
07:28diyorum. Bütün bu izleyeceklerimiz pazartesi günü
07:32Hatay'dan.
07:40Evet.
07:44Görmedik. Hiçbir yardım almadım. Evet. Eee yani nasıl
07:49oluyor bu iş? Mahalle muhtarıyım. Benim üç aydan beri
07:53mahallemin konteynerimin muhtarlık konteynerim
07:57elektriği kesildi. Yirmi yedi bin beş yüz lira kaça
07:59elektrikten ceza yedim? Konteynerimi sattım, borcumu
08:03ödedim. Benim ben arabada yatıyorum. Depremi yaşadı.
08:07Allah kimseye yaşatmasın. Ama şu an terk edilmişiz.
08:10Bırakılmışız. Tamam. Yani ne bir yardım yardım. Ha konteyner
08:15kentlerde oturuyor, duruyor. Tamam. Örneğin Esen Kart diye
08:19bir şey çıkardı. Cumhurbaşkanımız açıkladı. Dedi
08:21ki bir zaman Esen Kartı'nda konteyner kentte oturanla eee
08:25emekli olana dair o Esen Kart'ı vereceğiz. Yemek işini
08:29kestiler. Tamam verdim. Ama bir yıldır Esen Kart diyor. Şu an
08:33Esen Kart'ı kesiyor. Neden kestin diye sorduğumuzda sen
08:36ihtiyaç sahibi değişmiyor. Ben bir yıldır ihtiyaç sahibiysem
08:39şimdi mi ihtiyaç sahibi olmadım? Ne değişti? Şu anda
08:43Toki'de evimiz çıktı doğru. Peki ama oradaki parsellerimiz ne
08:48olacak? Şimdi durumda bize hangi bir aydınlatma yok? Peki ne
08:51olacak? Benim aşağı yukarı dört yüzün üstünde metrem var. Evin
08:57şu anda oturumuna kadar doksan metre. Yüz metredi. Peki bu
09:02üç yüz metreyi herhangi bir aydınlatma yapılmıyor şu anda.
09:07Biz insanların evi yıkılmış, işyeri yıkılmış, her tarafı
09:12gitmiş. Çekiliş yapıyoruz, daire teslim ediyoruz. Daire
09:16nasıl teslim etmemiz lazım? Penceresi yok, eldesi yok, suyu
09:21yok, elektriği yok, ampulu yok. Eee on bir Haziran iki bin
09:27yirmi üçte sayın Cumhurbaşkanımız iki sanayi
09:29sitesinin yapılması karanlığa vesile imzaladığı halde hiçbir
09:33gelişme yok. Hiçbir gelişme yok. Mesela bizim iş yerimiz tam
09:37çarşının içindeydi. Büyük mesela biz burada kırk sekizlikler
09:40var bir de böyle küçükler var. Biz büyük bir yer istedik. Bize
09:43diyorlar ki beş tane sigortalı göstermemeli. Zaten ben beş
09:45sigortalı göstersem niye burayı tanıdık? Beş sigortalı mal
09:48ediyor. Bugün yirmi milyon. Yani ben onu nasıl karşılayayım
09:52zaten? Tokilere geçiyorlar ama toprak berbat. İçerisi berbat.
09:56Kalite kötüymüş ha. Çok berbat. Anahtarı veriyorlar. Şu an
Yorumlar