00:00Değerli meslektaşlarım, değerli ııı basın meslek örgütlerinin
00:06ııı başkanları gazetecilik mesleğini yapabilmek
00:10meslektaşlarımızın haksız yere gözaltına alınmamasını
00:14tutuklanmamasını, basın örgütlerinde hale edilmemesini
00:17talep etmek için bir kez daha birlikteyiz. Maalesef sık sık
00:21bu nedenle bir araya gelmek durumunda kalıyoruz.
00:25Ülkemizin ııı gündeminde eee gündeminden dolayı. Biz
00:29üyelerimizin istediği eğitimleri, toplantıları
00:32yapmak, mesleki ve hukuksal danışmanlık vermek, mesleğin
00:36niteliğinde artacak projeler gerçekleştirmeye çalışmak ve
00:40haksızlıkları görünür kılarak dayanışmayı çoğaltmakla
00:43sorumluyuz. Ancak gazetecilik mesleğinin yapılabilir olması
00:47için verilen mücadele yıllardır ilk gündem maddemiz olmaya
00:52devam ediyor. Gazetecilik mesleğini onlara uygun yapabilmek
00:57için meslektaşlarımızın önce iş bulabilmeleri, sonra basın iş
01:01yasası ile çalıştırılmaları hakça ücret almaları
01:05gerekiyor. Ardından da haber yaptı diye bir siyasetçi
01:09tarafından hedef gösterilmemeleri fiziksel
01:12saldırıya uğramamaları uğradıklarında ise
01:15saldırganların cezasızlıkla ödüllendirilmemeleri şart. Tabii
01:20gazetecilik yapabilmek için şartlar ve bu şartların
01:23sağlanması yetmiyor. Siyasetçilerin kamu yararına
01:29olmayan faaliyetlerini içeren haberlerin nedeniyle de suçlu
01:32olarak damgalanmamaları haksız gözaltı ve tutukluluk
01:36kararlarıyla mesleklerini yapmalarını engellenmemesi
01:40gerekiyor. Halk TV'de görev yapan beş meslektaşımız ııı
01:47içinde yirmi dokuz ayda iki bin yirmi beş Perşembe günü
01:50böyle bir gündü. Barış Peyraman, Seda Selek, Serhan
01:55Asker ve Kürşat Zorlu adli kontrol şartıyla serbest
01:58bırakıldı ama Genel Yönetmeni Suat ııı Toktaş arkadaşımız
02:02maalesef tutuklandı. Öncelikle meslektaşlarımıza geçmiş olsun
02:07diyoruz. Suat Toktaş'ın ise en kısa sürede serbest
02:10bırakılmasını istiyoruz. Ülkemize dışarıdan baktığımızda
02:14görünen tablo şu. Uluslararası tamayan gazeteciler
02:18örgütünün hazırladığı iki bin yirmi dört dünya basın
02:22özgürlüğü engellisine göre Türkiye yüz seksen ülke
02:25içerisinde yüz elli sekizinci sırada yer alıyor. Bu da tabii
02:30ülkemize yakışmıyor. Ülkenin basın özgürlüğü karnesi ne kadar
02:34kötü olursa olsun basın ve düşünce ifade özgürlüğü
02:38yönündeki engellerin kalktığı Reza yönündeki gazetecilerin
02:41özgür kaldığı haberin ve gazeteciliğin suç olarak
02:45görülmediği günlerde gazetecilik yapmak
02:47umudumuzu her zaman koruyoruz. Gazeteciliği suç saymaya
02:52çalışan bir anlayış olsa da hak odaklı insan odaklı gazeteciliğe
02:57gönül vermiş yürekten inanmış gazetecilerin mesleklerini
03:01evrensel etik ilkelerle yapmaya devam edeceklerini kamuoyunun
03:05bilgisine bir kez daha sunuyoruz.
03:09Başkanımız Vakmın Yer'e teşekkür ediyoruz. Şimdi ııı söz
03:14mikrofonları rahat kaydırabilmek için. Ben
03:17Yazarlar Derneği Başkanı Sayın
03:29Sevgili meslektaşlar çok zorlu günlerden geçiyoruz. Daha bir
03:38kaç gün önce çok önemli araştırmacı gazeteci Uğur
03:46Mumcu'nun bizi bekleyen tehlikeleri gördüğü için
03:53belki de herkesten önce gördüğü için öldürüldüğünü Türkiye'nin
03:59her yerine gidip haykırdık.
04:04Ve o gün bugün belki tetiği çeken eller ya da bombayı koyan
04:13nice gazetecilerimizin öldürülmelerinin hepsini
04:17bildiğimiz halde dibine kadar gidilmedi ve suçlular ortaya
04:23çıkarılmadı. Ya da azmettirenler ortaya çıkmadı.
04:26Yani Ocak ayı zaten birçok gazetecimizi kaybettiğimiz
04:31Metin Göktepe'yi sayabiliriz. Bir Şubat Akdipekçi'yi,
04:35Hırant'ı, hepsini sayabiliriz. Iıı bunların dibine inilmedikçe
04:41sorumlular bulunmadıkça bu işin devam edeceğinden hiç kuşkum
04:49yok.
04:52Günümüzde birbiri peşi sıra yazarların, sanatçıların
04:57gözaltına alınmaları, üstelik mesleğinin gereğini yaptıkları
05:03için suçlanmaları her şeyden önce düşünce ve ifade
05:08özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına karşıdır. Yalnız o
05:14kadar değil aynı zamanda anayasamızla da karşıdır. Ama
05:18unutmayalım ki ben anayasayı tanımıyorum diyen bir iktidarın
05:23yönetimindeyiz.
05:27Uğur Mumcu şöyle diyordu. Anımsayalım o sözleri. Çare
05:36solda ve sağda düşünce özgürlüğünü kısıtlayan bütün
05:41engellerin kaldırılmalıdır. Kaldırılmasıdır. Bir başka çare
05:46de yoktur. Ancak özgürlükçü ve demokratik toplumlarda bu
05:53altını çiziyorum siyaset, tarikat, ticaret üçgeniyle
05:58savaşılır. Kapalı rejimlerde ise bu akımlar devlet
06:04kadrolarına sinsi ve karanlık yöntemlerle ele geçirirler.
06:10Atatürk'ün laiklik ilkesinin ancak ve ancak özgürlükçü
06:17demokrasilerde savunulacağına inanıyorum. Demokrasilerden
06:23çözüm yolları yasaklarla değil özgürlüklerle elde edilebilir.
06:30Ve o yolda aranmalıdır. Günümüzde adaletin olmadığını
06:35biliyoruz ya da sözüm ona sözde adaletin iktidar yargısı
06:41olduğunu biliyoruz. Benim gibi düşünmeyen bana biat etmeyen
06:47yok olmaya mahkumdur. Fetvalarını biliyoruz. Ve
06:54başkalarına örnek olması için gözdağı vermek için sindirmek
07:00için, korkutmak için bunların adeta birer şoya dönüşerek
07:07uygulandığını ve yandaş gazeteciler aracılığıyla
07:13çoğaltıldığını, yaygınlaştırıldığını ve bu
07:18korkutmak amacının devam ettiğini, sürdüğünü görüyoruz.
07:23Yalnız birkaç gün önceki Halk TV'den beş arkadaşımızın değil
07:29ama unutmayalım, geçen yıl bir gün içinde on beş Kürt
07:36gazeteci hapse mahkeme oldu.
07:40Ve akıbetlerini bilmiyoruz. Yıllardır bu arada şunu da
07:49söylemek istiyorum. Önce gözaltına alıp sonra delil
07:55üretmek adeta bir alışkanlık haline dönüştü. Dünyanın hiçbir
08:02yerinde bunu göremiyoruz. Geçen yıl yine böyle bir
08:08toplantıda bu beş örgütün toplantısında Cumhurbaşkanlığına
08:16Cumhurbaşkanı'na hakaret iddiasıyla yaklaşık elli bin
08:23dava açıldı, kaydedildi. Bugün bilmiyorum belki bir şu
08:28açıklama arkadaşımdan gelecektir. Fakat
08:34Cumhurbaşkanı'na hakaretle başlayıp geziye bağlanan bu
08:39davaları gördükçe hak, hukuk bunların hiçbirinin olmadığını
08:45görüyoruz. Yıllardır demokrasinin olmazsa olmaz
08:50koşulu olan eşitliği, laikliği, toplumsal adaleti, ulusal
08:57bağımsızlığı ortadan kaldıran karşı devrimi yaşamaktayız.
09:04Gazetecilere uygulanan baskı, şiddet, tehdit, yaşamakta
09:10olduğumuz bu karşı devrimin bir parçasıdır, bir
09:14tümleyicisidir. Ve biliyorsunuz şiddet bulaşıcıdır. Korkutmak,
09:20gözdağı vermek, aşağılamak, sözüm ona aşağılamak için de
09:24kullanılmaktadır. Kişisel bir not düşmek istiyorum. Elli yılı
09:30aşkın süredir gazeteciyim. Hep sordukları şeye korkmuyor
09:36musundur? Korkmak ya da korkmamak insan mantığı olan
09:42tehlikelerden korkar. Bizde uygulanan yasakların baskının
09:48mantığı yok ki korkasın. Adaletin olmadığı bir ülkede
09:54suç olmadan sanık ilan edilen bir ortamda korku ne ki?
Yorumlar