00:00Ege'nin İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden beraber tiyatro yapıyoruz.
00:27İsmim Semih Atan, İzmir Bergama Koza Kukarabey'denim.
00:32Tiyatro yapıyoruz. İşte köyümüze geldi Büyükşehir Belediyesi'nin oyuncuları.
00:36Biz de onlardan özendik. Zaten de böyle heveslerimiz vardı.
00:40Biz de yazıldık. İşte tekrar bize kurs açtılar.
00:43Şimdi oyunlarımızı sergiliyoruz. Bu ikinci senemizi dolduruyoruz.
00:46Yine aynı köyümüzün geleneklerini, göreneklerini, maden ocaklarını köyümüze çok zararları oldu.
00:53Biz çam ağacıyla geçinen bir insandık. Çam ağaçlarımıza zararı oldu.
00:57Onları dile getirdik. Kendimize yazdık oyunumuzu biz.
01:00İşte böyle şey yapıyoruz. İnşallah sesimizi duyururuz. Bu madenlere bir çare bulunup.
01:05Ben Arife Somak. Ben de arkadaş gibi İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde, Koza Kukarabey Köy Tiyatrosu'nda işimizi sürdürüyoruz.
01:16Bu şeyi günün birinde gelmişti. Belediye Köy Tiyatrosu olarak gösteriye geldiler.
01:23Köylü kadınların özgüveni, orada bir cesaretleri. Açıkçası bizi yüreklendirdi.
01:31Oradan teklif geldi bize. Eğer siz de düşünür müsünüz böyle bir şey yapmak ister misiniz diye.
01:36Acaba dedik biz bir yapabilir miyiz diye düşündük.
01:41Daha sonra aradan zaman geçti ve bu teklifle tekrar bize geldiler.
01:46Tamam dedik hadi biz de deneyelim bir şansımızı.
01:49Tabi buralara kadar geleceğimizi hayal bile etmiyorduk açıkçası.
01:53O gün bugün biz tiyatroya başladık. Sonra kendi oyunumuzu hazırladık hep birlikte.
02:02Oyunun ismi nedir efendim?
02:04Oyunumuzun ismi Doğan'ın Gözyaşı.
02:07Konusu güzel bir konu. Herkesin izlemesi gereken bir oyun.
02:13Genç, yaşlı çünkü dokunuyoruz bazı yerlere.
02:18Çevre çok önemli, doğa çok önemli bizim için. O yüzden kıymetinin bilinmesi gerekiyor.
02:25Çok farklı şeyler de yapılıyor ama bunu bir de böyle sahneden itiraz edip anlatalım dedik.
02:33Bazen güldürerek bazen düşündürerek.
02:36Büyükşehir Belediyesi köy tiyatrolarından buradayız.
02:40Ekibim Yukarıbey Köy Tiyatrosu yaklaşık 3 yıla yakındır bu ekiple çalışıyoruz.
02:45Köy tiyatroları biriminin altında şu an 11 tane köy tiyatromuz var.
02:4911 köy tiyatrosuyla ayrı ayrı çalışmalar yapıyoruz.
02:52Gerek kendi kültürleriyle gerek örf ve adetleriyle ilgili oyunlar çıkartıyoruz.
02:58Onların özgüvenlerini daha doğrusu sahnede kazandırmaya çalışıyoruz.
03:01Seyircinin karşısına çıkartıyoruz.
03:03Bunlar da bizim için çok güzel heyecanlar.
03:07İzmir, Bergama köyünden buralara gelmek, bunları burada sahneye çıkarmak bizim için çok gurur verici şeyler.
03:13Hocam bugün Bergama Yukarıbey Köy Tiyatrosu'nda yaşanan ciddi anlamda taş ocaklar ve maden ocaklarla ilgili sıkıntılar ve sorunları anlatacaklar.
03:25Ciddi anlamda orada orman sıkıntısı yaşıyorlar.
03:30Doğayla ilgili ciddi anlamda sıkıntılar yaşıyorlar.
03:33Ve kendi kültürleriyle ilgili gelenek ve örf ve adetleriyle ilgili küçük küçük skeçlerle ilgili onları anlatacağız.
03:39Oyunu aslında kendileri değerleyip topladılar.
03:42Bizler sadece onları oyunu haline getirdik.
03:45Kendi gerçek hikayeleri bunların.
03:47Buradan ciddi anlamda Osman Gazi Belediyesi'ne, başkanımıza ve ekip arkadaşlarına,
03:52burada bizlere katkı sunan, gerek şoförümden gerek ekip arkadaşım, burada çalışan, yardımcı olan arkadaşlar sizlere teşekkür ediyoruz.
04:08Ben Malmö Dağı'nda bir çam ağacıyım.
04:11Kırkların toprak alanının derinliklerine uzanır.
04:16Toprak alanı beni ayakta tutar.
04:19Yüzyıllardır, bin yıllardır buradayım.
04:23Toprağın bilgeliğini içimde taşıyorum.
04:27Tüm canlılar bana saygı duyar.
04:30Ben de onlara yaşamak için gereksinim duyduklarını armağan ederim.
04:43Kanatlarım da var, pençelerim de.
04:48Yırtıcıyım.
04:50Başka kuşların hayal bile edemeyecekleri yükseklerde uçarım.
04:56Keskin bakışlarımla en ince ayrıntıları görürüm.
05:02Bu dağın korucusuyum.
05:05Kartalım.
05:07Gökyüzünde çember çizerek uçarım.
05:13Madra Dağı'ndaki tüm canlıları görürüm.
05:18Yaşamın tümünü ve ayrıntılarını görürüm.
05:24Kozak Yaylamız çam ağaçlarıyla yeşil bir cennet gibidir.
05:30Yaz kış yaprağını dökmez.
05:33Şöyle bir karşıda da baktığımızda yeşil bir deniz gibidir.
05:39Dört mevsim, yirmi üçün çam ormanlarımız sayesinde yağan yağburlarımız,
05:44yer aldığı kaynaklarımızı besler.
05:46Yerin üstünde desen emhai, çeşit, bitki, mantar, şifalı otlarımız yetişir.
05:52Çam kozalarımızdan şifalı kozalak şurgumuzu kaynatırız.
05:56Çam fıstığı desen mutfakta yer yer, her yere lezzet eder.
06:00Sarmalara, dolmalara, pısırlara, hele bir de tatlısını yaparız.
06:06Allah'ım, adına da fıstık yer bas ederiz.
06:09Özel günlerimizde şerbetlerimizin üstünü süsleriz.
06:13Çam bayramları süpürülüyor da.
06:15Çeşmelerin başlarına pek gider olmuyor.
06:17Yazık değil mi?
06:19Arife! Arife!
06:22Ana, bizim ayak olacağız diye geliyor yine.
06:25Arife ne yapıyor?
06:26Gel, gel ne yapayım işte, çer çöp uğraşıyorum komşum.
06:29Baksana ya, doldurmuşlar yine.
06:31Ana, Arife sen çer çöplerin uğraşıp durma.
06:34Korkak gözler Leyla olmuş.
06:36Kız, ne olmuş yine?
06:38Kedimiz yıkılıyor, sen duymadın mı?
06:41Duymadım, ne olmuş?
06:43O demirciler Bora var ya, bereket isteyiyormuş.
06:47Ama ben de bir şey oldu sandım.
06:48Bugün daha ufaklıktan bereççeyim. Hepinler ne?
06:50Kız, bir şey dedim. Monsa'da yemeğe mi oldu? Daha ne olsun?
06:55Ah, ah.
06:56Yemez. Teyze bu işte, Monsa'da.
06:58Ama onlar düşünsün, ne yapayım ben?
07:01Oğlana okutuyoruz dediler.
07:03İçinde de çaba çıkıyormuşlar.
07:05O resmen yedi bu saatte.
07:07İçinde de çaba çıkmıyor. Yol o sade.
07:09Yemez.
07:11Teşekkür ederim.
Yorumlar