00:00Iki bin yirmi dördü geride bırakmak üzereyiz. Ekonomide
00:04yıllar süren bir makro istikrarsızlık döneminin
00:07ardından geçen yıl girdiğimiz rasyoneleşme yolunda epey
00:11mesafe kat ettik gibi görünüyor. Temmuz'dan bu yana
00:16ekonomik program olumlu sonuçlar veriyor. Para politika
00:20sayesinde enflasyon düşme eğiliminde ekonomimizin
00:23tansiyonu olan cari açı hızla daralıyor. Yıllık cari açığın
00:27on milyar doların altıymış olması enflasyon ve kur
00:30açısından umut verici. Cari açık daralırken döviz rezervleri
00:35artıyor. Kredi notumuz ve ülke risk primlerimizdeki iyileşme
00:38belirgenleşti ama her şey güllük gülistanlık değil
00:42tabii ki. Enflasyon hala çok yüksek. Sürülebilir büyüme için
00:47elzem olan doğrudan sermaye yatırımları hala çok düşük.
00:51Total verimlilik artışını sağlayamıyoruz. Dezenflasyon
00:56sürecinin hane halkı üzerindeki etkisi dayanılmaz
00:59güç boyuta ulaştı. Gelecek yıl için yapılan tahminler de
01:04esenliğe çıkmamız için zorlu sürecin devam edeceğini ortaya
01:07koyuyor. Bu nedenle enflasyonla mücadeleye kamunun da ikna
01:13edici bir tasarruf inisiyatifiyle katkı vermesi para
01:18politikasıyla doğru yönde atılmış adımların yapısal
01:21reformlarla desteklenmesi ve kayıt dışı ekonominin
01:26ortadan kaldırılması çok önemli. Son dönemde tarım ve
01:30sanayi üretimindeki büyümenin ülkedeki toplam büyümenin
01:33altında seyretmesi üretim kaslarımızın zayıfladığına
01:36işaret ediyor. Ekonomi yönetiminin üretim kaslarımızın
01:40güçlü tutmak için acilen önlem alması gerekiyor. Çünkü
01:44Türkiye'nin dijital ve yeşil dönüşüm yolculuğunda üretim
01:48gücünü arttırmaya çok ihtiyacı var. Ve son olarak hiç
01:52unutmayalım ki ülkemizin küresel sistemdeki siyasi ve
01:56ekonomik gücünü demokrasimizin niteliği ve hukuk devletinin
02:00sağlamlığı belirleyecektir. Bu konuda da önemli adımların
02:04atılmasını bekliyoruz. Kıymetli dostlar iki bin yirmi dört yılı
02:09tarımsal ürünler dış ticaretinde bir önceki yıla
02:12göre hem İzmir özelinde hem de ülke genelinde olumlu
02:15gelişmeler yaşandığını söylemek mümkün. Yılın ilk on ayında
02:19ihracatımız geçen yılın aynı dönemine göre yüzde altı
02:22artarak yirmi altı virgül dokuz milyar dolara yükselirken
02:26ithalatımız ise yüzde on iki azalarak on dokuz virgül sekiz
02:30milyar dolara geriledi. İzmir'de ise aynı dönemde
02:35ihracatımız yüzde yedi artarak üç nokta altı milyar dolar
02:39olurken ithalatımız yüzde bir artış ile iki virgül iki milyar
02:44dolara çıktı. Şehir olarak ülkemiz tarımsal ürünler
02:47ihracatından aldığımız pay yüzde on üç buçuk ile son üç
02:51yılın en yüksek seviyesinde gerçekleşti. Kıymetli dostlar
02:55son olarak benim için hem ülkemizin huzuru ve aydınlık
02:58ııı yarınları için çok önemli bulduğum bir konuya değinmek
03:02istiyorum. Ne yazık ki kadına yönelik şiddet hız kesmeden
03:06devam ediyor. Bireysel olarak benim kurum olarak borsamızın
03:10büyük önem verdiği bu konuda neredeyse tüm holdinglerin, tüm
03:14sivil toplum kuruluşların, bürokrasinin ve siyasetin
03:18gösterdiği çaba yetersiz kalıyor maalesef. Sadece
03:22basında çıkan haberlerden ulaşılan sayıya göre bu yılın
03:26ilk on bir ayında dört yüz kırk dört yüz on bir kadın
03:29erkekler tarafından öldürüldü. Iki yüz yedi kadının ölümü ise
03:34erkekler tarafından öldürüldükleri düşünülmekle
03:37birlikte yeterli kanata ulaşılamadığı için şüpheli
03:40olarak kayda geçti. Bu her gün iki kadının öldürüldüğü
03:45anlamına geliyor. Ülke olarak bu vahşete bir son vermeye
03:49mecburuz. Öncelikle bugüne kadar yapılanların yetersiz
03:54kaldığını kabul etmek durumundayız. Ve yeni adımlar
03:57atmalıyız. Kadına yönelik şiddet alanında farkındalık
04:01yaratmak gelecek nesillere eğitmek amacıyla bu konunun
04:05eğitimin ilk ayağından itibaren müfredata yer almasını
04:09sağlamalıyız. Ceza indirim, iyi hal indirim, genel af gibi
04:13uygulamalardan uzak durmalıyız. Kırsal bölgelerde
04:18muhtarlardan imamlara halka ulaşanı her kim varsa önce
04:22onları bilişlendirmeli. Onlar vasıtasıyla daha geniş
04:26kitlelere konuyla ilgili mesajları iletmeliyiz. Bu top
04:31yekün bir mücadele. Her bireyi bu mücadelenin parçası
04:36yapmadan bu vahşete dur diyemeyiz. Sözlerime son
04:40verirken kadınların öldürülmediği bir iki bin yirmi
04:43beş diliyorum. Iki bin yirmi dört yılında Türkiye ekonomisi
04:47çeşitli makro ekonomik göstergeler ve önemli
04:51gelişmeler kaydedildi. Uluslararası para fonu
04:54deneylerine göre bir nokta üç trilyon doları aşan ümidi
04:58gelelimizle dünyanın on yedinci büyük ekonomisi konulundayız. Bu
05:04önemli bir başarı. Ancak ekonomik büyüklük maalesef tek
05:09başına eş zamanlı olarak refah anlamına gelmiyor. Ülkemize
05:15toplumsal refah durumu sosyoekonomik göstergelere
05:18bağlı olarak karışık bir görünüm sergiliyor. Dünyanın en
05:23büyük ekonomileri arasında yer alsak da gelir dağılımındaki
05:27adaletsizlik, yüksek enflasyon ve işsizlik gibi sorunlar
05:31fatura sayılı kişinin refah seviyesinin düşmesinin en
05:36önemli sebeplerinden. Özellikle orta ve dar, dar
05:41gelirli gruplar artan yaşam maliyetleri karşısında maalesef
05:46ekonomik zorluklar yaşamaya devam ediyor. Makro ekonomik
05:51problemler, dışa bağımlı, yakın coğrafyalarımızdaki
05:55ıskarsızlık gibi çeşitli faktörler bu sorunların başca
05:59nedenleri arasında. Hala enerji, teknoloji ve sanayi
06:05girdilerinde dışa bağımlıyız. Cari açık ve dış borç sorunumuz
06:10devam ediyor. Yer harcatımızda düşük katma değerli ürünler bu
06:15konuda atılan tüm adımlara rağmen halen büyük yer
06:19tutuyor. Kısacası iki bin yirmi dört tablolarımız pek
06:23iç açıcı değil. Biliyorsunuz çok yakında iki bin yirmi beş
06:26yılı asgari ücret miktarları belirlenecek. Ülkemizde otuz üç
06:31milyona yakın istihdam bulunmaktadır. Ve ne yazık ki
06:34çalışanların yarısına yakını en düşük yasal ücret olan asgari
06:38ücret üzerinden maaş almaktadır. Ve yine dikkatimizi
06:42çekmek isterim ki asgari ücretlilerin dağılımında küçük
06:46ve orta ölçekli işletmelerin çoğunluğu olduğu hizmet ve
06:50tarım, inşaat sektörleri öne çıkmaktadır. Ücret maliyetinin
06:56işverene yükü arttıkça işten çıkarmalar, küçülmeye gitme,
07:01fiyat artışı, kayıt dışı çalışmak veya çalıştırma gibi
07:05bir takım yeni sorunlar ortaya çıkabilir. Bu nedenle ücret
07:11artışları hem işvereni hem de çalışanların uzun mağdeleri
07:16yaparını göz önünde bulunduran bir gergin yapılmalı.
07:21Çalışanı da işvereni de koruyan dendiğin muhakkak
07:24yakalanmalıyız. Yine gelmişken bir sürü sıkıntılar içinde
07:28boğuşan hayvancılık sektöründen de bahsetmek
07:31istiyorum. Bir Ocak itibariyle çiğ süt tavsiye fiyatı on yedi
07:36nokta on beş TL olacak. Yaklaşık yüzde on yedi bir
07:40artış gerçekleşti. Ancak açıkladığım tarımsal girdi
07:46fiyat endeksine baktığımızda son güncel verilere göre tarımda
07:50kullanılan girdilerin yıllık ortalama maliyeti artışı yüzde
07:54otuz iki. Süt fiyatlarındaki güncelleme her ne kadar
07:59sevindirici olsa da aslında on yedi nokta on beş TL üretim
08:03maliyetine tekabül ediyor. Hayvancılık et ve süt
08:09üretimiyle bir bütündür. Sık törf hamileliğe, hanımın
08:12olmadığı yerde dana olmaz. Yani süt arzındaki istikrar olmadığı
08:17sürece et arzındaki acıyı kapatmamız mümkün değil. Öncelikle
08:22tüm tarım ürünlerinde gerçek bir gerçekçi fiyatlar olmadan
08:26fırla güvencesinden bahsedemeyiz.
08:43Hesapları İnceleme Komisyonu'nun kararı da iki bin
08:47yirmi beş yılı bütçe kitapçı içerisinde MEDİS üyelerine
08:51göndermemiştir. Topluluğu kabul ediyorum. Söz isteyenlerimiz
08:56var mıdır? Onlarını görüyorum. Iki bin yirmi beş yılı gelir
09:01gider bütçeleri, yemekçileri, ekibi teşkil eden gider
09:06çeteleri ve gelir tarifeleri, kadro çeteleri, bütçe talimatı
09:11ile tüm ürünlerimize sunuyorum. Kabul edenler? Etmeyenler? O
09:17kabul edilmiştir. Iki bin yirmi beş yılının içerisinde
09:21borsamıza hayırlı olmasını temenni ederim.
Yorumlar