00:00Sayın Başkan, değerli milletvekilleri ve bizleri
00:06ekranları baş başındayız diyen bütün insanlarımız hepinizi
00:10sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. Savunma Sanayi
00:16Başkanlığı ııı strateji bütçe başkanlığı bütçeleri üzerine
00:21söz almış bulunuyorum. Savunma Sanayi bütçesi dendiğinde ya da
00:26savunma sanayi ııı fonuyla ilgili ııı her türlü terim çok
00:33masumlaştırıcı bir şekilde kullanılır. Oysa bunların
00:36esası askeri bütçedir. Yani doğru terim askeri
00:41harcamalardır. Güvenlik kavramı da esasen devlet odaklı ve
00:47askeri amaçlı ııı bir kavram olarak kullanılır. Geleneksel
00:54güvenlik anlayışı da böyle oturmuştur. Bugüne kadar da ııı
01:00bu anlayıştan tam olarak vazgeçildiğini söylemek mümkün
01:04değil. Aslında güvenlik anlayışı özellikle soğuk
01:08sahaştan sonra değişmeye başladı. Devlet odaklı ve
01:12askeri nitelikli savunma veya güvenlik kavramının yerine
01:20geçecek ya da onu genişletecek şekilde başka terimler
01:24üretildi. Bunların başında da insani güvenlik kavramı
01:30geliyor. Insani güvenlik kavramı elbette devleti ve
01:36askeri amaçları odağına alınıyor. Insanı odağına
01:42alıyor. Devleti odağına alan güvenlik anlayışı sürekli
01:48askeri harcamalara yatırım yapar ve askeri harcamaları
01:53önemini vurgular. Bizim şimdiki bütçemizde de durum bundan
01:58farklı değildir. Oysa insani güvenlik kavramı insan ve
02:04toplum merkezli bir yaklaşımı esaslanır. Bu kavramın kökü
02:09bin dokuz yüz doksan dörde kadar uzanıyor. Birleşmiş
02:13Milletler Kalkınma Programı'nın aldığı bir karar var ve bu
02:19kararda da ayrıntılı olarak ne anlama geldiği, insani
02:24güvenlik kavramının ne anlama geldiği ııı açıklanıyor. Insani
02:30kalkınma raporunun bin dokuz yüz doksan dörtte yayınlanan
02:33ııı bu anlayışı daha sonra başka mecralarda ve zeminlerde
02:39de işleniyor. Değerli milletvekilleri, Sayın Başkan,
02:44ayrıntıya girmeyeceğim. Güvenliğin insani nitelikte
02:50alınması ya da insani güvenlik anlayışı insan odaklı,
02:55kapsayıcı ve önleyici boyutlarıyla tanımlanıyor.
03:00Insani güvenlik yoksulluktan ve korkulardan azade, onurlu ve
03:08özgür bir yaşam demek. Şimdi burada elbette ulusal
03:14güvenliğin, milli güvenliğin bütünüyle bir kenara
03:18bırakıldığını bırakılmasını öneren bir yaklaşımdan söz
03:22etmiyoruz. Ama güvenlik anlayışının değiştirilmesi
03:26gerektiği yönünde güçlü bir akım ve eğilim söz konusu bunun
03:32altını çizmek istiyoruz. Çünkü devleti ve askeri harcamalara
03:38esas alan askeri yatırımlara esas alan güvenlik anlayışı
03:42eninde sonunda savaşlara yatırım yapmak anlamına
03:47geliyor. Her askeri harcama savunma amaçlı olarak
03:53açıklansa bir de sonuçta savaş harcaması ve savaş ihtimali
04:00temelinde gelişir. Şimdi buradan elbette savaşın
04:05olarak kullanılan barış tavrımına da geçebiliriz. Işte
04:11barışın Türkiye'de sevilen, itibar edilen bir sözcük
04:15olduğunu söylememiz kolay değil. Içselleştirilen bir
04:19değer olduğunu söylemek daha da zor. Yaşanan bir durum bir
04:25gerçeklik olduğunu söylemek ise imkansız. Evet barışın anlamı
04:31konusunda da farklı yaklaşımlar var. Barış dendiğinde
04:35ne kastediliyor? Bundan ne anlaşılıyor? Epeyce inceleme,
04:40araştırma, tartışma var. Ben bunların da ayrıntısına
04:43girmeden şunu söyleyeyim. Barış öncelikle bir toplumda çatışma
04:48varsa bunun sona erdirilmesi anlamına geliyor. Çatışmanın
04:53bitmesi barışın ilk aşaması en önemli adımıdır. Burada işte
05:00negatif barış diyoruz. Ikinci Dünya Savaşı'ndan sonra savaş
05:08kavramının yerini giderek barışın karşılığı olarak savaş
05:13kavramının yerini şiddet kavramı almıştır. Yani savaş
05:18meselesi sadece devletler arası bir sorun olarak bir konu
05:23olarak ele alınmıyor. Bu yaklaşımda tersine toplumların
05:28kendi iç meselesi olarak görülüyor. Işte nerede olursa
05:34olsun eğer bir çatışma ya da savaş varsa bunun
05:39sonlandırılması elbette önemli ve barışın da ön aşaması ilk
05:47evresi olarak adlandırılır. Ama barış bundan ibaret değildir.
05:54Barış daha geniş bir kavram ve şiddetin de her türüne atıf
06:01yapan bir çözüm yolu olarak ııı artık kabul ediliyor. Bu
06:08konuda da çeşitli ayrımlar yapmak mümkün. Mesela doğrudan
06:12şiddet zaten fiziksel şiddet olarak bildiğimiz çıplak güç
06:17kullanma olarak tanımlanır ama bir de yapsal şiddet diye bir
06:22kavram var. Yapsal şiddet insanların potansiyellerini
06:29yaşama imkanlarının ellerinden alındığı her türlü durumu
06:33ifade ediyor. Yani olan ile mümkün olan arasındaki açının
06:40uçurumun fazlalaşması halinde bu bizatihi bir şiddet olarak
06:46kabul ediliyor. Barış ise sadece doğrudan şiddetin değil
06:52aynı zamanda yapsal şiddetin de ortadan kaldırılmasını
06:57gerekli kılan bir durum olarak anlatılıyor. Hatta durumdan da
07:02öte bir süreç olarak anlaşılıyor. Şimdi bizler de
07:06bunları tartışıyoruz elbette. Yıllardır tartışıyoruz. Iıı
07:10bizde de barış talebi sürekli gündemde ama maalesef bu konuda
07:17bugüne kadar istediğimiz sonuca ulaşamadık. Yani barış
07:22durumunu yaratamadık. Bunun neden böyle olduğunu elbette
07:28hepimizin serin kanlı ve olgun bir şekilde değerlendirmesi
07:33gerekiyor. Barışın kurulabilmesi için savaşı ya da
07:39şiddeti, yapsal şiddeti ortaya çıkaran nedenlerin ortadan
07:43kaldırılması gerekiyor. Insanların kendi ileri olarak
07:49kendi potansiyelleriyle yaşama imkanlarının sağlanması
07:55gerekiyor. Bir insanı dilinden bir insanı kültüründen yoksun
08:03bırakırsanız bu onun kendi potansiyelinin altında yaşamaya
08:08mahkum edilmesi sonucu budur. E bu da bir şiddettir. Eğer
08:15gerçekten barış istiyorsak insanların bütün potansiyellerini
08:23eşit bir şekilde hayata geçirebilecekleri bir düzen
08:27yaratmak gerekiyor. Barışın bütünsel olduğunu da
08:31unutmayalım. Özellikle Türkiye'nin bulunduğu bölgede ve
08:35şimdi tartıştığımız meselelerle bağlantılı olarak
08:39baktığımızda bu bütünselliği daha iyi görebiliriz. Önemini
08:44daha iyi tavrıyabiliriz. Kürt sorundan söz ettiğim herhalde
08:49anlaşılmıştır. Türkiye'de şimdi barış meselesi esas olarak Kürt
08:56sorununa demokratik çözüm çatışmaların nihai olarak
09:01bitirilmesi hedefine yönelmek zorunda olan bir süreç. Ama bu
09:07sürecin işlemesi de o kadar kolay değil. Yani sadece barış
09:14sözlerinin edilmesiyle süreci ilerletmek mümkün olmuyor
09:19maalesef. Onun için çeşitli adımlar atmak ve çeşitli
09:25tedbirler almak gerekiyor. Bir defa barışın dilini
09:29yerleştirmeye ihtiyaç var. Eski alışkanlıklarla konuşmaya
09:36devam ederseniz barışın dilini yerleştirmeniz söz konusu
09:40olmaz, barışın dili yerleşmeden de barışı kurmanız ııı mümkün
09:47olmaz diyeyim ya da çok çok zor olur. O nedenle her gün öfke,
09:52nefret, düşmanlık içeren söylemleri tekrar etmek barışa
09:58giden yolu
Yorumlar