00:00Peki değerli basın emekçileri sizleri ve sizin aracılığınızla
00:04sesimizin ulaştığı tüm yurttaşlarımızı sevgiyle
00:08saygıyla selamlıyorum. Özellikle sesimizin
00:12yaygınlaşmasına sosyal medya kanallarında destek olan genç
00:16arkadaşlarıma samimi teşekkürlerimi iletmek
00:21istiyorum. Çünkü çok önemli bir katkı yapıyorlar bize. Şimdi
00:25tabii bildiğiniz gibi normal şartlar altında bizim bu
00:27konuşmayı genel kurulda yapmamız gerekiyordu. Iıı ama
00:32maalesef bu engellendiği için basın toplantılarıyla devam
00:36ediyoruz. Bunu bir kez daha ifade ediyorum. Çünkü kişisel
00:40bir söz hakkından söz etmiyoruz. Bu meclisin oluşumu
00:44için yapılan genel seçimlerde elli ilde seçime girmemize
00:48rağmen bir milyona yakın oy almış bir siyasi parti adına
00:51söylüyorum. Yani aşağı yukarı son seçim itibariyle
00:55söyleyelim. Belki bugün daha fazla. Her yüz yurttaştan iki
00:59ya da üç tanesinin oyunu almış bir siyasi partinin çoğunluğu
01:04elinde bulunduran iktidar tarafından susturulmak
01:06istendiği bir tablo. Neye dikkat çekmek istiyorum değerli
01:10arkadaşlar? Eğer gerçekten kendilerine güvenleri olsa,
01:13haklı olsalar, güçlü olsalar buna temezzül etmezlerdi. Eğer
01:19gerçekten doğruyu yaptıklarına ve savunabilecek durumda
01:22olduklarına inansalardı herhalde normal olan
01:26rakiplerinize de söz hakkı vermek ve kendi gücünüzün
01:30ortaya çıkmasını beklemek. Ama nasıl ki Recep Tayyip Erdoğan
01:34bırakın başka bir siyasetçiyle televizyon ekranlarında halkın
01:37önünde tartışmaya cesaret etmeyi önceden sorular
01:41verilmeden soru sorabilecek bir gazetecinin karşısına çıkmaya
01:45bile cesaret edemiyorsa burada da benzer bir yaklaşım var. O
01:49yüzden ben buradan tüm yurttaşlarıma seslenmek
01:53istiyorum. Samimi biçimde duygularımı ifade etmek
01:56istiyorum. Burada asla kişisel ya da sadece parti adına da bir
02:01tartışma içerisinde değiliz. Sonuçta görüyorsunuz. Gerek
02:05burada gerek genel kurulda yaptığımız canlı yayınlarla biz
02:08görevimizi halkın bize yüklediği sorumluluğu en iyi
02:12biçimde yerine getirmek için tamamen seferber olmuş
02:15durumdayız. Gerçekleri ifade etmeye sesimizi halkın sesini
02:19duyurmaya hakkımızı savunmaya dair elimizden gelen ne varsa
02:24bunu yapmaya çalışıyoruz. Çünkü bir derdimiz var. Bakın gelmeden
02:30tekrar Türk Dil Kurumu'nun çıkarttığı son sözlüğe baktım.
02:34Şu anda burada bir gasp var. Gasp var burada. Milyonlarca
02:40emekçinin, yurttaşın, halkın hakları gasp ediliyor. Alın
02:45teri gasp ediliyor. Bakın sözlüğe bakarak konuşuyorum.
02:48Burada hırsızlık var. Insanlar görmeden, duymadan, bilmeden
02:54onların hakkı olanı, onların alın terini çalan, çırpan,
02:58yağmalayan bir iktidar var. O yüzden her yerde bunları
03:03konuşmamız lazım. Her yerde bunları anlatmamız lazım.
03:06Aslında şunu da vurgulayıp bitireyim. Bakın bütçe dediğimiz
03:10şey belki de parlamentonun temelidir. Normal şartlar
03:13altında halktan nasıl ve ne kadar vergi toplanacağı bu
03:19toplanan vergilerin elde edilen gelirlerin nerelere ve nasıl
03:23harcanacağı şeffaf bir biçimde yürütülmelidir. Ama halimizi
03:28görüyorsunuz. Bir laf kalabalığı içerisinde, bir
03:31gürültü içerisinde susturarak bu süreci atlatmaya
03:35çalışıyorlar. O yüzden basının hali de ortada. Onu da
03:40vurgulayayım. Bunu da basın emekçilerini tenzih ederek
03:43söylüyorum. Iktidar zaten bir kısım basını büyük ölçüde
03:46basını ele geçirmiş durumda. Sözde muhalefette alan
03:52açtığını düşünen, bunu ifade eden, bunun propagandasını
03:55yapan, bununla halktan destek toplamaya çalışan kimi basın
03:58yayın organlarının da sınırlı bir muhalefet anlayışına sahadan
04:02muhalefet anlayışına kapı açtıklarını görüyoruz. Bakın bir
04:07tane hani bütçe hep rakam konuşuluyor öyle çok rakamlara
04:10bulmayacağım bugün ama on iki gün bütçe görüşülecek burada.
04:13Hükümet adına, cumhurbaşkanlığı adına, iktidar
04:17adına sekiz yüz kırk dakika konuşulacak. AKP sekiz yüz
04:21kırk dakika konuşacak. MHP sekiz yüz kırk dakika
04:24konuşacak. Yani günlerce konuşuyorlar. Soruyorum
04:29yurttaşlara. Aklınızda bir şey kalıyor mu? Umut veriyor mu?
04:32Güven veriyor mu? Samimiyet hissediyor musunuz? Hiçbiri
04:35yok. Yani buradaki binlerce dakika konuşmalarının karşısı
04:40işte beş dakika, on dakika bizim söz hakkımızı gasp
04:45etmelerinin bir anlamı var değerli yurttaşlar. Şimdi bugün
04:49Cumhurbaşkanlığı bütçesi konuşulacak. Istiyorlar ki işte
04:55rakamlarla, teknik ayrıntılarla bu olup gitsin bu tartışmalar.
05:00Ben açıkçası rakamların bu soygunun bütçenin gerçek yüzünü
05:08göstermediği kanaatindeyim. Doğal olarak, zorunlu olarak
05:11bir takım rakamlarla konuşacağız ama isterseniz önce
05:14şöyle yapalım. Hani Cumhurbaşkanlığı bütçesi
05:16konuşuyoruz ya. Cumhurbaşkanlığı hükümet
05:18sistemi adı verdikleri o ucube sistemin hemen öncesini bir
05:22hatırlayalım. Yani bunlar biliyorsunuz en büyük
05:25sermayelere yalan olan bir iktidar ve ben bu açıklama için
05:30dönüp baktığımda ben bile şaşırdım değerli arkadaşlar.
05:33O kadar çok yalan söylenmiş ki ben bile unutmuşum. Yıllardır
05:40bunları takip eden birisi olarak. O yüzden hatırlatalım.
05:43Ne demişlerdi? Şimdi neredeyiz? Herkes elini vicdanına koysun.
05:47Gördükleri, yaşadıkları üzerinden değerlendirmeler
05:50yapsın. Hani hatırlayacaksınız o artık veciz bir laf. Ver
05:54yetkiyi, gör etkiyi. Tayyip Erdoğan böyle dedi. Verin
05:58yetkiyi, görün etkiyi. Ne olacaktı? Türkiye uçacaktı.
06:01Ekonomi düzelecekti. Türk lirası değer kazanacaktı.
06:04Enflasyon düşecekti. E nas vardı? Faizler inecekti.
06:08Demokrasi gelişecekti. Özgürlükler artacaktı. Türkiye
06:13Büyük Millet Meclisi çok daha güçlü olacaktı. Bu söylediklerimin
06:16hepsini daha önce Tayyip Erdoğan'dan duydunuz değil mi?
06:20Bugün neredeyiz? Neredeyiz biliyor musunuz? Bakın o
06:24zamanlar AKP'nin iki bin yirmi üç vaatleri vardı. Cumhuriyetin
06:29yüzüncü yılı diyorlardı. Biraz sonra tek tek gireceğim
06:32onlara ama şimdi bir kere ne yapıyorlar? Iki bin yirmi üçte
06:36ulaşacaklarını söyledikleri hedefler ve bugünkü gerçeklik
06:40arasında o kadar ters bir tablo var ki iki bin elli üç diye bir
06:44şey uydurdular şimdi. İstanbul'un fethinin altı
06:47yüzüncü yılı diyorlar. Iki bin yetmiş bir diye bir şey
06:50uyduruyorlar. Yeni rakamlar yani hani aklıma Nasrettin
06:54hocanın fıkrası geliyor gerçekten. Ölme eşeğim ölme.
06:56Yani vatandaşa AKP siyasetinin özeti bu. Bekle bir
07:02dahaki bahara, bir dahaki yaza, bir dahaki yıla, beş yıl
07:05sonra, on yıl sonra, yirmi beş yıl sonra iki bin yirmi üçte,
07:08iki bin elli üçte, iki bin yetmiş birde nasıl olsa yalana
07:12ceza yok. Şimdi bakın arkadaşlar ne demişler? Iki
07:17bin yirmi üç hedefleri. Dünyada ilk on ekonomide gireceğiz
07:22demişler. On yedinci sıradayız. Kişi başına gelir yirmi beş
07:25bin dolar olacak demişler. On üç bin iki yüz kırk üç dolar.
07:29Beş yüz milyar dolar ihracat yapacağız demişler. Iki yüz
07:33elli altı milyar dolar. Işsiz sayısı bir milyonun altına
07:36düşecek demişler. Bugün o makyajlı rakamlarla bile on
07:41milyonun üstüne çıkmış durumda. Sıkı durum, enflasyon tek hane
07:45yenecek. Iki bin yirmi üç hedefi. Bugün TÜİK'in
07:49yalanlarında bile yüzde altmışları geçmiş durumda
07:52dünyada kafaya oynuyoruz.
07:57Iş cinayetlerini engelleyeceğiz demişler. Güvenli çalışma
08:02demişler. Hedef olarak koymuşlar. Dünyada birinci
08:05Türkiye. Mesela okul öncesi zorunlu eğitim olacak demişler.
08:10Kendi rakamları iki milyon çocuğun bundan
08:13faydalanamadığını söylüyor. Arkadaşlar yok kalkacaktı
08:15hatırlıyor musunuz? Yok kalkacaktı ya. Bırakın gök
08:20dönemini. Şimdi doğrudan Cumhurbaşkanı'nın rektörleri
08:23atadığı bir tablodan söz ediyoruz. Öğretim üyesi başına
08:26yirmi öğrenci düşecek diyorlardı. Şu anda iki bin
08:29yirmi üç rakamlarında bu sayı otuz yedide. Bakın sıkı durun.
08:33Devşehir hastaneleri geliyor demişler o zaman. Bir milyon
08:37sağlık çalışanımız olacak. Hastalar daha konforlu olacak.
08:40Bilimle hastalıkları yeneceğiz. Bunları AKP söyledi. Aşı
08:46üretemeyen bir ülke haline geldik. Yani geleneksel tıp
08:49dedikleri sözde bir alana doğru haşam atışılara falan kupa
08:54çekmelere doğru gidiyor memleket. Aile hekimliğiyle
08:59daha sağlıklı Türkiye demişler. Aile hekimleri geçen hafta
09:03grevdeydi memlekette. Şimdi haklarını yemeyelim şehir
09:09hastanelerini gerçekten yaptılar. Ama şehir
09:12hastanelerine seksen üç milyar lira ödemek ayırmışlar. Yirmi
09:18beş yılda yirmi üç tane şehir hastanesi yapılmış bu dönem
09:24içerisinde. Ama hastaların sağlık hizmetine ulaşması her
09:31geçen gün zorlaşmış. Eziyet yönetmelikleriyle şey
09:34yapıyorlar. Arkadaşlar okurken yemin ediyorum tüylerim diken
09:38diken oldu. Anne bebek ölümü sayısı düşecek demişler. Yeni
09:42doğan çetesi yaratan bir iktidardan söz ediyoruz. Yani
09:45bebekler ölmüyor, biz öldürüyoruz diyorlar.
09:48Geldikleri nokta bu. Ve mesela en ilginçlerinden bir tanesi
09:56vize muafiyetleri sağlanacak demiş. Türkiye'nin
Yorumlar