00:00Teşekkür ediyorum Sayın Başkan, değerli milletvekilleri.
00:05Sözlerime başlarken genel kurulu ve bizleri izleyen
00:09vatandaşlarımızı saygıyla selamlıyorum. İngiliz yazar
00:14Shakespeare güven ruh gibidir. Terk ettiği bedene asla geri
00:18dönmez diyor. AK Parti Genel Başkanı Erdoğan üç yıl önce
00:23faiz sebep dedi. NAS dedi. Ben ekonomistim dedi. Merkez
00:28Bankası Başkanları'nı, ekonomiden sorumlu bakanları
00:31görevden aldı. Şirazesinden çıkardığı ekonomiyi seçim
00:35kazanma hırsıyla fren yerine gaza basarak şarampole
00:39yuvarladı. Bu yaptıklarıyla iki binlerin başında dibe vuran
00:43ekonomiyi düze çıkaran içeride ve dışarıda ülke ekonomisiyle
00:48yeniden güven sağlayan AK Parti'nin ilk seçildiğinde
00:51kucağında bulduğu ve yıllardır kaymağını yediği benim de
00:56hazırlanmasında ve uygulanmasında hazine müsteşarı
00:59olarak görev aldığım Türkiye'nin güçlü ekonomiye
01:02geçiş programının son kazanımlarını da bitirdi.
01:06Kendisine zerre miskal güven kalmadığını görünce de her
01:11zaman yaptığını yaptı. Sorumluluğu önce dış güçlere
01:15sonra kendi atadığı eski yönetime yıkıp yeni bir
01:19ekonomi yönetimini iş başına getirdi. Ama TÜİK makyajına
01:25rağmen bir buçuk yıldır ne enflasyon ne de işsizlik
01:29öngördükleri gibi düşmüyor. Her şey ateş pahası. Vitrine konan
01:37isimler yitirilen güveni sağlayamıyor. Çünkü herkes
01:42aslında suyun başında Erdoğan'ın oturduğunu görüyor.
01:45Sorunun sebebi olanın çözümün adresi olmayacağını biliyor.
01:50Olamayacağını biliyor. Uluslararası kuruluşlar Türkiye
01:56ekonomisine dair risklerin başına hala sarayın irrasyonel
02:00politikalara dönme riskini yazıyordur. Mevcut yönetimde
02:05Cumhurbaşkanı'nın her an kendilerinin işine son
02:08verebileceğini düşünüyor ki sorunlara neşter vurmak yerine
02:12pansuman tedbirleriyle vaziyeti idare etmeye çalışıyorlar.
02:17Dezenflasyon dedikleri yüksek faiz, değerli lira
02:21politikasıyla dışarıya milletin kesesinden tefeci faizi
02:25ödeyerek para bulmaya döndü. Ortada artık geri dönüş
02:30olmayacağı konusunda güven veren siyasi hukuk ve kurumsal
02:33bir çerçeve yok. Saydam hesap veren güçlü çapalara sahip bir
02:38program da yok. Ekonomi yönetiminin elinden
02:42öngördükleri enflasyonu sürekli arttırmaktan başka bir şey
02:46yapmak gelmiyor. Bir önceki orta vadeli programda iki bin
02:51yirmi dört iki bin yirmi dörtte enflasyon yüzde otuz üç olacak
02:55diye yazıyordu. Hükümetin üç ay önce yayınladığı yeni
02:59orta vadeli programda bu yüzde kırk bir buçuğa çıktı. Merkez
03:05Bankası'nın son raporunda ise iki bin yirmi dört enflasyonu
03:09yüzde kırk dört olacak deniyor. Iki bin yirmi dört yılında
03:14yönetimin enflasyon tahmini hedeften yaklaşık yüzde elli
03:18oranında satmış vaziyette. Hükümetin üç ay önce
03:23yayınladığı orta vadeli programda iki bin yirmi beş
03:26yılı enflasyon hedefi yüzde on yedi buçuktu. Merkez Bankası bu
03:32orta vadeli programdan bir ay sonra yayınladığı raporda iki
03:36bin yirmi beşte enflasyon yüzde yirmi bir olacak. Yüzde yirmi
03:40altıya kadar da yolu var diyor. Hükümet emekli
03:45aylıklarını, çalışanların maaş ve ücretlerini hangi enflasyona
03:49göre hesaplayacak? Hükümet Sakallı Celal'in dediği gibi
03:53artık biraz da ciddiyeti denemelidir. Aylıkları,
03:59maaşları ve ücretleri şimdiden hedeften yüzde elli sapacağı
04:03belli olan enflasyon hedefine göre değil en azından Merkez
04:07Bankası'nın öngördüğü son enflasyon tahminine göre
04:10hesaplamalı dar ve sabit gelirlileri artık daha fazla
04:14mağdur etmemelidir. Resmi hedef ve tahminler bu seviyedeyken
04:19Merkez Bankası Merkez Bankası anketinde iki bin yirmi beş
04:23yılında enflasyonu için piyasalar yüzde yirmi yedi
04:27diyor. Iş dünyası yüzde kırk diyor. Vatandaş ise yüzde
04:31altmış dört olur diyor. Yani hükümetin enflasyonuna ne
04:35piyasalar, ne iş dünyası, ne de vatandaş inanıyor. TÜİK
04:40enflasyonuyla İstanbul Ticaret Odası ve Enak enflasyonu
04:43arasındaki makas da açıldıkça açılıyor. Vatandaş ekonomiye
04:48güvenin temel direklerinden biri olması gereken Türkiye
04:51İstatistik Türkiye İstatistik Kurumu'nu artık ücretlinin,
04:56emeklinin, memurun rızkına musallat olan bir canavar gibi
04:59görüyor. TÜİK işsizlikte de zamana bağlı eksik istihdamı
05:04ayar vidası gibi kullanıyor. Gerçek işsiz sayısı on bir
05:08milyonun üzerine çıkmış. TÜİK'in tabelasında işsiz üç
05:12milyon kişi yazıyor. Kurumun gayrisafi yurt içi hesaplarında
05:16stok kalemiyle istatistik hata iç içe geçmiş. Stoklar tam on
05:20altı çeyrektir. Üst üste azalıyor. Bu ne bitmez
05:24tükenmez stoktur. Böyle olunca milli gelirdeki gerçek tabloyu
05:29görmek de imkansız. Stok ve istatistik hatayı ayırın dedik.
05:33Soru sorduk. Hükümetten ürün detayında uygun deflatör
05:37sağlayabilirsek inşallah bir sene sonraki revizyona diye
05:40yanıt geldi. Tüm makyaja rağmen gayrisafi yurt içi hasta iki
05:47çeyrektir daralıyor. Bunun adı teknek resesyondur. Ekonomiyi
05:53resesyona soktunuz diyoruz, yok öyle bir şey diyorlar. Bütçe
05:58yapma hakkı meclise ait ama bütçede hesap oyunları almış
06:01başını gidiyor. Hükümet hesap vermekten kaçıyor. Geçtiğimiz
06:06yılın son günlerinde hükümet yedi yüz otuz bir milyar lirayı
06:09bütçe emanetlerine yazdı. Bu yıl ilk on ayda emanet ve
06:13avanslardan harcanan para tam dört yüz elli dokuz milyar
06:16lira. Bir trilyon iki yüz altmış milyar liralık bütçe açığında
06:21bu harcama yok. Gözükmüyor. Ama bütçenin nakit açığı dediğiniz
06:26de bu bir trilyon yedi yüz on dokuz milyar lira. Kasım ayı
06:31itibariyle hazinenin finanse ettiği gerçek açık ise geçen
06:35yılın aynı döneminin tam dört katı. Bu yılın Ocak Kasım
06:40döneminde bütçeden yapılan faiz harcaması da bir trilyon yüz
06:44doksan beş milyar lira. Önceki yılın neredeyse iki katı. Ziya
06:50Paşa'nın kalkın ey felahı vatan dediler kalktık. Herkes oturdu.
06:55Biz ayakta kaldık dediği gibi faiz nasıl diyerek ortalığı
06:59ayağa kaldıranlar koltuğa yapıştı. Millet kucağında dev
07:03bir faiz faturasıyla ortada kaldı. Değerli milletvekilleri
07:09Türkiye'nin önümüzdeki bir yılda finanse etmesi gereken
07:12dış borç ve cari açık toplam iki yüz altmış milyar dolar.
07:15Iç borç faizi için ödeyeceğimiz para ise ana para ödemelerinin
07:20tam iki katı. Hükümet hazineyi adeta bir zombi şirketine
07:25dönüştürdü. Iki bin yirmi iki yılında yayınlanan orta vadeli
07:28programda öngörülen faiz ödemelerinden sapma iki bin
07:32yirmi üçte yüzde on dokuz iki bin yirmi dörtte bu yüzde
07:36seksen altıya çıkıyor. Borç yönetiminde ciddi bir tahmin ve
07:40strateji sorunu var. Bunun üstesinden gelebilmek için
07:43hükümetin üç yıllık dönemi kapsayan orta vadeli programla
07:46birlikte bir orta vadeli borç yönetimi stratejisini
07:49açıklaması gerekiyor. Bu pek çok gelişmiş ve gelişmekte olan
07:54ülkede mevcut. Saray yönetiminin yarattığı güven
07:57bunalımını aşmak için strateji ve saydamlığın yanında hükümetin
08:01aynı hataları yeniden yapmayacağı güvencesini veren
08:04hukuki şapalara da ihtiyaç var. Örneğin Cumhurbaşkanı ile
08:07Merkez Bankası yönetimi arasına yeniden mesafe koyacak yasal bir
08:12düzenleme bunlardan biri. Ama en önemlisi iki bin on dörtte AK
08:16Parti Cumhurbaşkanı adayının ben öncekiler gibi olmayacağım
08:20demesiyle başlayan ekonomik istikrarsızlığın sona
08:24erdirilmesi. Bunun için de ucube Cumhurbaşkanlığı hükümet
08:28sistemini bir an önce güçlü bir parlamenter sistemle
08:31değiştirmek gerekiyor. Türkiye bu güvensizlik kısır döngüsünden
08:36çıkmadıkça milletimizin içeceği acı ilacın dozu bir iken beş
08:40oluyor. Değerli milletvekilleri uzak doğu siyasetinde yetki
08:45sahibi olanlara dair bir yozlaşma dörtlüsü vardır.
08:48Birincisi arzuların yolu açtığı yozlaşmadır. Ahlakı bozar.
08:53Ikincisi kiğinin yol açtığı yozlaşmadır. Kötülüğü arttırır.
08:58Üçüncüsü cehaletten kaynaklanan yozlaşmadır. Her şeyin en
09:03iyisini bildiğini sanan yöneticiler kibirlerinin esiri
09:06olur, yıkım kaçınılmazdır. Dördüncüsü ve en kötüsü ise
09:10korkunun sebep olduğu yozlaşmadır. Gücü kaybetme
09:14korkusu kısa zamanda diğer üç yozlaşmanın da kaynağı haline
09:18gelir. Buna yakalanan yöneticiler saldırganlaşır,
09:21milletin sesini duymaz, halini görmez, milleti unutur. Otuz bir
09:27Mart'tan sonra sarayın seçim kaybetme korkusu arttıkça
09:30muhalefete karşı saldırganlığı da arttı. Erdoğan açlıkla
09:34boğuşmak zorunda bıraktığı emekliye, açlık sınırının
09:38altında yaşattığı asgari ücretliye, alın terinin
09:41karşılığını alamadığı için toprağa küsen çiftçiye siftahsız
09:46günü kapatan esnafa haftada bir günü aç geçirmek zorunda kalan
09:49gence yaşattığı zulmü görmüyor, seslerini duymuyor,
09:53kendi milletini unutmuş. Buna karşı Suriye'den kaçanlara
09:58başımızın üstünde