00:00Hazine ve Maliye Bakanlığı'yla Ticaret Bakanlığı bütçeleri
00:03hakkında söz almış bulunduk beyim. Bugün Hazine ve Maliye
00:08Bakanlığı bütçesini değerlendirirken o sizin
00:12anlattığınız masalları değil ama ülkenin gerçeklerinden
00:15bahsetmek istiyorum size. Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesi
00:20sadece bir dizi gelir ve gider kaleminden ibaret değil. Halkın
00:25refahını ülkenin selametini hatta ülkenin milli güvenliğini
00:31ilgilendiren çok önemli bir bütçe. Ancak önümüzdeki tablo
00:35geleceğimizin ciddi anlamda tehdit altında olduğunu
00:39gösteriyor. Bütçemizin toplam gideri on dört trilyon lira
00:43olarak öngörmüşsünüz. Gelir beklentisi ise on iki trilyon
00:47lira. Daha başından iki trilyon lira açık verileceğini
00:51şimdiden öngörmüşsünüz. Geçmiş yıllarla kıyaslandığında
00:55açıklanan hedeflerin genellikle tutmadığını görüyoruz. Ancak bu
01:00da yetmez. Iki bin yirmi beş yılında gerçekleşmesini
01:03beklediğiniz açık iki milyarın çok çok üzerinde olacak. Peki
01:08bu açıklar nasıl kapatılıyor? Borçlanmayla. Iki bin yirmi dört
01:13yılında sadece iç borç faizi için bu bütçeden bir buçuk
01:18trilyonun üzerinde harcama yaptınız. Bu faiz yükü
01:21bütçenin büyük bir kısmını yutmaya da devam ediyor. Faiz
01:25ödemelerin bütçedeki büyümeye devam ederken yatırım ve
01:30kalkınmaya ayrılan kaynaklar o kadar azaldı ki artık ülkeye
01:34ülkede yatırım yapmaya para kalmadı. Iki bin on sekiz
01:38yılında sizin Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi dediğiniz ama
01:42bütün dünyanın da bildiği tek adam sistemine geçtiğimizden
01:45beri Türkiye uluslararası camiada güven duyulmayan çok
01:50istikrarsız bir ülke haline geldi. Sayın Bakan bu ülkenin
01:54her şeye çok ihtiyacı var ama en çok demokrasiye ihtiyacı
01:58var. Hatırlayın yirmi sekiz Şubat'ta bir deyim vardı. Genel
02:03kurmayı böyle istiyor. Şimdi ne var? Beştepe böyle istiyor. O
02:08yirmi sekiz Şubat'ın genel kurmayı böyle istiyor lafıyla
02:11şimdi Beştepe'yi böyle istiyor laf arasında ne fark var?
02:15Söyler misiniz? O yirmi sekiz Şubat kafası devam ediyor. O
02:21çok kızdığınız yirmi sekiz Şubat kafasında devam et
02:23diyorsunuz. Para güvenli limanları sever. Bunu benden
02:26çok daha iyisiniz biliyorsunuz Sayın Bakan. Bir gece yarısı
02:30kararnamesiyle o yaptım oldu anlayışıyla yönetilen ülkeye
02:33kimse kolay kolay borç para vermez. Niye? Parasını geri
02:37alamamaktan endişe eder haklı olarak. Bir kararnameyle o
02:41paraya da çökülebilir endişesi taşır insanlar. Peki kim
02:44riske giriyor? O Galata tefecilerini mumla aratan
02:48uluslararası tefeciler var ya. Işte anca onlardan para
02:51bulabiliyorsunuz. Şu an dış borçta o beş yüz on bir milyar
02:56dolara ulaşmış. Türkiye'nin son altı yılda ödediği faiz
03:01yaklaşık yüz on milyar dolar civarında. Yüz on milyar
03:04dolardan bahsediyorum. Bugünkü turla kurla dört trilyon liraya
03:09yakın para. Bu ne biliyor musunuz? Son altı yılda
03:14SGK'nın bütçesi kadar iki bin yirmi beş yılı bütçesi kadar
03:19bir para ödeşmişiz biz faize. Yani zaman zaman diyorsunuz ya
03:24EYT'ye yüzünden biz emekli maaşlarını öde arttıramıyoruz.
03:28Doğrusu şu. Küresel tefecilere ödediğiniz paralar yüzünden
03:33emeklilere para ödeyemiyoruz. EYT'yle hiç alakası yok.
03:36Sığınmayın depreminin arkasına sığındığınız gibi EYT'ye. Bir de
03:41enflasyon üzerlerine sürekli revize ediyorsunuz Sayın Bakan.
03:44Bu kadar revize doğru mu sizce? Bu tavrınız ekonomik
03:48politikalarınızdaki istikratsızlığı gösteriyor.
03:51Enflasyonu istediğiniz kadar tüy hesabıyla düşük gösterin.
03:55Çarşıda, pazarda, markette hissedilen enflasyon çok farklı.
03:59Sayın Bakanım üzülerek söyleyeceğim. Ne yaparsanız
04:03yapın şu enflasyonu bir türlü düşüremediniz. Hatta arttı. Şam
04:09düştü enflasyon düşmedi bizim.
04:12Geldiğiniz noktadan çok daha ileriye götürünüz hatta. Yani
04:17haddim değil ama size bir şey tavsiye edeceğim. Beceremediniz
04:21bu işi, Diyanet İşleri Başkanı'ndan bir ricada
04:24bulundu. Yağmur doğasına çıkar gibi bir cuma günü hepimizi bir
04:28enflasyon doğasına çıkarsın. Belki o zaman tutar. Başka da
04:32çaresiz kalmadı bu işte. Yapamadınız. Bir de tüyü
04:36bitmemiş, yetimin hakkını çalan ha diğer arkadaşlarının da
04:39bahsettiği kur korumalı mevduat garabeti vardı. Bu
04:43garabetin yükünü taşıyan Merkez Bankası bu yıl sekiz yüz otuz
04:47üç milyar lira görev zararı yazdı. Milletimizin o helal
04:52vergileriyle bir avuç azınlığa onları servetine servet
04:57kattınız. Nereden biliyorum? Kur korumalı mevduat büyüklüğünde
05:02benim vilayetin kocaeli en zirveli. Bu hesapların
05:07sahiplerini kocaeli halkı da biliyor, ben de biliyorum.
05:09Burada söylemekten imtina ediyorum ama kocaeli halkı bu
05:13hesapların sahibini iyi biliyorum. Onlar parasına para
05:16katarken milletin payına sadece yokluk, fukaralık ve sefalet
05:20düştü. Sağ olsun Sayın Bakan iki bin yirmi dört yılında
05:23geldi. Bu deli saçması uygulamaya son verdi. Son
05:27verdi de ne oldu peki? Yerine başka bir sihirbazlık geldi.
05:31Kur korumalı mevduat gitti, yerine getirdiler.
05:37Millet anlamasın diye de adına yabancı yatırımcı dediler.
05:41Doğru yatırım var. Ama sadece paraya yatırıyorlar. Doğrudan
05:45yatırım iş yok. Şimdi ben kendi millete biraz anlatmak
05:50istiyorum. Böyle süslediniz ya. Yabancı yatırımcı bir sene
05:55önce bugün Türkiye'ye gelirken on Artık'a Aralık iki bin yirmi
05:59üçte yüz bin dolar parayı getiriyor. O gün dolar kuruyor
06:02otuz lira. Üç milyon lira parayı da alıyor. Yüzde elli
06:06üç faizle bankaya götürüyor. Bir yıl sonra yani bugün dört
06:11milyon altı yüz bin lira olarak o parayı geri alıyor. Onu da
06:15götürüyor bugünkü döviz kuruyla otuz beş liradan dövize
06:18çeviriyor. Yüzde otuz iki faiz almış oldu. Yüz otuz iki bin
06:24dolar etti faiz. Kazandığı para. Yüz bin dolarken yüz otuz
06:28iki bin dolar oldu. Almanya bizi kıskanıyor. Elhak
06:31doğrudur. Almanya bu paraya yüzde iki faiz veriyor. Biz
06:35yüzde otuz iki faiz veriyoruz. Almanya kıskanmasında ne yapsın?
06:39Tabii ki bizi kıskanacak. Bu şekilde Türkiye'ye milyarlarca
06:44dolar para getirdi. Milyarlarca dolar da çıktı. Sadece Kasım
06:49ayında iki nokta altı milyar dolar para çıktı. Sihirbazlık da
06:54burada başlıyor. Niye biliyor musunuz? Çünkü bu paralar
06:57gelince Merkez Bankası rezervleri artıyor gibi
06:59gözüküyor. Bu yabancı kredi değerlendirme kuruluşları var
07:03ya. Onlar da Türkiye'nin notunu habire yükseltiyorlar. Bakın
07:07iktidarda çarşıyı, pazarı görmemezlikten gelip millete
07:11ekonomi iyi gidiyor. Görmüyor musunuz değerlendirme
07:15kuruluşlarını diye masal anlatmaya devam ediyorlar. Bakın
07:18kredi değerlendirme kuruluşları bir ülkede işler iyiye gidiyorsa
07:24bir iyiye gidiyor diyorsa bir işler gerçekten iyiye
07:28gidiyordur. Iki yabancılar o ülkeden iyi para kazandık için
07:32övgüler diziyorlardı. Bizde ikincisi oldu. Yabancılar bizden
07:36çok iyi para kazanıyorlar. O yüzden bu övgüleri sizlere
07:39yapıyorlar. Siz de millete görmüyor musunuz? Bakın bizim
07:43eee yabancı değerlendirme şirketlerindeki kuruluşlarındaki
07:47notumuz artıyor diyorsunuz. Bu maskenin bir tek kaybedeni var.
07:51O da Türk millet. Çünkü yüksek faiz için bir sebep lazımdı. O
07:56da yüksek enflasyon, bu enflasyonla devam
07:58ettiriyorsunuz. Sayın Bakan'a güzellik ifade etmek istiyorum.
08:03Millet daha önce televizyonda seyrettiği selefinizin o
08:08ışıltılı gözlerini bile arar hale geldi. Haberiniz olsun.
08:12Burada Sayın Bakan, evet. Umarım bu bu anlattıklarımdan
08:17sonra milletimiz günden güne niye daha çok fakirleştiğini,
08:20porsiyonların neden daha çok küçüldüğünü, çarşıya, pazara,
08:24markete gittiğini, ot fileyi, o poşetleri neden dolduramadığını,
08:28çok daha iyi anlamıştır. Çünkü paralar yabancılara gitti.
08:32Türkiye'ye değil. Sayın Başkan, değerli milletvekilleri,
08:37İngiliz Kralı John ülkesinde hangi türden olursa olsun vergi
08:44konulmasını halkın rızası şartına bağladığında sene bin
08:48iki yüz on beş yıl. Yani Osmanlı devletin kuruluşundan
08:52çok önce. O ve o yıl bütün anayasaların atası sayılar
08:58Magna Karta ilan edilmişti. Bin iki yüz on beş yılında. Ve o
09:02günden beri vergi koymak, vergiyi kaldırmak, vergiyle
09:05toplanan paraların nerede, nasıl harcanacağına karar vermek
09:09munaşiler ve totaliter despot rejimler hariç halka
09:14dolayısıyla parlamentolara verilen bir yetki olarak
09:18günümüze kadar geldi. Aradan sekiz yüz yıl geçmiş. Bin iki
09:23yüz on beş yılı orta çağ Avrupa'sında vergi koyarken
09:26halka soruyorlardı. Iki bin yirmi beş yılı Türkiye'sinde
09:30siz vergi koyarken bırakın halkı halkın temsilcilerinden
09:34oluşan meclise sorma zahmetine bile gerek duymuyorsunuz. Kapıyı
09:39açtın, kapıyı kapattın, vergisi bile koysanız bunun önüne
09:43geçebilecek herhangi bir mekanizma yok bu ülkede. O
09:47yüzden siz de kafanıza göre her sabah kalktığınızda yeni bir
09:50vergi koyuyorsunuz. Yani bin iki yüz on beş yılının
09:53bütçesinde bin iki yüz on beş yılının bile gerisinde bir
09:56anlayışla ülkenin hazinesini yönetmeye çalışıyorsunuz.
Yorumlar