00:00Teşekkür ederim Sayın Başkanım. Genel kurulumuzu ve bütün
00:06Türkiye'yi saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum. Ben konuşmamda
00:11milli eğitim politikaları üzerine bazı sorunlara işaret
00:15etmeye çalışacağım. Dokuz Aralık'ta bütçe görüşmelerinin
00:20genel kurulumuzda başladığı ilk gün Sayın Cevdet Yılmaz
00:24konuşmasını
00:31Türkiye'de yetmiş altı olan üniversite sayısının bugün
00:36itibariyle iki yüz dokuz olduğunu ifade etti. Eğer bu
00:41rakamsal veriler aynı zamanda nitelik artışına da işaret
00:46etmiş olsaydı elbette hepimiz çok memnun olurduk. Ama
00:51bizlerin yakinen bildiği bir gerçek var. Bu üniversiteler
00:56ne yazık ki yeterli akademik kadroya sahip değiller. Yeterli
01:00laboratuvar ve kütüphane imkanlarına sahip değiller.
01:04Hatta hatta bu üniversiteler bir üniversitenin gerektirdiği
01:09mimari yapıya sahip olmadıkları için apartman üniversitesi
01:14adıyla anılıyorlar. Dolayısıyla bir ülkede üniversite
01:19sayısını böyle kontrolsüzce, plansızca yükseltmek ne yazık
01:24ki marifet değil. Şimdi ben sayın Yılmaz'ın bu konuşmasını
01:29izlerken ister istemez şu düşünceyi geçirdim içimden.
01:33Keşke üniversite sayısını böyle kontrolsüzce artıracağınıza
01:38mesela gelecek vaat eden şehir üniversitesini koyratça
01:43kapatmasaydınız. Mesela uluslararası saygınlığa sahip
01:48Boğaziçi Üniversitesi'ni tarumar etmeseydiniz.
01:52Dolayısıyla rakamlar her şeyi ifade etmiyor. Yine sayın
01:57Yılmaz konuşmasında bizlere yurt kapasitesini artırdıklarına
02:02dair bir takım veriler sundu. Bu rakamsal veriler doğru
02:06olabilir ama Türkiye'nin bambaşka bir gerçeği var.
02:10Türkiye'de öylesine güçlü ve derin bir ekonomik kriz var ki
02:15artık üniversiteyi kazanan öğrenciler barınma
02:19ihtiyaçlarının, gıda ihtiyaçlarının, kırtasiye
02:23ihtiyaçlarının gerektirdiği ekonomik güce sahip
02:26olmadıkları için üniversitelere kayıt yaptırmıyorlar. Hatta ben
02:31birçok meslektaşımdan bunu duyuyorum. Gazetelerde sizler de
02:35okuyorsunuz. Iki, üç ve dördüncü sınıftaki öğrenciler
02:39üniversitedeki kayıtlarını donduruyorlar. Demek ki meseleyi
02:44geniş bir eksende ele almak mecburiyetindeyiz. Öte yandan
02:49Türkiye'nin gençlik profiline baktığımızda şu sorunları
02:54görüyoruz. Gençlerimizin bir kısmı üniversite diplomalarını
02:58aldıktan sonra o diplomaların gerektirdiği işleri
03:02bulamadıkları için evlerinde oturuyorlar. Hala anne ve
03:07babalarından harçlık alıyorlar. Bu sebeple Türkiye'de yeni bir
03:11kavram doğdu. Ev gençleri şeklinde. Bunların bir kısmı
03:15ise Türkiye'de gelecek görmedikleri için hayallerini
03:20sınır ötesine taşıyorlar ve Türkiye'yi terk ediyorlar.
03:24Dolayısıyla bizim ciddi emeklerle, ciddi masraflarla
03:29yetiştirdiğimiz pırıl pırıl gençlerimiz Türkiye'ye katkıda
03:33bulunmak yerine bambaşka ülkelere gidip oraya
03:37katkılarını sunuyorlar. Dolayısıyla rakamlar bize her
03:42şeyin çok iyi olduğunu göstermiyor. Şimdi ben bu
03:46vesileyle bir başka soruna daha işaret etmek istiyorum.
03:50Biliyorsunuz Türkiye iki bin on bir yılında çok değerli bir
03:56kurumunu ortadan kaldırdı. Devlet Planlama Teşkilatı.
04:00Böylece gelecek beş yıllarımızı, on yıllarımızı
04:05bilimsel bir perspektifle değerlendirme imkanını kaybettik.
04:10Sık sık uçuş yapanlar bilirler. Havacılıkta bir deyim var.
04:15Blind landing, blind flying şeklinde. Haliyle Türkiye
04:20üniversite alanı dahil bütün konularını adeta bu kavram
04:25çerçevesinde planlıyor. İngilizce bilmeyenler için
04:28söyleyelim. Ama uçuş ama iniş şeklinde ifade edebiliriz bu
04:33kelimeleri. Şimdi bunların için söyledim. Bakınız Türkiye'de
04:37toplam doksan iki hukuk fakültesi var. Ve bu
04:41fakültelerde şu anda yetmiş altı bin öğrenci okuyor. Peki
04:45bizim bu kadar çok sayıda hukukçuya ihtiyacımız var mı?
04:49Hayır yok. Bizim neye ihtiyacımız var? Hukuka
04:52ihtiyacımız var. Hukukun üstünlüğüne inanan güçlü
04:56kadrolara ihtiyacımız var. Aynı problemi sağlık alanında da
05:01gözlemliyoruz. Şu anda Türkiye'de plansız ve
05:04programsız bir biçimde çok sayıda tıp fakültesi, diş
05:09hekimliği fakültesi, eczacılık fakültesi açılmış durumda ve ne
05:13yazık ki bu fakültelerde yeterli akademik kadrolar yok,
05:17laboratuvar imkanları yok. Dolayısıyla değerli
05:21milletvekilleri, şu yıllarda dünyaya gelen çocuklar
05:25yetişkinlik yaşına, orta yaş çağına geldiklerinde sağlık
05:29problemlerini çözmek üzere hastanelere müracaat
05:33ettiklerinde ne yazık ki gerçekçi olalım. Sorunlarını
05:37çözecek iyi yetişmiş hekimler bulamayacaklar. Iyi yetişmiş
05:41diş hekimleri ve eczacılar bulamayacaklar. Tabii aynı
05:47problem bütün meslek alanlarında varlığını
05:50hissettiriyor. Aynı şekilde öğretmenler de eee plansız ve
05:56açılmış olan eğitim fakültelerinin mağduru
06:00durumunda. Birincisi eğitim fakültelerinde yeterli akademik
06:04kadrolar yok. Ikincisi buradan mezun olan gençler maalesef
06:08hala atama bekliyorlar. Ve üçüncüsü bunların bu
06:13sorunlarını çözmediğimiz gibi geçtiğimiz haftalarda
06:16öğretmenlerin bütün feryatlarına rağmen
06:20öğretmenlik meslek kanunu diye bir kanun burada kabul edildi.
06:24Böylece artık özellikle eee devlette çalışan öğretmenler
06:30geleceğe güvenle bakamayacaklar. Çünkü onların
06:34önüne çeşitli engeller konulmuş durumda. Peki bizim eğitim
06:38politikalarımızı hangi eksende gözden geçirmemiz lazım? Ben
06:43seçim çevrem olan Antalyalı iş insanlarıyla sık sık
06:48diyaloglar kuruyorum. Ve onların ve tabii bütün
06:51Türkiye'deki iş insanlarının çok önemli bir derdi var. Bize
06:55üniversite mezunu genç lazım değil diyorlar. Bize ara eleman
07:00lazım. Biz ara eleman bulamıyoruz. Meslek liseleri
07:04açılmalı, meslek yüksekokulları açılmalı, ara eleman ihtiyacı
07:09dikkate alınmalı. Böylece asını ararsanız hem gençlerimiz
07:14üretken olacaklar hem de belki bugün bir üniversite mezununun
07:18elde ettiğinden daha yüksek bir gelire sahip olma imkanını
07:24bulacaklar. Bakın bugün su tesisatçısı bulunmuyor.
07:27Tornacı bulunmuyor. Kaynak ustası bulunmuyor. Haliyle
07:32üniversitelere, üniversitelerde gençlerimize hayal satacağımıza
07:37onlara üretken olabilecekleri yeteneklerinin el verdiği
07:42alanları gösterebilelim ve onları hayata dahil edecek bir
07:47plan ve programlama yapabilelim. Tabii sözlerimi
07:50bitirmeden önce bir noktaya ışık tutmak istiyorum. Eee sık sık
07:54sayın Cevdet Yılmaz'ın konuşmasına referansla
07:58açıklamalar yapıyorum. Bu sözlerim yanlış anlaşılmasın.
08:01Benim sayın Cevdet Yılmaz'ın şahsına hiçbir muhalefetim yok.
08:07Aksine kendisine çok saygı duyuyorum ve kendisinin çok iyi
08:12eğitim görmüş. Öttü'den mezun olmuş, Denver'da yüksek lisan
08:17yapmış ve demin bahsettiğim devlet planlama teşkilatında
08:21yetişmiş çok değerli bir bürokrat olduğunu söylemek
08:25isterim. Ama gelin görün ki bizim sorunumuz şu. Biz
08:29yetişmiş kadrolarımızı da verimli bir biçimde gerçekçi
08:33bir biçimde ülkenin yönetimine dahil edemiyoruz. Ve
08:37gençlerimizi de ülkenin ihtiyaçları doğrultusunda
08:41yetiştiremiyoruz. Dolayısıyla değerli milletvekilleri
08:45Türkiye'nin eğitim hayatında çok ciddi sorunları var. Tabii
08:49ki bize ayrılan bu kısa sürede bunların hepsine değinmek
08:53mümkün değil. Anadolu'daki bir özleyişle sözlerimi bitireyim.
08:57Deveye demişler ki boynun neden eğri? O da demiş ki nerem
09:02doğru ki? Haliyle ne yazık ki Türkiye'nin bütün eğitim
09:06hayatı ve tüm alanları böyle bir tablo sergiliyor. Umarım
09:11el birliğiyle bunları çözecek bir zemini yaratabiliriz.
09:15Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
09:21Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, eğitim
09:24bireylerin potansiyelini gerçekleştirmesi ve toplumsal
09:27kalkınmanın sağlanması için vazgeçilmezdir. Ancak
09:32Türkiye'nin eğitim sistemi yıllardır yapısal sorunlarla
09:35boğuşmakta ve ne yazık ki bu sorunlar çözülmek bir yana
09:38maalesef giderek derinleşmektedir. Türkiye'de
09:42eğitimde fırsat eşitliği yıllardır çözülemeyen bir sorun
09:46ve acı bir gerçek olarak karşımızda durmaktadır.
09:49Sosyoekonomik durumu düşük ailelerin çocukları eğitim
09:53süreçlerinde büyük dezavantajlar yaşamaktadır.
09:56Eğitimde o kadar vahim durumdayız ki her köşe başında
09:59bir özel
Yorumlar