00:00Aptalardır. Alandayız. Sesimizi duyurmaya çalıştık.
00:05Belgeleri tek tek muhataplarına iletmeye çalıştık. Dün de
00:11kendi partisinin bekinine ilettik. Buradan açıklayayım.
00:16Bakan Yardımcısı Nazife Yılmaz. Telefonda görüşürken onlar.
00:21Evet diyor bazı komisyonlarımız cömert, bazı komisyonlarımız
00:26cimri davranmış. Böyle bir şey var. Biz bu işin içinden nasıl
00:31çıkacağız? Bilmiyor dedi. Halbuki öyleyken isimlere
00:36gittik. Bugün grup başkan vekilleriyle görüştük. Bakın
00:39bir zulümdür dedik. Insanlar İstanbul'da insanlar Bursa'da
00:44eleniyor. Farkındaymışlar. Hepsinin farkındaymışlar.
00:48Bugüne kadar şeffaf yapıldı. Objektif yapıldı dedi.
00:52Arkamızdaki insanlar bu mağduriyete seslenirken oyuncak
00:57dediler bize. Yok dediler. Biz her şeyi şeffaf yaptık. Ama
01:01bakan yardımcısı biz bu işin içinden nasıl çıkacağımızı
01:05bilmiyoruz dedi. Bakın açık açık söylüyorum. Nazif Yılmaz
01:09dava etsin, şikayet etsin, umrumda değil. Beş bin insanın
01:13hakkına açık açık giriyorlar bugün. Açık açık itiraf
01:18ettiler. Gelsinler yüzlerine konuşalım yine. Neden? Iki yüz
01:23kırk beş komisyon. Bakın iki yüz kırk beş birbirine
01:28benzemeyen ben birine giderim, biri beğenir, diğerine giderim,
01:32beğenmez. İstanbul'daki beğenmiyor, Erzurum'daki evet
01:36çok iyisin demişler. Yani insanlar öyle bir mağduriyet
01:40içindeyken güya mülakat gibi mülakat yaparken bu
01:45mağduriyetlere artık kulaklarını tıkamışlar. Muhattap
01:49bile almıyor ya karşındakini. Muhattap almıyor. Biz yaptık,
01:53biz güveniyoruz diyor ama kendi bürokratı işin içinden nasıl
01:59çıkacağız bilmiyor. Bugün bir oldu bittiye getirdiler. Bakın
02:03bizim bu alanlarda hiç bulunma gibi ihtiyacımız yok. Buraya
02:09keşke hiç gelmeseydik. Ama buraya geldikten sonra
02:13anladık ki milletin derdiymiş, milletin kahrıymış, umurlarında
02:18değil. Koltuğum olsun, maaşım olsun, itibarım olsun, gerisi
02:23vız geliyor. Ya beş bin insan anne, baba, çocuk, evlat hepsi
02:29mağdur. Ağrıdan arkadaşlarım telefon ediyor, geleceğim diyor.
02:33Geleceğim hocam ne yapalım diyor. Yakalım mı kendimizi
02:37bakanlığın önünde. Niye niye? Niye ya niye? Niye kabul
02:43etmiyorsunuz? Kendi içinizde kabul ediyorsunuz. Niye bunu
02:46yüzümüze haykırmıyorsunuz? Özür mü bekliyoruz? Beklemiyoruz.
02:51Vallahi özür dilemeyin ya. Dilemeyin bizden özür.
02:55Ömrümüzden yıl çaldınız. Dilemeyin bizden özür. Özür
02:59falan istemiyoruz. Ama yapılmış ya bilmeden bizler bir şeyler
03:04yapmaya çalıştık olmadı desin ya. Ya bu bir şereftir. Bu bir
03:10haysiyettir. Bunu kabullenmek bir şereftir. Ya kul hakkı ya
03:15beş bin insanın kul hakkına giriyorsunuz. Nasıl yatacaksınız?
03:19Nasıl rahat edeceksiniz? Ben kendi derdimden çok bir
03:24insanların derdine yanıyorum. Çocuğunu bırakıyor ya. Ankara'ya
03:28geliyor, çocuğunu bırakıyor. İstanbul'da yaşıyor, Bursa'dan
03:32annesini çağırıyor. Yeter ki Ankara'ya gideyim derdimi
03:36meramımı anlatayım. Kapı kapı dolaştık burada. Çalmadığımız
03:40kapı kalmadı. Bilmiyorlar dedik ya. Bilmiyorlar, haberleri
03:45yoktur belki. Hepsinden haberleri var. Ama sırf sırf bir
03:51gölge düşmesin. Isimlerine yanına bir gölge düşmesin diye
03:55beş bin insanın hakkına girildi bugün. Daha fazlası da
04:00olabilir. Bakın bize ulaşan anlar bunlar. Dosya şeklinde
04:04ilettik. Sayın Cumhurbaşkanım lütfen ama lütfen alın yanınıza
04:10atadığınız bir bakan. Nedir bu? Bu insanlar niye burada? Ya
04:14eğer bizim bir art niyetimiz varsa bizim bir yalan,
04:19ideolojik bir şeyimiz varsa da buyurun derbest edin bizi ya.
04:23Bunu diyoruz ya. Haksızsak buyurun. Buradayız ya.
04:28Milletin kalbine geldik ya. Derdimizi anlatacağız. Milletin
04:31vekili ya. Tamam tamam ilgileneceğim. Bakana gidiyor.
04:35Bakan Bey dinlemiyormuş. Dinlemiyorsa derdimizi kime
04:39anlatacağız? Biz mi adaleti tahsis edelim? Ne yapalım ya?
04:43Bize bir çözüm çözüm önerisi sunsular o zaman.
Yorumlar