00:00Milli Eğitim Bakanlığı'nın ve ilgili kurumların yöneticileri
00:03Sayın Bakan, hepiniz hoş geldiniz. Cumhuriyet Halk
00:06Partisi grubu adına söz almış bulunuyorum. Sayın Bakan
00:09kapsamlı bir sunuş yaptı. Kitabına da hızla göze baktım.
00:12Tabii istatistikler neyi nasıl kullanmak istiyorsanız işe yarar
00:18halde kullanılıyor. Ben bütçenin detaylarını
00:22girmeyeceğim Sayın Bakan verdi. Toplamda Milli Eğitim
00:26Bakanlığı'nın bir trilyon dört yüz elli bir milyarlık bir
00:28bütçesi var. Ve bu bütçenin yüzde sekseni personel bütçesi
00:33olarak var. Dolayısıyla mal ve hizmet alımlarını yüzde sekiz
00:38sermaye giderlerine yani yatırıma ayrılan pay yüzde on.
00:42Bunun ne anlama geldiğine bakarsak geçen yıl burada
00:46konuştuğumuz ve bağladığımız bütçe bir nokta sıfır dokuzdu.
00:49Bu sene bir virgül dört yüz elli bir. Yani geçen yıla göre
00:54yüzde on üç nokta on beş oranında artmış duruyor. Sayın
00:59Başkan bütçe yüzde on üç nokta on beş arttı ama bir Ocak
01:04sabahı itibariyle bu hükümet bu iktidar yeniden değerleme
01:08oranını yüzde kırk dört olarak tüm vergilere yansıtıyor
01:11olacak. Yetmez Türkiye İstatistik Kurumu'nun şu an
01:16itibariyle enflasyon oranı yüzde kırk sekiz nokta elli
01:19sekiz. En akı saymıyor. O seksen dokuz nokta yetmiş yedi ki
01:22doğru olan o. Sonuçta sadece Türkiye İstatistik Kurumu'nun
01:27pimpon topuyla ölçtüğü vergi oranına bakarsak enflasyon
01:30oranına bakarsak bu bütçenin bir nokta altı milyarları
01:36olması gerekirdi. Bir pardon bir trilyon altı yüz on dokuz
01:40milyar olması gerekirdi. Dolayısıyla sadece yüzde on üç
01:44nokta on beş artmış ve geçen yıla göre sayın bakan yüzde on
01:48virgül otuz sekiz daha az bütçeniz var. Size matematik
01:51üzerinden bir alım gücü meselesini anlatmak istemiyorum.
01:54Peki merkezi yönetim bütçesi içindeki payı adalet ve
01:58kalkınma partisi bir zaman kapsülünde yaşıyor. Kırk yıl
02:02önceden rakamlar yirmi beş yıl önceden rakamlar ya durmuş bir
02:06saat bile günde iki sefer doğruyu gösteriyor. Yani biri
02:09dedi yirmi üç yıl iktidar olunca yirmi üçüncü kez bütçe
02:13getirince otomatikman bazı sayıların artması lazım. E şimdi
02:17artan sayılara bakalım. Mesela merkez yönetim bütçesi
02:20içindeki payına bakalım. Bin dokuz yüz doksan sekizde yüzde
02:23sekiz nokta kırk birmiş. Yani on bir virgül sekiz milyon
02:27öğrenci varken. On sekiz milyon yedi bin yedi yüz on bin
02:31öğrenci olmuş. Bütçeden aldığı pay yüzde dokuz seksen beş.
02:36Şimdi bakın. Aradaki farka bakın. Ya da yatırım bütçesine
02:40bakalım. Hani sürekli kendinizden önceki dönemlerle
02:43karşılaştırıyorsunuz ya. Yatırıma ayrılan pay. Yani ikili
02:48eğitimde çocuklar heba olmasın diye. Yani çalışmalı eğitimde
02:51çocuklar okuldan uzak kalmasın diye. Yani yemek vermediğiniz
02:55çocuklar. Bunlara nasıl para bulacağız? Yatırımdan para
02:58bulacağız. Sizden önce o beğenmediğiniz dönemlerde bin
03:02dokuz yüz doksan sekizde Milli Eğitim Bakanlığı'nın yatırım
03:04bütçesi yüzde otuz virgül altmış üç. Bin dokuz yüz doksan
03:07dokuzda on dokuz on beş. On dokuz dokuz. On dokuz yirmi,
03:10on yedi on sekiz. Sizin gelebildiğiniz rakam yüzde dokuz
03:14virgül yetmiş üç. Siz Milli Eğitim Bakanlığı'nı sadece
03:17yüzde dokuz yetmiş üç yatırıma pay ayırmış durumdasınız. Sizden
03:21önceki en kötü hükümet on yedi nokta on sekizde teslim
03:24ettiğinde bu rakamı. Peki Yüksek Öğretim Kurulları'nın
03:29bütçelerinde durumda. Burada bir yok başkanı var. Tıp
03:33öğrencilerinin sorunlarıyla ilgili defalarca randevu almaya
03:36çalışan milletvekillerine randevu vermemeyi marifet
03:38sayıyor. Sayın Başkan siz milletvekillerine randevu
03:41vermiyorsunuz. Kime randevu veriyorsunuz? Sayın Bey. Tıp
03:43fakültesi öğrencilerinin okuldan atılma durumu var. Dokuz
03:46yıl okumuş çocuklar bir kural nedeniyle atılacaklar. Ikiye
03:50hiçbir yararı yok. Size bunu anlatmak isteyen vekillere siz
03:54bir randevu vermiyorsunuz. Eğitim fakültelerinde verilen
03:57diplomalar elinizden çalınıyor. Doksan yedi eğitim fakültesinin
04:00fakülte dekanı var. FTEK var. Kurul var. Siz ağzınızı açıp
04:04yanınızda oturan Sayın Bakan'a ya siz kimsiniz de bizim
04:07diplomalarımızı saymıyorsunuz? Diyemiyorsunuz. Çok normal.
04:10Sonuç itibariyle bütçenize bakalım Sayın Başkan. Iki bin
04:13iki yılında yüzde sıfır nokta yetmiş birmiş. Gayrı safi
04:17yurtdışı arasında da. Şimdi kaç olmuş? Yüzde sıfır virgül
04:20yetmiş dokuz. Yani sıfır virgül sıfır sekiz altmış. Ama çok
04:24övündüğünüz bir şey var. Takdir ediyorum sizi. Güzel
04:27yapmışsınız. Siz de burayı teslim aldığınızda bu hükümeti
04:31yetmiş altı tane üniversite var. Şimdi bağırırsınız. Biz bu
04:35üniversiteleri arttırdık. İyi yaptınız. Iki yüz sekiz tane
04:38yüksek öğretim okulu var şu anda. Yetmiş altı nereye? Iki
04:41yüz sekiz nereye? Bir nokta sekiz milyon öğrenci yetmiş
04:44beş bin akademisyendi. Dört nokta bir milyon öğrenci yüz
04:47seksen beş bin akademisyen. Kat ve kat artmış. Bütçe ne
04:50olmuş? Bütçe ne olmuş? Öğrenciler gelmiş, öğretmenler
04:54gelmiş, akademisyenler gelmiş, binalar gelmiş, elektrik, su,
04:57doğal gaz. Bütçe ne olmuş? Bütçe yok. Yani ne
05:00yapmışsınız? Var olan bütçeyi yeni yerlere dağıtmaya
05:03başlamışsınız. Yaptığınız bu. Bir bütçe falan vermiş
05:06değilsiniz. Ama sonra efendim yirmi yıl önce şu kadardı da
05:08biz bu kadarı getirdik de yirmi beş yıl önce şöyle olmuştu da
05:11böyle olmuştu. Ben rakamlarla konuşuyorum. Arzu ederseniz
05:14size veririm. Bu rakamlar sizde de vardır herhalde. Peki sonuç
05:17ne? On sekiz milyon öğrencimiz var. On sekiz virgül yedi
05:21milyon öğrenci. Bunların on beş milyonu örgün eğitimde. Bunların
05:26bir nokta altısı özel eğitimde. Özel eğitimde olan öğrencilerin
05:29sayısını arttırmak başlıca marifetlerinizden biri. Çünkü
05:31Türkiye'de nitelikli eğitime ulaşmanın temel yolu artık o
05:36eğitimi satın almak. Yaptığınız iktidarınızın başarılı
05:39olanlardan bir tanesi bu. Siz eğitimi ben sizi kesmedim
05:43Sayın Bakan. Sizi ben ben sizi düzeltmedim. O kadar çok yanlış
05:47şey söylediniz ki ben sizi askeriyet düzeyinde nezakete
05:49dağıtacağım. Size iyilik yapıyorum. Özel eğitim başka
05:51özel eğitim başka. Bilmediğiniz için özel eğitim
05:54diyorsunuz. Başka bir konu. Siz son derece saygısız, son derece
05:57nobran bir insansınız. Sayın Sayın Başkan. Sayın Başkan.
06:01Hangi usta ben kendisini konuşmasını bölmüş müyüm? Sonra
06:06ben kendisini konuşmasını bölmüş mü? Hoş değil. Anladım
06:10anladım. Sayın Bakan bir gün yanlış rakam vardı. Ben onları
06:13kestim mi? Bana niye konuşuyorsun? Bakanınıza
06:15konuşun. Sayın Başkan. Bakana konuşun. Bir saniye. Müsaade
06:19eder misiniz bana? Evet. Değerli arkadaşlar bir sakin
06:22olununca. Aynen. Sayın Erdoğan müsaade edin. Size bir bilgi
06:25ver. Alırsınız almazsınız. Nobransınız. Saygısızsınız.
06:28Kusura bakmayın. Sayın Başkan. Sayın Başkan bana sen bu işleri
06:31bilmiyorsun diyen bir adama en kibar olarak nobran derim ben.
06:34Değerli arkadaşlar. Siz Sayın Bakan'a sen ben de ben de Sayın
06:39Bakan'ı sen bu işi bilmiyorsun demekten. Değerli arkadaşlar.
06:42Bu oradan yasaklarım kendisi. Mevhederim kendisi. İlk bütçeyi
06:45yakmıyor. İlk konuşmada siz değilsiniz. Sayın Başkan siz
06:48niye benimle konuşuyorsunuz? Sayın Bakanınız. Sayın Bakan
06:53bana bu işi bilmiyorsun dedi. Ona bir vereceğiniz cevap var
06:56mı? Bakansın makamına uygun konuş falan diyecek misiniz?
06:58Evet arkadaşlar. Anlıyorum AK Parti milletvekilisiniz de. Bir
07:00de arkadaşınıza konuşur musunuz?
07:04Arkadaşlar. Sakin olun. Arkadaşlar. Bakanınızın
07:08gerçekler karşısında konuşmamı bölmek istediğini anlıyorum. Ama
07:11başka gerçeklerden bahsedeyim Sayın Bakan. O yönetemediğiniz
07:14bakanlığın durumunu. Iki bin on bir iki bin on ikide ilk
07:17okullarda okuma okullaşma oranı doksan sekiz nokta dokuzdu.
07:20Bugün doksan beş nokta sıfır üç. Nasıl yaptınız geriye
07:24getirdiniz birini anlatın bakalım. Ortaokullarda doksan
07:27üç nokta birdi doksan bir nokta kırk beş. Ha iyi bir
07:30gelişme var. Orta öğretimde altmış yedi otuz yediydi. Seksen
07:33yıl doksan yedi. Ama şöyle bir gerçek var. Siz bakan
07:36olduğunuzdan bu yana doksan bir nokta yediden seksen yedi nokta
07:39doksan yediye düştü. Yine bizzat sizin verdiğiniz rakamlara
07:41göre söyleyeyim. Siz Türkiye'deki çocukları yüzde
07:44doksan beş oranında okullaştırabilmiş durumdasınız.
07:46Ama kendi kitabınızda var. Yabancı çocukları yüzde doksan
07:50yedi oranında okullaştırmışsınız. Okumak
07:52isterseniz sayfa elli ikide. Ortaokullarda Türk çocuklar
07:56yüzde doksan bir virgül kırk beş. Yabancı çocuklar yüzde
07:59doksan dört elli dokuz. Dolayısıyla siz Türkiye'deki
08:03çocuklara bir okullaşma bile sağlayamıyorsunuz. Tabii ki otuz
08:06yıl önceye göre ileride olacaksınız. Bir zahmet
08:08olacaksınız. Ülke gelişiyor. Yani sadece satıp saldığınız
08:11kitlerin parasını kullansanız yeter. Peki sonuçta bir
08:14bakışta eğitime bakalım. Bir rapor var değil mi? Ne olmuş?
08:17Dünya bizi kıskanıyor. Dünya liderini kıskanıyor. Türkiye'de
08:20devlet tarafından öğrenci başına yapılan harcama mülkleri üç bin
08:24yüz otuz üç dolar. Peki OECD ortalaması kaç? On bir bin
08:27dokuz yüz on dört dolar. Ama tebrik ederim Meksika ve
08:30Kolombiya'dan daha öndesiniz. Peki ilk öğretimde bu rakam
08:33nedir? Yüzde seksen devlet harcaması. Iki bin on beşte.
08:38Şimdi kaç olmuş iki bin yirmi bir sonucu? Yüzde yetmiş
08:40yediye düşürmüşsünüz. Peki nasıl karşılanmış bu? Hane halkı
08:44harcamaları yani vatandaşın cebinden yaptığı harcamalar on
08:48beşten on dokuza çıkmış. OECD ülkelerinde devletin payı yüzde
08:51doksan üç. Türkiye'de yüzde yetmiş yedi. Dolayısıyla toplamda
08:56baktığınızda yüksek öğretimde de yok başkanımıza da
08:58söyleyelim. Yıllık harcama Türkiye'de dört bin iki yüz on
09:01dokuz dolar. OECD ortalaması on iki bin yedi yüz üç dolar.
09:04Dolayısıyla gayri sarfi yurt dışı hasla sonuç ortada. PİSA
09:10sonuçlarından bahsetti Sayın Bakan. Sayın Bakan Türkiye'yi
09:13Burkina Faso'yla, Nijerya'yla, Mozambik'te falan
09:17karşılaştırmayı seviyorum. Ben size söyleyeyim. Kestirmeden
09:19sonucunu söyleyeyim. Siz iki bin iki de iktidar olduğunuzdan
09:21bu yana. Fende'de, matematikte de okuma alanında da daha
09:24geridesiniz. Iki bin iki bin üç sonuçlarında yirmi sekizinci,
09:28yirmi sekizinci, yirmi sekizinciydik. Bugün itibariyle
09:30yirmi dokuz, otuz iki, otuz. Olduğumuz nokta budur. Siz
09:33kendinizi dünya lideriyiz ya, OECD ülkeleriyle
09:36karşılaştıracaksınız. Siz geriye gittiniz. Siz şu an
09:39bir ileride falan değilsiniz. Sizden önceki iktidarlar sizden
09:42iyi durum belirler. Bunun sonucu ne? Türkiye'deki her beş
09:45öğrenciden biri okuduğunu anlamada ve basit matematik
09:48işlemi yapmakta bilimsel süreç becerileri konusunda sorunlar
09:51yaşıyor. On beş yaş grubu öğrenciler OECD ülkelerindeki
09:54diğerlerine kıyasla bir okul yılı yerde oldukları anlamına
09:58geliyor. Ve
Yorumlar