00:00Şimdi Sayın Bakanım dün burada olsaydınız burası bayağı
00:02hareketliydi. Çünkü burada Tarım Bakanlığı vardı. Ve
00:06hakikaten de tarım Türkiye'de tarım ve hayvancılık ciddi bir
00:10şekilde kan kaybediyordu. Biletvekilleri de haliyle eee
00:14fazla ilgi gösterdiler. Ancak e bugün de fazla bir kalabalık
00:18yok. Burada gördüğünüz gibi biraz böyle yavaş geçiyor
00:22görüşmeler. Esasına bakılırsa rakamlara baktığımız zaman
00:26bugün de çok canlı olması lazımdı buranın. Buranın bugün
00:30çok hareketli olması lazımdı. Burasının milletvekilleri dolu
00:34olması lazımdı. Çünkü hakikaten de sanayimizdeki rakamlar hiç de
00:39iç açı değil. Sanayideki kan kaybı inanın en az tarım
00:44sektörü kadar. Geçen sene bütçe maratonun ilk günde
00:48Cumhurbaşkanı Yılmaz şöyle bir ifade kullanmıştı. Sanayinin
00:53milli gelirden aldığı pay iki bin iki yılında yüzde yirmi.
00:56Iki bin yirmi iki yılına geldiğinde yüzde yirmi altı
00:58nokta beş. Siz böylesi bir ekonomiye nasıl sanayisiz
01:03leşiyorsunuz diye bir eee sözcükte eee bir eee söz eee
01:07söylemişti. Eee evet iki bin yirmi iki yılında sanayinin
01:12gayri safi yurt içi asıladan aldığı pay yüzde yirmi altı
01:15nokta dört. Ancak iki bin yirmi üç yılına geldiğimiz zaman bu
01:19yüzde yirmi iki nokta dokuza indiğini görmekteyiz. Iki bin
01:23yirmi dördünün ikinci çeyreğindeki rakam ise yüzde
01:26on dokuz nokta sekiz. Yani bu belki de şimdiye kadar görülmüş
01:30en düşük oranlardan bir tanesi. Ha bu arada bin dokuz yüz doksan
01:34sekiz, bin dokuz yüz doksan sekiz yılında sanayi üretiminin
01:38gayri safi yurt içi asıladan aldığı pay yüzde yirmi beşti.
01:41Yani bakıldığı zaman yıllar içerisinde ciddi bir azalma
01:45söz konusu. Imalat sanayisi de aynı şekilde. Iki bin yirmi iki
01:49yılında yüzde yirmi iki nokta bir olan pay iki bin yirmi üçte
01:53yüzde on dokuz nokta beşe düşmüş. Iki bin yirmi dördün
01:56ilk çeyreğinde yüzde on sekiz nokta beş. Ikinci çeyreğinde
02:00yüzde on yedi nokta bir. Bakın çok ciddi bir düşüş trendiyle
02:04karşı karşıyayız. Ve bizim hedefimiz iki bin elli üç
02:08yılındaki hedefimiz eee imalat sanayinin gayri safi yurt içi
02:12asıla içerisinde payını yüzde otuza çıkartmak. Bu esası çok
02:16doğru bir hedef. Olması gereken bir hedef. Ancak hedefle şu an
02:20bulunduğumuz konum arasında çok ciddi bir fark var. Ve ne yazık
02:24ki sanayisizleşiyoruz. Bunu raporlar bunu söylüyor.
02:28TÜSİAD'ın raporları bunu söylüyor. Rakamlar bunu
02:30söylüyor. Evet dünyada da belli bir trend var ama Türkiye'de
02:33çok ciddi bir trend söz konusu. Ve ne yazık ki siz de hızla
02:38sanayisizleşen bir ülkenin sanayi ve teknoloji bakanı
02:40olarak biraz evvel sunum yapmıştınız. Şimdi rakamlara
02:44bakıyoruz. Mesela aylık sanayi üretim endeksi rakamlarında
02:48toplam sanayi üretim endeksi Haziran'da yüzde sekiz noktayı
02:51düşmüş. Imalat sanayindeki düşüş yüzde on bir. İstanbul
02:55Sanayi Odası Eylül raporuna baktığımız zaman yirmi bir
02:58aylık daralmadan bahsediliyor. Talepte düşükten bahsediliyor.
03:01On sektörden sekizinde istihdamda düşüşten
03:04bahsediliyor. Siparişler azalıyor. Ve maliyet
03:08enflasyonundan bahsedilmekte. Bunlar hakikaten de rakamlar
03:13kötü. Kapasite rakam kapasite kullanım oranlarına
03:16bakıyorsunuz. Iki bin yirmi iki ortalaması yüzde yetmiş yedi
03:19nokta iki. Iki bin yirmi üçte yüzde yetmiş altı biraz
03:22düşmüş. Son beş aya bakıyorsunuz. Haziran'da yüzde
03:25yetmiş altı nokta üç. Eylül'de yüzde yetmiş dört nokta dokuz.
03:29Son beş aydır düşüyor. Teknoloji üretemiyoruz. Işte
03:33cari olarak işte yüksek teknoloji ürün eee ihracatımız
03:37yüzde elli artmış olabilir. Doları bazında. Ama oransal
03:40olarak baktığımız zaman herhangi bir artış yok. Iki bin
03:43on dokuzda yüzde üç nokta beşmiş toplam ihracatımızla
03:46içindeki payı. Iki bin yirmi birde üçmüş. Iki bin yirmi
03:50üçte üç nokta sekize çıkmış. Iki bin yirmi dördün ilk dokuz
03:53ayına bakıyorsunuz üç nokta dört. Oysa iki bin iki
03:56yıllarında bu yüzde altılardı, yüzde beşlerdeydi. Yani
03:59bakıldığı zaman herhangi bir artış yok. Burada bir
04:01sıkışmışlık var. Bir türlü bu yüzde üç, yüzde dördü bir türlü
04:05bulamıyoruz. Hedefimiz ne? Yüzde on yedi iki bin elli
04:08üçte. Yani bunlar ulaşmak hakikaten imkansız. Ne yapmak
04:13lazım? Teknoloji yüksek teknoloji üretmek için bilgi
04:17üretmek lazım. Bilgiyi nerede üreteceğiz? Akademilerde
04:19üreteceğiz. Akademilerimizin durumu ortada. Yani siz burada
04:24bilimsel yayınlardan bahsetmişsiniz. Evet sayı olarak
04:26bilimsel yayınlarda ciddi bir artış var. Doğru. Ama milyon
04:31nüfusa düşen bilimsel yayınlara baktığımız zaman son üç yılda
04:35herhangi bir gelişme yok. Iki bin yirmi birde beş yüz doksan
04:39iki bin yirmi iki beş yüz yetmiş yedi. Iki bin yirmi
04:42yüz beş yüz yetmiş iki. Bakın gelişmiş olan ülkelerde bu
04:45rakamlar iki bin iki bin beş yüz. Bin dokuz yüz seksen beş
04:48yılında Kore'yle aynı seviyedeydik biz. Bugün Kore'de
04:53milyon kişi başına düşen bilimsel yayın bizim üç
04:57katımıza çıkmış durumda. Sayın bakanım ülke batıyor. Bunu ben
05:05söylemiyorum. Bunu Türkiye ihracatçılar meclisi başkanı
05:09söylüyor. Türkiye batıyor diyor. Daha sonra birdenbire
05:13yanı söylediği aklına geliyor. Türkiye batmıyormuş, şirketler
05:16batıyormuş. Yahu şirketlerin batması demek işsizlik
05:20demektir. Istihdam azalması demektir. Türkiye'nin
05:24batmasıdır. Şunu söylüyor Sayın Başkan. Yüzde yüzde elli faiz
05:30ile bu şirketler batar diyor. Bu ülke batar diyor. Doğru.
05:33Yüzde elli faiz ile yatırım olmaz. Yüzde elli ile üretim
05:37olmaz. Yüzde elli ile ihracat olmaz, istihdam olmaz. Biz
05:43geçen bütçe görüşmelerinde zombi firmalardan bahsetmiştik.
05:48Teknik olarak batmış, verimsiz enflasyonist ortamda düşük
05:53faizlerle desteklerle ayakta tutulan firmalardan
05:57bahsetmiştik biz. Bunların önümüzdeki yıllarda bugünlerden
06:01bahsediyoruz. Önemli tehditler getirebileceğinden bahsetmiştik.
06:05Çünkü bunlar düşük faizle ayakta duruyorlardı, desteklerle
06:09ayakta duruyorlardı. Ve faizleri yükselmesi durumunda iflaslar
06:12gelebilir demiştik. Bugün yüzde ellilerin üzerinde faizler var.
06:17Ve iflaslar da Konkorda'da başvuruları da arka arkaya
06:21gelmeye başladı. En son rakamları vereyim size. Kurulan
06:26ve kurulan şirketler, kapanan şirketlere baktığımız zaman
06:29kurulan şirketler iki bin eee yirmi dört yılının ilk dokuz
06:34ayında bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde on üç nokta
06:37üç azalırken kapanan şirketlerde yüzde yirmi ikilik
06:41bir artış var. Burada da karşımıza geliyor bu. Yapısal
06:45problemlerimiz var. Biraz evvel bahsettim, teknoloji
06:49üretemiyoruz. Teknoloji üretmenin de koşulları var.
06:51Akademiden bahsettim. Yani nepotizmin olduğu bir yerde
06:55bilim üretme şansımız yok. Nepotizmin şu anda Türkiye'de
06:59en fazla kol gezdiği yerlerden bir tanesi de ne yazık ki
07:01üniversitelerimiz. Ne yapabiliriz? Doğrudan eee
07:05yabancı yatırımların artması demek eee teknoloji üretimi
07:09konusunda da bir avantaj sağlıyor. Dünyada bunun
07:11örnekleri var. Eee bakıyorsunuz doğrudan yabancı yatırımlarına
07:15bakıyorsunuz. Iki bin on beşlerde iki bin on altılarda
07:18on üç on dokuz milyar olan doğrudan yabancı yatırımı bugün
07:23on milyar dolarlara kadar düşmüş. Bunda büyük bir kısmı
07:26gayrimenkul yatırımı yani hizmet sektörüne yatırım
07:30gelmiş. Imalat sektörüne gelen yatım da görece olarak yıllar
07:34içerisinde düşmüş. Verimlilik sorunumuz var. Evet yıllar
07:37içerisinde iş gücü verimliliğinde az da olsa bir
07:41artış söz konusu ancak eee toplam faktör verimliliğinde
07:45azalış söz konusu. Ilginç bir şey. Verimliliği daha az olan
07:50daha az artan şirketlerin pazar payları daha fazla artmakta.
07:54Bunu ben bunu raporlarda rastladım. TÜSİAD'ın raporunda
07:57da var. Çok ilginç bir şey bu. Bu da haliyle sektörlerin
08:01verimliliğini etkileyen bir şey. Buradan bu şuna gösterge
08:05olabilir. Esasında biz hal böyleyse teşvik sistemini bir
08:09gözden geçirmemiz gerekmiyor mu? Yani eee etki analizleri
08:14doğru yapılıyor mu? Yapılmıyor mu? Ciddi kaynaklar
08:16aktarılıyor. Bu kaynaklar nerelere aktarılıyor? Bu
08:20soruları sormamız lazım. İkiz eee dönüşüm. Çok havalı. Işte
08:25dijital yeşil dönüşüm. Hakikaten de çok önemli
08:28kavramlar bunlar ama biz buna ne kadar hazırız? Yeşil
08:31dönüşümden bahsediyoruz. Yani Avrupa biliyorsunuz yeşil
08:35mutabakat iki bin yirmi altı yılının Ocak ayında zannedersem
08:38sınırda karbon düzenlemesiyle karşı karşıya kalacağız. Bununla
08:42ilgili hukuki altyapımızı daha oluşturulmuş değiliz ne yazık
08:45ki. Eee fiziki altyapıyı da oluşturduğumuzu zannetmiyorum.
08:48Şöyle bir şey var. Eee karşımızda bu karbon ayak izi
08:51diye bir kavram var biliyorsunuz. O karşımıza
08:54çıkacak. İmalat sanayisinin enerji tüketimine baktığımız
08:58zaman yüzde yirmi sekizi elektrikmiş, yüzde yirmi
09:01altısı kömür, yüzde dokuz nokta doksan üçü petrol, yüzde
09:04yirmi beşe doğal gaz. Elektrik üretimimizin de yüzde elli
09:08sekizini biz fosil yakıtlardan elde ettiğimizi düşündüğümüz
09:12zaman imalat sanayimizin enerji tüketiminin yüzde yetmiş
09:16sekizi fosil yakıtlar. Bu tamamı. Alt sektörlere
09:21baktığımız zaman bize en çok etkileyeceklerden bir tanesi
09:23metal sanayinin oranı. Metal sanayinde bu oran yüzde seksen
09:29yedi. Çimento sanayinde bu oran yüzde seksen beş. Işte bu
09:34sektörler bu sektörler yıllardır bunu söylüyoruz.
09:37Bunda ilgili yapılmış raporlar var. Çalışmalar var ama ortada
09:41bir şey yok. Yani bu yapı değişmedikten sonra ciddi bir
09:44sıkıntı yaşayacağız ihracatımızda. Dijital
09:48dönüşümden bahsediyoruz. Evet çok hakikaten de önemli. E
09:52burada da küresel dijitalleşme endeksine bakıyoruz iki bin
09:55yirmi dört yılında. Yetmiş yedi ülke arasında yapılmış.
09:58Toparlıyorum.
Yorumlar