00:00Esselamun aleyküm. Hepinizi hürmet ve muhabbetle
00:03selamlıyorum. Hepinizin bildiği gibi son günlerde Türkiye'nin
00:06İsrail'le ticareti konusu tekrar gündeme geldi ve
00:10gerçekten de son derece sıcak gelişmelere hepimiz şahit
00:15oluyoruz. Burada ifade etmek istediğimiz husus maalesef
00:19Yeniden Refah Partisi olarak uzun zamandan beri şüphelenmekte
00:23ne kadar haklı olduğumuz bu son gelişmelerle bir kez daha
00:27ortaya çıkmış durumdadır. Bir defa Türkiye İhracatçılar
00:31Meclisi verilerine baktığımızda ne görüyoruz?
00:34Filistin'e çelik ihracatımız bir yılda yüzde beş bin dört
00:39yüz oranında artıyor. Bir yılda yüzde beş bin dört yüz
00:43oranında artıyor. Filistin'e çimento ve toprak ürünleri
00:46ihracatımız bir yılda birdenbire yüzde iki bin beş
00:50yüz oranında artış gösteriyor. Elektrik ve elektronik ürünleri
00:54ihracatımızdaki artış bir yılda yüzde yirmi bir bin
00:58oranında. Yüzde yirmi bir bin. Kimyevi maddeler ve mamulleri
01:03ihracatımız yılda yüzde sekiz bin beş yüz yetmiş beş oranında
01:09artış gösteriyor. Madencilik ürünleri ihracatımız yüzde bir
01:13milyondan fazla artış gösteriyor. Bir yılda yüzde bir
01:17milyondan fazla artış gösteriyor. Makine ve makine
01:22aksamları ihracatımız bir yılda yüzde otuz bir bin
01:26oranında artış gösteriyor. Bu gerçekler karşısında yetkililer
01:30sürekli olarak biz İsrail'e herhangi bir ürünü
01:34göndermiyoruz. Bu yapılan ticaret tamamen Filistin'e
01:37yapılan bir ticarettir diyorlar. Biz de diyoruz ki
01:40evet resmi olarak evrak üzerinde bu ticaret Filistin'e
01:44yapılıyor gözüküyor ama doğal olarak bu noktada şu soruları
01:49soruyoruz. Diyoruz ki birincisi yıllardır ambargo
01:52altında yiyecek ekmek bile bulmakta zorlanan bir Filistin
01:56bu kadar çeliği, bu kadar çimentoyu, bu kadar ham
02:00maddeyi, kimyevi ürünleri, maden ürünlerini, elektrik ve
02:04elektronik ürünlerini ne yapacak? Böyle bir şey akla ve
02:08mantığa uygun bir durum değildir. Tabii bununla beraber
02:11iki ülke arasında herhangi iki ülke arasında ticaretin bir
02:16senede bin katına on bin katına bir milyon katına
02:20çıkması mümkün değildir. Bu da hayatın olağan akışına aykırı
02:24bir durumdur. Diğer taraftan İsrail'le herhangi bir ticaret
02:28yoksa İstanbul Ambarlı ve Haydarpaşa Limanları'nda Mersin
02:32Limanı'nda İsrail Bayraklı ve İsrail şirketlerine ait gemiler
02:37ve konteynerler ne arıyor? Eğer İsrail'le herhangi bir
02:40ticaretimiz yoksa bu İsrail gemileri neden habire bizim
02:44limanlarımızda suç üstü yakalanıyor. Hatta
02:46konteynerların üzerinde İsrail'in Hayfa Limanı'na
02:50gideceğine dair damgaların ve işaretlerin yazıların olduğu
02:54basına da yansımış durumdadır. Efendim bu gemiler İsrail
02:58üzerinden Filistin'e gidiyor. Böyle bir açıklama da akla ve
03:02mantığa uygun bir açıklama değildir. Neden? Çünkü İsrail
03:05basını da defalarca haber yaptı. Burada Gazze'ye gönderilen
03:09yardım malzemelerini dahi İsrail Hamas'a yardım oluyor
03:13diye engel oluyor. Insani malzemeler yardım malzemeleri
03:17bile ulaştırılamıyorken bunlara bile İsrail mani
03:20oluyorken engel oluyorken bu kadar çelik bu kadar çimento
03:24bu kadar kimyevi madde Filistin'e nasıl gidebilecek?
03:28Buna İsrail nasıl izin verebilecek? Elbette ki bu da
03:31akla mantığa uygun bir durum değildir. Bir diğer önemli
03:34konu aylardan beri katliam devam etmesine rağmen aylardır hiç
03:39aralıksız Azerbaycan petrolünün Türkiye üzerinden
03:43İsrail'e ulaştırılmasıdır. Bakü Ceyhan petrol boru hattı
03:46üzerinden bu petrol aylardan beri bizim topraklarımız
03:50üzerinden İsrail'e ulaştırılıyor. Biz niçin
03:52orada bebekleri öldüren, çocukları öldüren, kadınları
03:56öldüren, aylardır katliam yapan İsrail ordusunun
04:00tanklarının, savaş uçaklarının yakıtını kendi topraklarımız
04:04üzerinden geçmesine izin veriyoruz. Kendi topraklarımız
04:07üzerinden onlara bu Azerbaycan petrolünü neden gönderiyor?
04:10Niye hala daha bu vanaları kapatmıyoruz? Bu da çok önemli
04:13bir konudur. Tabii bütün bu gerçekler ışığında bu noktada
04:18merhum Erbakan hocamızın meşhur bir sözü aklımıza geliyor. Ne
04:22diyordu? Diyordu ki gerçek öyle bir şeydir ki yerine hiçbir şey
04:27koyamazsın. Eğer koymaya kalkarsan kırk yerden açık
04:30verir diyordu. Bu yaşadığımız olaylarda Erbakan hocamızın bu
04:35sözünün aslında bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
04:39Hepinizi bir kez daha selamlıyorum. Allah'a emanet
04:42olunsun.
Yorumlar