00:00Sayın Başkan teşekkür ederim. Değerli milletvekilleri Türkiye
00:04uzun bir süreden beri sorunlarını akılcı yöntemlerle
00:08gerçekçi bir perspektifle çözmek yerine bunları göz
00:12ardı etmeyi tercih ediyor. Böylece bütün bu sorunlar
00:15birikerek derinleşiyor ve çok boyutlu olarak birbirleriyle
00:20etkileşerek daha da çözülmez hale geliyor. Dolayısıyla bugün
00:25konuşmakta olduğumuz kadının şiddete maruz kalması problemi
00:29de bunlardan biri. Aslını ararsanız Türkiye'de sadece
00:34kadınlar değil, çocuklar, erkekler, gençler, sağlık
00:39görevlileri, doktorlarımız da en temel anayasal hakları olan
00:44yaşama hakkını koruyamaz ve kullanamaz hale gelmiş durumda.
00:49Ve bizim en iyi niyetle yaptığımız eleştiriler burada
00:53göz ardı ediliyor. Tabii bütün bu problemlerin pek çok alanda
00:59eee yürütülen politikalarla ilişkisi var. Bu on dakika
01:03içinde ben bunlardan sadece bir kısmına değinebileceğim.
01:07Bildiğiniz gibi yirmi Mart iki bin yirmi birde Cumhurbaşkanı'nın
01:13anayasaya aykırı bir kararıyla İstanbul Sözleşmesi'nden
01:18Türkiye çekildi. Bizler anayasanın üstünlüğüne, hukukun
01:22üstünlüğüne ve kadın haklarının korunmasına değer veren kişiler
01:27olarak bunu yargıya taşıdık ama yargı üzerinde kullanılan
01:33siyasi baskılar maalesef sonuç almamızı engelledi. Peki neden
01:38bu sözleşmeden geri çekildik? Aslında İstanbul Sözleşmesi
01:42Türkiye'nin kurucusu olduğu Avrupa Konseyi'nin bir
01:46sözleşmesi ve bu sözleşmenin hazırlanmasında bizzat Türkiye
01:51öncü bir rol oynadığı için sözleşme İstanbul Sözleşmesi
01:55adıyla anılıyor. Peki bu neye kurban edildi? Maalesef hükümet
02:00üyelerinin kısa yoldan oy devşirmeyi amaçlayan popülist
02:05politikalarına kurban edildi. Çünkü sözleşme aslında aile
02:10içi şiddeti önlemeye mahtuf düzenlemeler içerdiği halde
02:13kamuoyu yanlış bilgilendirildi, tahrif edildi sözleşmenin
02:18içeriği ve böyle bir sonuç ortaya çıktı. Biz mücadelemize
02:22devam edeceğiz ve bu komisyonun kurulması halinde
02:25sözleşmenin içeriğiyle ilgili kamuoyunu doğru bilgilendirmeye
02:29yönelik bir çalışmanın yapılmasını da arzu ediyoruz.
02:33Diğer problem Türkiye'de uzun bir süreden beri yürütülen
02:37cezasızlık kültürüdür. Bildiğiniz gibi her gün pek çok
02:42kadın cinayete kurban gidiyor. Şimdi odamda yeni okudum
02:46gazetede saat on beş sıfır sıfırda girilmiş haber Bakırköy
02:50ruh ve sinir hastalıkları hastanesinin bahçesinde bir
02:54erkek önce karısını öldürüyor ve ardından kendisini
02:57öldürüyor. Peki niçin bu bu kadar yaygın bir uygulama?
03:01Çünkü karılarını eee nişanlılarını kız
03:06arkadaşlarını öldüren erkekler duruşmada kravat takıyor, tıraş
03:10oluyor, masum bir görüntüye bürünüyor ve hakkında derhal
03:14indirim uygulanıyor. Böylece ceza hukukunun caydırıcılığı
03:20ortadan kalkmış durumda. Bu ise konuşmakta olduğumuz problemi
03:25derinleşiren sebeplerden biri. Dahası bir kadın herhangi bir
03:29şekilde şiddete maruz kaldığında geliştirilen tuhaf
03:33bir söylem var. O kadın ya da o genç kız o saatte ne işi
03:38vardı orada? Falanca yerde ne işi vardı gibi söylemler öyle
03:42tuhaf bir manzara yaratıyor ki mağdur adeta fail haline
03:47getiriliyor. Fail ise masumlaştırılıyor. Bu söylem
03:52elbette ki eee bu tür fiillerin yaygınlaşmasına sebep oluyor.
03:56Daha vahim olanı ülkemizi yöneten çok önemli mevkilerde
04:01yer alan bir hükümet aktörü geçmişte kadınların kahkaha
04:06atmasının doğru olmadığını söylemişti. Bu ne gösteriyor
04:10bize biliyor musunuz? Ülkeyi yönetenler kadının mutlu olma
04:14hakkına savaş açmış durumdalar. Gene bir başka
04:18aktör hamile kadının sokakta dolaşmaması gerektiğini ifade
04:23ederek kadınlar için en uygun yerin dört duvar arası olduğunu
04:27ifade etmişti. Işte bu söylemlere göz yumuldukça bu
04:31manzara daha da derinleşerek devam edecek. Ifade hürriyeti
04:36temel bir hürriyet. Hükümeti ifade hürriyetinin meşru
04:41sınırları içinde eleştiren açıklamalara hükümetimiz savaş
04:46açarken aslında suç örgütlerine göz yuman bir politikaya vasıta
04:52oluyor. Biliyorsunuz geçtiğimiz Cumartesi günü İkbal ve
04:56Ayşenur isimli iki genç kadın bunharca katledildi ve
05:01öldürüldü. Bunun üzerine gazetede yayınlanan bir haber
05:04benim ilgimi çekti, sizler de gördünüz. Bir sosyal medya
05:09mecralarında örgütlenen bir örgüt varmış. Örgüt zorunlu
05:13bekarlar örgütü adını alıyor ve bu örgüt faaliyetleri
05:18çerçevesinde kadınlara karşı şiddeti teşvik ediyor. Ve bu iki
05:23cinayeti işleyen Semih isimli delikanlı bu örgütün en popüler
05:28isimleri arasında yer alıyor. Ben şimdi buradan sayın
05:31İçişleri Bakanımız da ve sayın Adalet Bakanımıza seslenmek
05:36istiyorum. Ifade hürriyetinin meşru sınırları içindeki
05:40açıklamalarla savaşacağınıza bu tür suç örgütleriyle
05:44mücadele ederseniz isabet kaydedersiniz. Zaten bakınız
05:48anayasamızın ifade hürriyetini düzenleyen yirmi altıncı
05:52maddesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin aynı konuya
05:56ilişkin onuncu maddesi ifade hürriyetinin sınırlarından
06:00birinin suçu ve suçluyu önlemek olduğunu bize söylüyor. Bizler
06:06burada muhalefet milletvekilleri olarak hükümetimize vatansever
06:10duygularla önergeler veriyoruz ama sonuç alamıyoruz. Örneğin
06:15ben on bir Haziran iki bin yirmi üçte aile bakanımıza bir
06:19önerge verdim. Seçim bölgem olan Antalya'da bir zihinsel
06:25engelli genç kızımız beş yıldan beri altmış yaşlarındaki çevre
06:30sakinlerinin tecavüzüne maruz kalıyor ve bu durumu kamu
06:34makamlarına bildiren diğer çevre sakinleri maalesef bu
06:39fiili işleyen erkeklerin şantajlarına konu oluyorlar. Ben
06:44bu konuda sayın bakana önerge verdim. Bakın üzerinden kaç ay
06:48geçti? Bana hala bir cevap verilmedi. Şimdi bu bize şunu
06:53gösteriyor. Oturduğumuz makamlar ve koltuklar sefa sürme yeri
06:58değil. Bu makamlar hepimize sorumluluk yüklüyor. Eğer
07:02sorumluluk üstlenemiyorsanız o makamlarda aşkla görev yapacak
07:07kişiler var. Derhal o kişilere yerlerinizi bırakmalısınız.
07:11Anayasamız soru önergelerinin cevap süresini on beş gün
07:16olarak düzenliyor. Yine bir başka konu. Bizler gayet iyi
07:20niyetle hükümetimizin yanlış politikalarına dikkat çekmek,
07:25çözüm bulmaya çalışmak istiyoruz. Yirmi sekizinci
07:28dönem ikinci yasama yılında yani bir Ekim iki bin yirmi
07:33üç, yirmi dokuz Temmuz iki bin yirmi dört tarihleri arasında
07:37muhalefet partileri olarak toplam bin iki yüz altmış beş
07:41araştırma önergesi verdik. Bunların hepsi Cumhurbulonun
07:46sistematik tutumuyla reddedildi. Peki bunların
07:50arasında hangi konular vardı? Kadına karşı şiddetin
07:53önlenmesi, çocuklarımızın ve gençlerimizin uyuşturucu
07:57maddelerin yaygınlaşmasından korunması, yargının
08:01etkinliğinin arttırılması, bağımsızlığının korunması,
08:05ailenin korunması gibi konular vardı. Eğer sizler böyle bir
08:10kutuplaştırıcı tutumla bu önergeleri reddetmeseydiniz
08:14belki şu ana kadar birçok komisyon kurulmuş, faaliyet
08:18göstermiş olurdu ve bu sorunlar da çözüm bulabilirdi.
08:23Dolayısıyla bütün bu tutumlar aslında muhalefete kulaklarını
08:28ve gözlerini tıkayan ülkeyi yönetenlerin sorumluluğu
08:31altındadır. Nihayet başka vahim bir örnek. Biliyorsunuz kısa
08:36bir süre önce Diyarbakır'da sekiz yaşında körpe bir kızımız
08:41bir cinayete kurban verildi. Peki ne oldu? Iktidara mensup
08:47bir milletvekili şu açıklamayı yaptı. Eğer biz bu konuda
08:52konuşacak, bildiklerimizi söyleyecek olursak bunların
08:56çoğu bu ailenin çoğu bizim dostlarımızdır. Susmamız
09:00gerekir. Gerçekten sabrı sona erdiren bir tutum
09:05izliyorsunuz. Pes dedirtiyorsunuz. Bu arkadaşınızı
09:08eleştirmediniz dahi. Kınamadınız dahi. Eğer bu
09:12tutumlar devam ettirilirse tabii ki bu tür şiddet eylemleri
09:16yaygınlaşır. Dahası aramızda avukatlık yapan bu konuda
09:20tecrübesi olan pek çok değerli meslektaşımız var. Ceza
09:24yargılamasının belli ilkeleri vardır. Bu cinayet dolayısıyla
09:28o ilkelere uyulmadı. Böylece delillerin karartılmasına adeta
09:33devlet eliyle zemin hazırlanmış oldu ve zavallı Narin
09:38arkadaşlarıyla okula gitmek, oynamak ve gelecek için hayal
09:43kurmak yerine bugün onun körpe bedeni toprak altında çürümeye
09:48terk edildi. Işte bu nedenle Sayın Milletvekilleri bu
09:52araştırma önergesine biz Gelecek Saadet Grubu olarak
09:55elbette destek veriyoruz. El birliğiyle bu sorunların
09:59çözüm
Yorumlar