00:00Hocalarımız, öğrencilerimiz çok saygıdeğer yüzüncü yıl dönemi
00:08anısına bir şenlik olarak ve günümüze ulaşmasında emeği
00:12geçen ecdadımızı rahmet ve minnetle anıyoruz.
00:30Bu vakıf hizmetlerinin toplumun her alanına ulaşması
00:37noktasında Osmanlı dönemi tabii zirve yapmış. Bu vakıf
00:43hizmetlerinin ııı faaliyetlerinin, ondan sonra
00:47vakıf insanlarının bunu yaparken ki tek bir emeller
00:51olmuş, tek bir hedefleri olmuş. Allah rızasını kazanmak ve
00:55öldükten sonra da amel defterlerinin açık kalmasını
00:58sağlamak. Yani İslam'da sadaka-i cariye dediğimiz öldükten
01:03sonra da sevap harnesine ııı yazılması yani sevap
01:08harnesine, sevapların yazılması eee gereğince veya işte
01:13mucibince vakıf hizmetleri bu şekilde devam ede gelmiş. Şimdi
01:20ben konuyu şehrimize, Ankara'ya getirmek istiyorum. Efendim
01:26Ankara bir vakıf medeniyetinin önemli şehirlerinden
01:31başlığında gelmediler. Belki Selçuklu döneminde ve Osmanlı
01:36döneminde başkentlik yapmamış olabilir. Ama Ankara
01:41Cumhuriyetten önce de bir köy değildi. Köy olmadığını şuradan
01:46anlıyoruz. Özellikle Roma Bizans yapılarına bakıyoruz. O
01:50dönemin çok büyük bir şehri olduğunu görüyoruz. Yani
01:55amfi tiyatronun işte katılımcı sayısına oturan sayısına
02:00bakıyorum. Roma Hamamı'na bakıyorum. Ondan sonra
02:03tapınaklara bakıyorum. Ankara devasa bir şehir. Aynı zamanda
02:08Ankara bir ticaret şehri. Yani tarihi İpek Yolu'nun Bursa'dan
02:13önceki en önemli ve en büyük durağı. Hatta bazı Osmanlı'dan
02:19kalan bir minyatürde hatırladığım kadarıyla kalenin
02:22eteklerinde büyük bir pazar var. Ankara bu pazarın pazar
02:28Ankara'yı da Ankara yapan önemli bir ııı ticari ııı
02:33faaliyet. Çünkü Ankara'da tiftlik var, çuha var. Ankara
02:38ııı bunun üretim merkezi. Ve ondan dolayı dünyanın dört bir
02:44yanından Ankara'ya ticaret için gelen büyük bir ticaret grubu
02:48var.
02:52Hı hı.
Yorumlar