00:00Kendi bekasını ve devamlılığını her şeyin önüne koyan
00:04anti demokratik, militarist, eril ve otoriter yönetimler
00:08savaşları dünyanın her yerinde kaçınılmaz bir beka sorununun
00:13sonucu olarak göstermeye ve savaşı meşrulaştırmaya
00:17çalışır. Fakat dünya deneyimlerinin ve savaş
00:20karşıtı hareketlerin bizlere sık sık hatırlattığı gibi
00:22savaşlar kaçınılmaz değildir ve savaşın kazananı yoktur. Bütün
00:27savaşlar geride büyük bir enkaz bırakır. Savaşlar bedensel
00:32bütünlüğe, yaşama hakkına ve insanlık onuruna saldırıdır.
00:36Hayatlar gider, kentler yıkılır, doğa, tarih, kültür
00:41ve sanat mirası geri dönülemez bir biçimde tahrip edilir. Bu
00:46büyük acıların, bu kıyımın ve bu zulmün yirmi birinci yüzyılda
00:49tekrar tekrar yaşanması kaçınılmaz değildir. Bugün
00:53dünyanın her yerinde yeniden bir topyekun savaşa
00:57sürüklendiğimiz hissiyatı güçlenir ve bu yöndeki
01:01emareler çoğalırken kaçınılmaz olan tek şey güçlü bir savaş
01:05karşıtı hareketi örgütleme gerekliliğidir. Bu hareketin
01:09evrensel ölçekte desteklenmesidir. Oysa maalesef
01:13savaş karşıtlarının ve savaş karşıtı örgütlenmelerin
01:17güçlenmesinin kaçınılmaz olduğunu anlatmak güç olmasa da
01:21bu karşıtlığı mücadele kanallarına yönlendirmek ve
01:24hayata geçirmek oldukça güç. Nitekim iyi iki büyük
01:28emperyalist paylaşım savaşını yarattığı büyük yıkım ve bu
01:31savaşlarla eş zamanla yaşanan sor kırımlar da savaşlardan
01:35kesin biçimde kaçınma politikasını getirmedi. Büyük
01:39savaşların üzerinden elli yıl geçmeden Avrupa'da eski
01:43Goslavya topraklarında yaşanan etnik savaşlar aynı korkunç
01:47savaş gündemlerinin içine ne kadar hızla düşebileceğimizi de
01:51gösterdi. Aynı dönemlerde vuku bulan Rwanda sor kırımı savaş
01:56ve sor kurum tehdidinin dünyayı terk etmediğini ve hiçbir zaman
02:00kendiliğinden terk etmeyeceğini barış için
02:03örgütlenmek ve bu konuda mütemadiyen çalışmak
02:07zorunluluğunda büyük bir netlikle açığa çıkardı. Suriye'de on
02:12üç yılı geride bırakan iç savaş döneminde Şengal'de yaşanan ve
02:16yetmiş beşinci ferman olarak anılan IŞİD'in Ezidi
02:19soykırımından sonra ya da Rojava'da yaşanan katliamlardan
02:23sonra da savaşın ve çatışmaların sonu gelmiyor.
02:26Bundan da öte Kürt sorununun bir çözümsüzlüğe
02:29sıkıştırılmak istendiği ve Kürtlere savaşın dayatıldığı
02:33da hem Türkiye'de hem Orta Doğu coğrafyasında yaşanan bütün
02:38çatışmalardan açıkça görülüyor. Son olarak Rusya'nın Ukrayna
02:42işgaliyle başlayan savaş süreci gibi İsrail ve Filistin
02:46savaşı ııı Gazze'de ve Lübnan'da yaşanan korkunç
02:49katliamlarda bu çıkar mücadelesinin çapını ve
02:53ölçeğini genişletti. Bugün artık yeni bir dünya savaşının
02:57yani üçüncü dünya savaşının mümkün olmayacağını hiç kimse
03:01tereddütsüz ifade edemeyeceği gibi bu konuda çalışanlar
03:04üçüncü dünya savaşının Orta Doğu'da ve Ukrayna'da süren
03:08savaşlar gibi bir vekalet savaşı olarak çoktan
03:11başladığını da söylüyor. Türkiye'ye daha yakından
03:15bakıldığında ise Kürt sorunuyla ilişkili olarak genel geçer
03:18tanımlar çerçevesinde sıcak bir savaş yaşandığı egemen
03:23söylemde kabul görmemekle birlikte savaşın hem doğrudan
03:26hem dolaylı etkilerine oldukça sert bir biçimde maruz
03:30kalındığı da kolaylıkla anlaşılabilir. Cumhuriyet
03:34tarihinin tamamına yayılan bu çatışma özellikle son kırk
03:37yıllık süreçte kısa süreli bir çözüm süreci deneyimi dışında
03:41neredeyse kesintisiz bir hal almıştır. Kürt sorunu da
03:45onurlu bir barış için iki bin on üç iki bin on beş tarihleri
03:49arasındaki barış ve çözüm sürecinde olduğu gibi tarihsel
03:54muhataplıkları dikkate alan ve muhatapların sözünü işitir
03:57kılan bir müzakere süreci elzemdir. Bu hakikate rağmen
04:01bugün İmralı'da ulusal ve uluslararası mevzuata ve insan
04:05haklarına tümüyle aykırı tam iletişimsizlik koşullarındaki
04:09bir tecrit pervasızca sürdürülüyor. Bütün ceza
04:13evlerinde özellikle idari gözlem kurullarının hukuk dışı
04:17uygulamalarıyla gündeme gelen hak ihlalleri bu tecritle
04:20devamlı oluşturuyor ve tecridi tüm topluma yaygınlaştırıyor.
04:25Uluslararası toplum ve uluslararası örgütlenmeler Kürt
04:28sorunu etrafında Türkiye'de ve Orta Doğu'da yaşanan hak hukuk
04:31ihlallerine karşı bir yanıt üretemediği gibi güçlü bir
04:35savaş karşıtı hareketin gelişmesine de yardımcı
04:38olmuyor. Egemen devletler Türkiye'den Avrupa ve ABD'ye
04:42İran'dan Rusya ve Çin'e bu topraklarda kendi çıkarlarını
04:46gerçekleştirmeyi ve korumayı her şeyin üstünde tutuyor. Bu
04:50çatışmalı süreçlerin sıcak savaş dönemlerinin ürettiğinden
04:54farklaşmalar gösterse de ürettiği yapısal şiddet,
04:57ırkçılık, yoksulluk gibi toplum hayatını her yönüyle etkileyen
05:02sonuçları vardır. Emek sömürüsü alanında ise savaş halinin bir
05:06ve güvenlik sorununu gündemde tutarak her tür toplumsal
05:11itirazı, toplantı gösteri özgürlüğünü ve en başta ifade
05:17özgürlüğünü geri plana itmesi, grev gibi sendikal hak
05:22taleplerini kriminalize etmesi de aynı doğrudan etkiler
05:26kapsamındadır. Savaş ve çatışma bölgelerindeki yerlerini
05:30yitirmiş, yerinden yurdundan edilmiş nüfusun kitlesel göçü
05:34göçün çoğu zaman ölümcül koşullarda gerçekleşmesi,
05:38göçmenler ve mültecilerin sığındıkları ülkelerde maruz
05:41kaldıkları dışlama ve ırkçı saldırılarda savaşın dehşet
05:46verici hakikatinin ayrılmaz bir parçasıdır. Kadın katli
05:50vakalarındaki olağanüstü artış bile Kürt sorununu kuşatan
05:54eril, militarist ve cinsiyetçi dilden ve pratiklerden ayrı
05:57düşünülemez. Yine çocukları hedef alan şiddet vakaları da
06:01bu doğrultuda değerlendirilmelidir. Çünkü
06:04savaşlar eril, militarist ve cinsiyetçi şiddet dilini ve
06:08pratiklerini en uç noktalara vardırır. Savaşın sona
06:12ermesiyle birlikte ne bu dil ne de şiddet pratikleri
06:15buharlaşıp gider. Şiddet gündelik hayatta yerleşik hale
06:19gelir ve normalleşir. Savaşlarla gelen insani ve
06:23maddi yıkım kadınların ve çocukların hayatında savaşın
06:27real olarak yaşandığı dönemi çok aşan olumsuz ve onarılmaz
06:31sonuçlar yaratır. Kadınlar savaş dönemlerinde çok özel
06:36biçimlerde ve özel yöntemlerle mağduriyetlere maruz
06:39bırakılıyor. Savaş ve çatışmalarda kadın bedeninin ve
06:43düşman topraklarının aynı işgal tasavvurunun konusu olduğu bu
06:47konuda yapılan pek çok araştırma ile açığa çıkarılmıştır. Kadın
06:51bedeni fetih mantığı ile ele geçirilen, teşhir edilen ve
06:56yağmalanan toprak ya da mülkle devamlık içinde militarist
07:00söylemde içerilir. Bunun savaşlardaki sonuçları
07:03kadınları hedef alan tecavüz, taciz ve işkencelerdir. Yalnızca
07:09bedenlerinin değil, kişisel eşyalarının ya da giysi ve iç
07:13çamaşırlarının da ele geçirilmesi işgalci tarafından
07:17giyilmesi, aşağılayıcı pozlar eşliğinde teşhir edilmesi yaygın
07:21bir durumdur. Kadınların da gerek özel gerek toplumsal
07:25yaşamlarında bu duruma karşı ürettiği ve çoğu zaman başka
07:29yolların tüketilmesinden kaynaklı öz savunma gibi mücadele
07:33yöntemleri söz konusudur. Bu da savaş ve barış ile ilişki
07:36ilişkili üzerinde düşünmesi düşünülmesi gereken bir başlık
07:40oluşturur. Özel yaşamlarında bu noktaya itilen kadınlar
07:44arasında Çilem Doğan ve Nevin Yıldırım ilk akla gelen
07:48isimlerdir. Rojava'da Işık barbarlığına karşı savaşan
07:53kadınlar da bu anlamda IŞİD ve mücadelede kadın savunması
07:57olarak mücadelenin önemli ve öncü bir gücünü oluşturmuştur.
08:01Bu nedenle sadece savaşın mağdurları olarak değil,
08:05kadınları mücadeleyi ve savaşı geriletmek ve barışı inşa etmek
08:10için pozisyon alan aktif özneler olarak evletmek de çok
08:14önemlidir. Aynı zamanda barış inşasında kadınların aktif rol
08:18almasının önemi de savaşın yaşandığı her bağlamda yeniden
08:22bu vurgulanmalı ve açıklanmalıdır. Çünkü toplumsal
08:26ve ulusal siyasal mücadelerde yer alan sosyalist ve feminist
08:30kadın meclisleri ve kadın hakları savunucuları kadar
08:33feminist teorisyenler ve akademisyenlerin de kabul ettiği
08:37temel hakikat cinsel şiddetin ve cinsiyet eşitsizliklerinin
08:40savaş dinamikleri içine derin bir biçimde kök saldığıdır. Bu
08:45temel hakikatin bilgisini her daim canlı tutmak ve
08:48toplumsallaştırmak gerekir. Bugün yeniden savaş karşıtı
08:53perspektifleri güçlendirmek gereken bir kavşaktayız. Barışı
08:56ihtiyacı yakın tarihte bugün olduğu kadar güçlü olmamıştı
09:00hiç. Barışı istiyoruz. Barış istemeliyiz. Barışı inşa
09:04etmeliyiz. Bu aynı zamanda geleceği birlikte inşa etmek
09:08demektir. Bu perspektif doğrultusunda Dem Parti kadın
09:12koordinasyonu olarak özgür ve eşit yaşamda ısrarcıyız.
09:16Savaşlara karşıyız. Başlıklı kampanyamızı başlatıyoruz.
09:20Kadınların barış talebini en güçlü şekilde dile getirmek
09:25güçlendirmek, savaşın kadınlar, çocuklar dezavantajlı hayatlara
09:30mahkum edilmek istenen tüm kesimler üzerindeki yıkıcı
09:33etkilerini görünür kılmak ve küresel barışın tesis
09:36edilmesine katkıda bulunmak istiyoruz. Bu amaçla
09:40uluslararası toplumla ve Türkiye'deki ilişkili tüm
09:42kesimlerle sivil toplum alanındaki kadın, çocuk, emek,
09:46ekoloji, LGBTİ artı örgütlenmeleriyle yerel
09:50yönetimlerimiz ve il teşkilatlarımızla farklı
09:53alanlarda temaslar ve ağlar kurarak barışın sesini
09:56yükseltmek istiyoruz. Önümüzdeki altı aylık süreçte
Yorumlar