00:00Ruhu şad olsun Neşet Baba'nın.
00:03Neler yapmış değil mi bu?
00:05Neler yapmış, neler, neler.
00:06Aslında bu türküyü şöyle yazıyor. Bir gün birisi soruyor ona cebinde paran var mı diye.
00:12Artık nasıl sorduysa karşısındaki herhalde o da kendince içerlenmiş ve bu türküyü de zaten her şeyi anlatmış.
00:20Yalan dünya ne parası diyor. Her şey boş.
00:23Gelip geçeceğiz.
00:24Gerçekten öyle.
00:25Bıraktığımız hoş bir seda olsun insanlara.
00:27Kesinlikle öyle.
00:28Her iki enstrümanlarımız sesimizle böyle yıllar sonra inşallah bizi de dinleyenler yadırganlar olur.
00:33Hep layık olmaya çalışıyoruz yorumcu olarak.
00:35Elimizden gelip geldiği kadar.
00:36Evet hep layık olmaya da çalışacağız.
00:38Konuklarımız mı geliyor artık?
00:40BTR var aslında.
00:41BTR'miz var.
00:42Evet. Neşet Ertaş BTR'mizi izleyelim efendim.
00:44Buyurun.
00:45Köçeklikten saz ustalığına uzanan bir hayat öyküsüydü onunkisi.
00:58Ta çocuk yaşında zil çalan parmakları sazının tellerine de değerdi.
01:03Kırşehir'in bozkırlarında doğmuş bir bozlaktı o.
01:07Yaşar Kemal'in söylediği gibi bozkırın tezenesiydi Neşet Ertaş.
01:12Bir halk ozanıydı, bir aşıktı.
01:15Bizlere aşık derler, ozan derler, efendim ne derler derler.
01:20Ben bunların hepsiyim, aşığım hiç şüphesiz herkes gibi.
01:24Şimdi sazı sözü bırakalım.
01:26Neşet Baba'nın hayatını onun anlatımıyla ondan duyalım.
01:301938 cihana Kırşehir'in Kırtıllar Köyü'nde geldin dediler.
01:37Yeni bitirdim üçünün dördü, baban gibi sazcı oldun dediler.
01:42Babam saz çalarken bana zil verdi, oynadım meydanda köçek dediler.
01:48Tabi ustanın ustası, abdallık geleneğinin ve bozlak türünün en önemli isimlerinden biri olan Muharrem Ertaş'tır.
01:56Yani Neşet Ertaş'ın babası.
01:58%99 babamın duygularıyla çalıp söylüyorum.
02:02Babamı da bir ana doğurdu, babam da bir yâre aşık oldu.
02:06Dünya derdini türküleriyle anlatan Neşet Ertaş'ın o yıllarda sazının telleri Çiçek Dağı'ndan Ankara'ya, Ankara'dan İstanbul'a uzanıyordu.
02:16Ve halk ozanı gönül insanı Neşet Ertaş o yıllarıysa böyle anlatıyordu.
02:21Benim bir küçük sazım vardı, aldım sazımı, bindim otobüse, geldim Ankara'ya.
02:26Orada azıcık şöyle boyu bana benzer bir çiğırtkan vardı.
02:29Ben dedim İstanbul'a gideceğim, param yok dedim.
02:32Hadi İstanbul'a geldim.
02:34Hemen iş aramaya başladım.
02:36Akşama gelirken baktım ki cama Şen Çalar Plak diye yazmışlar.
02:41Kapıdan girdim.
02:42Ne için geldiniz dedi.
02:43Efendim saz çalarım dedim.
02:45E çal dinleyin dedi.
02:46Babam rahmetliğin neden garip garip ötersin gül gül diye bir bozda bozdağını çaldım.
02:52İşte böyle başladı tatlı dilli güler yüzlü ozanın saz hikayesi.
02:57O günden beri dünya derdi için çaldı, dünya derdi için söyledi.
03:16Onun diyar diyar gezen göçebe bedeni de ruhu da dünya derdinin peşindeydi.
03:22Bir gün peşine düştüğü o derde bir kahır sözüyle seslendi ve ah yalan dünya dedi.
03:42Ama gel gelelim dünya yalan değildi.
03:45Ona göre dünyayı yalancı eden, dünyadan karşılığını alamayan insanoğlunun serzenişiydi.
03:52Yalan değil efendim bu bir kahır sözüdür.
03:55Bir kahır kelimesidir.
03:57Ben de onlardan biriyim.
04:00O da bir insanoğluydu ama pek de bize benzemedi.
04:03Biz cahildik.
04:04Dünyanın rengi...
04:22Bizi ve seni söyleyecek.
04:24Bozkırlara, aptallara, insanoğluna selam olsun diye.
04:28Bugünümüze katılan tüm izleyicilerimizin büyüğüne, gücüne saygımı, sevgimi sunuyor.
Yorumlar