00:00Değerli basın emekçileri hepinizi saygıyla sevgili
00:06selamlıyorum. Evet bir basın toplantısında daha sizlerle
00:09beraberiz. Ülkenin gündeminde çok can yakıcı sorunlar
00:12olduğunu hepimiz biliyoruz. Sizler de yakından takip
00:16ediyorsunuz. Bu can yakıcı sorunların başında da tabii ki
00:19iktidarın emekçi düşmanı sermayeden yana olan tutumları
00:23ve bu tutumlara karşı ülkenin dört bir yanında aslında her
00:27gün artan işçi direnişleri ve bu işçi direnişlerine karşı da
00:31kolluğun acımasız bir saldırısıyla tüm işçi
00:35eylemlerine saldırması, işçileri darp etmesi,
00:38gözaltına alması bu başlıkların, bu gündemlerin en
00:43başında geliyor. Tabii ağır ekonomik koşullar, yoksulluğun
00:46gün geçtikçe artması, düşük ücretler, iş güvenliğinin
00:49olmaması, sendika halkların ııı gasp edilmesi,
00:53sendikalılaşmanın gittikçe zorlaşması, yandaş
00:55sendikaların büyütülmesi bu ülkedeki işçi direnişlerinin
00:59en temel başlıklarından birisini oluşturuyor. O anlamıyla dalga
01:04dalga büyüyen ve ülkenin dört bir yanına yayılan bu işçi
01:07grevlerinin aynı zamanda toplumun isyanı olduğunu ve bu
01:12işçi grevlerini de bütün toplumun sahiplenmesi
01:15gerektiğini ifade edelim. Çünkü bu grevler milyonların ııı
01:19milyonlar adına sürdürülen direnişlerdir. Yoksulluğa,
01:23yolsuzluğa, sömürüye karşı herkesin bu grevlerin yanında
01:27durması işçinin sesine ses katması gerekir. Grevlerdeki
01:31işçilerin üzerine kolluk gücünü süren işçilere saldırtan AKP,
01:36MHP sömürü ittifakının da aslında en büyük korkusunun
01:41işçi direnişleri, işçi grevleri olduğunu çok iyi biliyoruz.
01:45Haksızlığa ve zulme karşı direniş kesinlikle büyüyecektir.
01:50Her işkulu, her sokak bir ııı bu anlamıyla işçi grevlerinin
01:55mekanı olacaktır. Işçilere saldıran, tehdit eden,
01:59sermayenin tetikçiliğini yapan emniyette bilsin ki iktidar
02:04zulmünün işlediği bütün suçların ortağı pozisyondadırlar.
02:08Işçileri tehdit eden saldıran emniyette merak ediyoruz. Acaba
02:13özelleştirildi mi? Gerçekten bir gece yarısı kararnamesi
02:17çıkarıldı ve patronların iş yeri bekçisi mi yapıldı?
02:22Kolluk gücünün kendisi bunu bütün kamuoyuna da sormak
02:26istiyoruz. Bunu neden soruyoruz değerli basın emekçileri? Bakın
02:30bu sorunun nedenini oluşturan birkaç örneği sizlerle
02:33paylaşmak istiyorum. AKP Batman milletvekili Serhat Nasiroğlu'na
02:38ait olan Fernas Madencilik'te sendikalı okudukları için
02:41madenciler işten çıkarıldı ve günlerdir hem madenin önünde
02:46hem de Bodrum'daki otelin önünde direniyorlar, mücadele
02:50ediyorlar. En son direnişlerini Ankara'ya Türkiye Büyük Millet
02:54Meclisi'nin önüne ve Çalışma Bakanlığı'nın önüne taşıdılar.
02:58Onların yanındayız, haklı mücadelelerini sonuna kadar
03:01destekliyoruz. Şimdi tabii sadece onlar değil aynı zamanda
03:07bir tek sene üye olan Akçan işçileri de Akçalılar işçileri
03:11de direnişlerini sürdürüyorlar. Neden direniyorlar? Çünkü
03:15yedi gün çalışma dayatılıyor kendilerine. Pazar günleri
03:19dinlenme günleri gasp edilmek isteniliyor. Pazar günleri çift
03:23mesai olan mesailerine el konulmak isteniliyor ve bu
03:28sefalet ücretleriyle özellikle de düşük ücretlerle çalışmaya
03:32zorlanıyorlar. Işte bunun için direndiler direnişlerini onlar
03:36da Ankara'ya taşıdılar. Buradan bir tek sene üye olan Akçanlar
03:40işçilerinin direnişini de DEM Parti olarak selamladığımızı
03:44ifade etmek istiyorum. Tabii sermaye doymak bilmiyor. Kar
03:48hırsını dizginlemeyi bilmiyor. Her yerde azgın bir şekilde
03:53işçi sınıfına aslında emeğe saldırı üzerine saldırı
03:58gerçekleştiriyor. Bakın değerli arkadaşlar. Eskişehir'de Fort
04:01Osunsan'la işçiler verimsiz işler kötü diyerek fabrikada
04:05işçi kıymına işten atmalara başlandılar. Burada bin iki yüz
04:10işçinin işten çıkarılması bekleniliyor. Peki gerçekten
04:13işçiler verimsiz mi? Gerçekten Fort Otosan zarar mı ediyor diye
04:19baktığımızda hayır. Her işçinin yüz otuz altı bin lira aslında
04:24Fort Otuzan'a kar kazandırdığını görüyoruz. Üstelik bu karın
04:29yanında Fort Otosan sadece işçilere yüzde yirmilik bir
04:33enflasyon zammı yapmış. Bu da yüzde yirmi yedilik aslında
04:37vergi dilimiyle çoktan buhar olup uçmuş durumda. Ama bu
04:41anlamıyla sermaye dediğimiz gibi doymak bilmiyor. Bir
04:45direniş daha Çatalca'da günlerce de devam eden Polonez
04:49fabrikasındaki işçiler de ağır çalışma koşulları düşük ücretler
04:53nedeniyle aslında mücadele ediyorlar. Bunlar yine Polonez
04:57işçileri de tek gıda iş sindikasında örgütlendiler ve
05:01örgütlendikleri için işten çıkardılar. Yüz on üç işçiyi
05:04işten çıkaran oradaki fabrika sahipleri bununla da yetinmedi.
05:09Kolluğu fabrikanın önüne çağırdı. Işçilere saldırttı.
05:13Yedi işçi hastaneye kaldırıldı. Ikisinin kaburgaları kırıldı.
05:18Evet. Nerede oluyor bu? Türkiye'de oluyor. Kim yapıyor
05:22bunu? AKP iktidarı. Hatırlarsınız Iğdır'da bizim
05:25belediyemizin önünde yandaş işçileri işten çıkardığımızda
05:29orada böyle kendisine görev çıkaran bir emniyet müdürü
05:32gitmiş ve biz işçinin yanındaydı. Yanındayız diye
05:35bazı süslü sözler söylemişti. Işte AKP'nin gerçek yüzü bu.
05:40Gerçek yüzü Polonez'deki işçinin kaburgasını kırdıran
05:44bir iktidar gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ama bütün bunlara
05:48karşı söyleyelim. Işçi direnişleri de büyüyor. Işçiler
05:52teslim olmuyor. Işçiler geri adım atmıyor. Ve biz de buradan
05:56direnen işine, ekmeğine, alın terine, sendika olma, sendikal
06:01olma hakkına sahip çıkan bütün direnişleri buradan
06:05selamlıyoruz. Onlarla beraberiz. Asla yalnız değiller. Bir
06:09taraftan böyle işçileri en kötü koşullarda çalıştırıyorlar ve
06:13bu da karşı düşük ücretlerle çalıştırılan işçiler grevlere
06:17çıkıyor, direnişe çıkıyor ama bir taraftan da bu ülke bir
06:21işçi mezarlığına dönüştürülmüş durumda değerli basın
06:24emekçileri. Evet bir işçi mezarlığına. Bakın değerli
06:27arkadaşlar. Sadece aslı sayında yüz yetmiş dokuz işçi çalışırken
06:32yaşamını yitirmiş. Iki bin yirmi dört yılının aslı sayına yüz
06:36yirmi dokuz işçi. Son sekiz ayda bin iki yüz bir işçi
06:41çalışırken yaşamını yitirmiş. Yani iş cinayetlerinde
06:46yaşamlarını yitirmişler. Bu bir savaş bilançosudur. Bu bir
06:50savaş bilançosudur. Bu sermayenin işçi sınıfına
06:54açtığı savaşın bilançosudur. Bu kadar açık ve net bir şekilde
06:58söyleyelim. Ağır çalışma koşulları, esnek çalışma,
07:02güvencesiz çalışma, gerçek anlamda işçi iş sağlığını
07:06sağlayacak, işçi sağlığını koruyacak hiçbir önleme
07:10almayan hükümet bin iki yüz bir işçinin ve yirmi iki yıllık
07:14iktidarındaki bütün işçi ölümlerinin, işçi katliamlarının
07:18sorumlusudur. Peki buna dair bir şey söylüyorum hükümet.
07:22Hiçbir şey söylemiyor. Sanki bu ülkede bin iki yüz bir işçi
07:28bir yılda son sekiz ayda pardon ölmemiş gibi katledilmemiş
07:32gibi her şey kendi ııı rayında devam etmeye çalışıyor. Şimdi
07:37değerli basın emekçileri. Buradan şunu da söylemek
07:41istiyoruz. Bunu kamu adına sormak istiyoruz. Direnen
07:45işçiler adına kaybedilen işçiler adına yaşamını yitiren
07:48işçiler adına da sormak istiyoruz. Gözaltına alınan
07:51polonez işçilerine ters kelepçe takanların acaba
07:56patronlarla nasıl bir ilişkisi var? Gerçekten bunu kamuoyu
08:00merak ediyorum. Polis işçi grevlerine saldırırken bu
08:03ülkede her gün üç kadın katlediliyor. Narin gibi onlarca
08:07çocuk kaybediliyor, katlediliyor. Buna yönelik
08:10kolluğun bir girişimi var mı? Hayır. Onların tek marifeti
08:14işçi dilenişlerini bastırmak, işçileri darp etmek. Şimdi bunu
08:19söyleyelim. Bu işçi grevlerini yasaklamanın on iki Eylül
08:23aslında yasakçı anlayışının devamı olduğunu söyleyelim. Yeni
08:27bir anayasa yapmaktan bahseden iktidarın bugün on iki Eylül
08:31darbeci anayasasını darbe anayasasının her maddesinin
08:35işine geldiğinde tıkır tıkır uyguladığını ama onun
08:39dışındaki maddelerde örneğin Can Atalay'in anayasa mahkemesi
08:43kararında olduğu gibi hiç de anayasayla oralı olmadığını
08:48ilgili olmadığını görüyoruz. O nedenle geçen yüzyıldaki
08:52darbeleri geçen yüzyıldaki işçi kıyımlarını on iki Eylül
08:57Cumtası'nın yirmi dört Ocak kararlarıyla bu ülkeye
09:00yerleştirmeye çalıştığı neoliberal politikaları bugün
09:03AKP MHP hükümetinin adım adım ilerlettiğini ve bu ülkeyi
09:08yoksul işçiler ülkesi haline açlıkla sefaletle mücadele eden
09:14işçiler ülkesi haline getirmeye çalıştığını da çok
09:18açık ve net bir şekilde görüyoruz ve bunu kabul
09:22etmiyoruz. Bu işçi kıyımına bu emek rejimine bu yoksulluğa
09:27karşı direniyoruz. Bundan sonra da işçilerle, emekçilerle
09:32beraber direnmeye devam edeceğimizi ifade etmek
09:36istiyorum. Tabii yaşamlarımıza kast eden bu hükümet sadece bir
09:40alanda kast etmiyor. Bir taraftan çocuklar kaybediliyor,
09:44katlediliyor. Bir tarafta son sekiz ayda bin iki yüz bir
09:47işçi iş cinayetlerinde katlediliyor. Bir taraftan
09:50sokak ortasında işçiler darp ediliyor. Ama onun dışında bu
09:55ülkede ceza evlerinde de tam bir eza politikası