00:00Gördük Mahsun Kırmızıgül. Bu da bir damgadır bu şarkıdan.
00:04Benim seni sevdiğim kadar kimse sevemez.
00:07Bak şimdi o tarafları hemen yakaladı yani.
00:09Sözle. Oralardan yakaladı.
00:11Şarkılardır bizim hayatımızı yaşatanlar.
00:14Gerçekten hep bu şarkılarda çok güzel bir aşk şarkısı.
00:17Herkesin bir hatırası var, sevdiği var.
00:19Neler var, neler var bu şarkıda.
00:21Yüreğine sağlık Mahsun. Gerçekten yüreğine sağlık.
00:23Ne kadar güzel bu akşam.
00:25Tabii uzun zaman sonra, 16 yıl geçince...
00:29Benim hiç unutmam. Konsolet vardı, Aşen Hocam vardı.
00:33Tülin Örser. Şey diyordu.
00:35Müziğe ara verince birçok şeyi unutabiliyorsunuz.
00:39İdman işte, idman.
00:40Gerçekten şimdi hocayı düşününce,
00:43geçen ilk gün sahneye çıktığımda ayaklarım titredi.
00:47Eyvallah.
00:47Gerçekten heyecanlandım.
00:4916 yıl aradan sonra.
00:50Sesim çıkmadı. Sesim içime kaçtı ya.
00:53Bu ne?
00:54Bu nasıl bir şey ya?
00:56Doğru. Bizim öyle bir şey vardır, heyecanlandığımızda.
01:00En az.
01:01Sesim içime kaçtı.
01:03Sesim çıkmadan manasında söylenen bir şeydir o.
01:07Ama bizde de oluyor. Hepimizde oluyor bu.
01:09Biz ara vermediğimiz halde bizde de oluyor.
01:11Özlemiş misin?
01:12Çok özlemişim.
01:13Sahneye alkışları.
01:14Çok özlemişim.
01:15Ama şunu anladım ben.
01:16Sinemanın bana katmış olduğu çok şey var.
01:19Eskiden mesela televizyonlara çıktığım zaman çok rahat değildim.
01:22Konuşamıyordum.
01:24Ve Hilmi abi bir şey diyordu.
01:25Oğlum, yavrum, konuşur musun?
01:30Allah'ım heyecanı çeksin.
01:32Çok adınız var.
01:33Ama Kırmızı Ceket olayı çok güzeldi.
01:35Harika, ne güzel.
01:37Televizyona çıkacağız ilk kez.
01:39O zaman işte Türkiye'de ilk defa bir özel kanal kurulmuş.
01:43Hilmi abi, Mahsun Kırmızıgül'e, Özcan Deniz'e ve Haluk Levent'e
01:47televizyon çekimleri için bir gün aldı.
01:50Ben o dönem konservatuvardayım ve altı yıldır bekliyorum televizyona çıkmayı.
01:56Bakar mısın?
01:57Özcan Deniz on beş gün önce Almanya'dan geldi.
02:01Müslüm Gürses, Vahfet Fural, Azer Bülbül'ün Pelebeklerini okuttu Hilmi abi.
02:07Haluk Levent de Ortaköy'de gitar çalıyordu.
02:11Ve gerçekten onun da, ikisinin de çok zor şartlarla bir yere geldiler.
02:16Çok değerli.
02:17Onların sanatçısı olduğunu zaten bir zaman içinde
02:20gösterdiler. Zaman gösterdi onların. Ne kadar büyük sanatçı olduk ya.
02:23Bizim Haluk mengili açarak hayatını kazanıyordu.
02:27Karnını doyuruyordu. Gerçekten böyle.
02:29Ve biz o dönem üçümüz geldik. Televizyona çıkacağız.
02:32Altı yıldır yıldır bekliyorum. Adamlar on beş gün önce geldi.
02:38Buradan Özcan'a da herkese öpüyoruz onu da.
02:41O gün gittim Aksaray Yeraltı Çarşısı'nda bir mağazaya gittik.
02:47Hilmi abi bize televizyona çıkmak için kostüm ayarlıyor.
02:50Ben koyu elbiselere bakıyorum.
02:52Tabii.
02:53Çünkü hep hayalim televizyona bir gün çıkacağım.
02:54Siyah tepmi giyeceğim böyle, siyah tepmi.
02:56Ay ya, çok iyi ya.
02:58Hadi bir papyon falan.
02:59Hilmi abi dedi ki, neyi seçtin?
03:01Abi dedim, siyah iyidir.
03:03Hayır. Niye abi?
03:05Oğlum, Mahsun, kırmızı gül, kırmızı ceket.
03:07Kırmızı gül, kırmızı ceket.
03:09Niye?
03:10Bak dedi, adın Mahsun, soyadın on, harf çok uzun dedi.
03:14Kimsenin aklında kalmaz.
03:16Onun için kırmızı ceket, kırmızı gül diyeceklerdi.
03:18Kırmızı ceketli çocuk.
03:20Özcan dedi ki, ben ne giyeyim Hilmi abi?
03:22Ah canım.
03:23Özcan Deniz, Mavi Deniz, Özcan Deniz.
03:26Bak.
03:28Abi yapımcımız işte bak.
03:30Bak, kafaya bak.
03:31Ne yetişmiş bir yapımcımız.
03:32Mahsun, anlatıyorsun.
03:34Ay ne güzel anlatıyorsun.
03:35Haluk Devend de dedi ki, Hilmi abi, ben ne giyeyim?
03:37O ne giyecek?
03:38Senin dedi, kitleni tanımıyorum.
03:40Giyersen giy.
03:43Yanılmıyorsam o da deri ceket giymişti. Değil mi öyle bir şey?
03:45O kendi seçti demek ki.
03:47Bu arada, Mahsun bak hiçbir yerde şeyi söylemiyor.
03:50Mesela İstanbul Teknik Üniversitesi, Türk Müzik İstihbaratı Konser Otuğarı.
03:53Şam bölümü mezunu mesela Mahsun.
03:56Bunu hiçbir yerde dile getirmez. Tevazu.
03:58Biz karşılaştık onunla şeyde, GAMBİS'inde bir konser vardı.
04:00Ben de herhalde birinci sınıftaydım.
04:02Bu kadar da tevazu.
04:02Aynen.
04:03Orada bir konsere giriyorduk.
04:05O zamandan hatırlıyorum.
04:06Sen herhalde birkaç yaş daha büyüksün benden.
04:09Doğru.
04:10Yukarıdaki sınıflardayken orada karşılaştığımızı hatırlıyorum.
04:12O yüzden küçük gibiyim maşallah.
04:14Mazer değmesin.
04:15Okuldayken de zaten birkaç albümün vardı senin bildiğim kadarıyla Mahsun'cuğum.
04:19Ben Hilmi abiyle tanışmadan önce yedi albüm yaptım.
04:21Değil mi? Bak.
04:22Yedi albüm yaptın.
04:23Tabii, tabii.
04:24Benim Hilmi abiyle tanışmam tamamen kader.
04:28Ben hep öyle bakıyorum.
04:29Eyvallah.
04:29Çünkü onunla karşılaşmasaydım belki de...
04:32Ben mesela öyle...
04:33Yani tabii ki...
04:34Ben öyle düşünüyorum.
04:35Haklısın. Bak vesile olmuş mesela Hilmi abi.
04:38Çünkü sen bir yerden sonra konser otuğarı gireceksin
04:42ve bu işi akademik olarak yapacağım deyip zaten kafayı yormuşsun.
04:47Çok önemli abi.
04:48Tabii, değil mi Mahsun?
04:49Yani o Şam bölümünden mezun olma...
04:51Herkesi...
04:52Ne demek?
04:53Her babayiğinin harici değil yani okula girenler olduğu zaman.
04:55Şam bölümünden mezun olma.
04:57O dönemin hocaları da çok iyi.
04:58Eyvallah.
04:59Biz şanslıyız da bir çoğunu kaybettik ama gerçekten çok iyi hocalar.
05:02Sadece konservatuardaki değil, Türkiye'deki bütün öğretmenlerimize,
05:05eğitmenlerimize, hocalarımıza, saygılarımıza, sevgilerimize.
05:08Saygılar, sevgiler, saygılar, sevgiler.
05:11Sibelciğim o zaman sıradaki şarkı hocalarımıza gelsin mi, öğretmenlerimize gelsin mi?
05:15Ne demek, gelsin tabii.
05:16Yolumuz gurbete düştü.
05:17Gurbette olan.
05:18Hocaların da hep böyle bir tayini vardır ya.
05:20Anadolu'da göre yaparlar, Türkiye'nin her yerinde.
05:23Hemen seslendireyim.
Yorumlar