Son aramalarınızın tümünü kaldırmak istiyor musunuz?

Tüm son aramalar silinecek

Şuurlu insanlar arıdaki mucizeleri gördüğünde nefesleri kesilir.

4 yıl önce72 views

A9TV

A9 TV

OKTAR BABUNA: Hocam, arılar danslarıyla bir çiçekliğin yerini bildirebiliyorlar diğer arılara. Deney yapmışlar. Şunu tespit ediyorlar. Sekiz şeklinde bir şekil çizerek dans ediyorlar. Ortada salınım yapıyorlar. O salınımın yönü bu çiçekliğin güneşe göre açısını kesin olarak veriyor. Tam olarak böyle. Aynı zamanda oradaki salınım sayısı, yani 15 saniyede mesela 10 salınım yapıyorsa 100 metre ötesini gösteriyormuş. Beş salınım yapıyorsa daha uzağa. Salınım sayısı mutlaka metrik olarak yani iki km, üç km, 500 metre ötesinde olduğunu net olarak gösteriyor. Hatta o tabloyu çevirdikleri zaman yine güneşe göre açısını kesin olarak değiştirmiyor. Tespit ediyor. Böylece diğer bütün arılar bulabiliyorlar.

ADNAN OKTAR: Mesela arı zekası insan zekasının binlerce katı, yani kıyası kabil değil. Çok keskin bir zeka ama insan aklıyla kıyaslanamıyor. İnsan aklından binlerce kere daha üstün.

BEYZA BAYRAKTAR: Adnan Bey, arılar saniyede dünyanın en gelişmiş bilgisayarlarından biri saniyede 16 milyar işlem yapabiliyor, aritmetik işlem. Arılar saniyede 10 trilyon yapabiliyor.

ADNAN OKTAR: MaşaAllah. Ne güzel.

CEYLAN ÖZBUDAK: Adnan Bey, birde bu bahsettiği Oktar’ın, danslarında güneşe göre dediği gibi tam olarak yerini veriyor. Ve ne kadar metre uzakta olduğunu söylüyor. Fakat her dört dakikada bir güneşin konumu değişiyor. Oraya gidecek olan arılar o kadar metreyi ne kadar mesafeyi ne kadar zamanda kat edeceğini hesaplıyor. Ona göre güneşin kaç derece eğimi olacağını hesaplıyor. Ona göre gidiyor. Onu da hesaplıyorlar.

ADNAN OKTAR: İşte Alice Harikalar Ülkesi diyorlar ya; dünya, Alice Harikalar Ülkesinin milyonlarca misli bir yer. Eğer düşünürse insan her saniye nefesi kesilecek gibi ama gaflet gözüyle bakıldığında da gözüne hiçbir şey görülmez. Ama gözündeki perdeyi kaldırırsa nefesi kesilir. Gözündeki perdeyi kaldırması için de kafasını kullanması lazım. Biraz dikkat verdiğinde, biraz iradesini kullandığında nefes kesici bir aleme giriyor. Yani sanki bir düğmeye basıyor. Birden onu bir araç alıyor Alice Harikalar Ülkesine götürüyor. Böyle yani, dünyanın özelliği o. Ama başka türlü bir kafada da olursa bir düğmeye basar simsiyah perde görülür, hiçbir şey göremez. Bir anda ekran kararır. Gaflet perdesine basarsa gaflet perdesi simsiyah kapatır görüntüyü. Nur perdesine basarsa pırıl pırıl harikalar ülkesine yeniden geri dönüş yapar.

TARIK KOÇ: Adnan Bey, arılar sadece gidecekleri yere yetecek kadar bal alıyorlar enerji olarak. Daha fazlasını almıyorlar kesinlikle israf olmasın diye. Sadece gidecekleri yere kadar ihtiyaçlarını alıyorlar.

ADNAN OKTAR: Çok şekerler onlar.

EBRU ALTAN: Ve aynı çiçeğe bir daha gitmiyorlar. Ve en kısa yolu mutlaka buluyorlar. En kısa yolla problem çözme konusunda çok uzmanlar.

ADNAN OKTAR: Çok büyük bir iştahla da.

OKTAR BABUNA: Milyonlarca yıldır aynı büyüklükte hepsi altıgen, açıları aynı olan petekler yapıyorlar. Binlerce arı, kovanın kenarlarından başlıyorlar petek yapmaya, ortaya geldiklerinde bütün petekler altıgen, aynı büyüklükte. Ve ortada hiçbir şekilde ek yeri olmuyor. Hiçbir insana kalem kağıt verilip de “altıgen şekiller çiz, ortada birleştirin” dediğinizde aynı büyüklükte, aynı düzgünlükte ve ortada ek olmadan birleşecek bir şey yapamıyor, matematikçi de olsa.

ADNAN OKTAR: Mesela bu hayretle açıklanacak bir olay da değil. O hayvanın o kadar harika şeyler yapması ve müthiş akıl özellikleri göstermesi. Kapıya nöbetçi dikiyor. Ne alaka? Mesela kendi adamı gelirse ses çıkartmıyor. Başka yabancıyı sille tokat dışarı atıyorlar. Hayret edecek bir şey. Nizami nöbetçisi var yani.

CEYLAN ÖZBUDAK: Eğer dışarı çıkmıyorsa da kovanın içinde ısıyı yükselterek onun ölmesini sağlıyor.

ADNAN OKTAR: Canım yani oradaki polisiye sistem inanılır gibi değil.

EBRU ALTAN: Bir özeliği daha var arıların. Yerdeki görüntünün akışına göre kendi hızlarını tayin ediyorlar. Bu gelişmiş uçaklarda olan bir sistem. İniş ve kalkışı çok kolay oluyor bu vesileyle. Allah çok güzel yaratmış.

MERVE TEZEL: Bir tane arı türü de larvasını toprağın içerisine kazarak koyuyor. Ama larvasını koyduktan sonra kendi yuvasını kapatıyor ve etrafta birkaç tane daha delik açıyor ki diğer hayvanlar tarafından kendi açtığı delik görülmesin diye. Larvalarını bulunmasınlar diye.

ADNAN OKTAR: Böcekler, karıncalar, arılar çok tatlı varlıklar. Ben çocukken hep onları severdim, bakardım. Hatta toprağa uzanıp böyle yakından onları izlerdim. Bir kere çok temiz ve acayip yakışıklılar. Arılar, gıcır gıcır çok klaslar. Pırıl pırıl çok keskin güzellikleri. Cayır cayır yanıyorlar. Briyantinli gibi her tarafı.

Bu videoyu bildir

Bir konu seçin

Videoyu yerleştir

Şuurlu insanlar arıdaki mucizeleri gördüğünde nefesleri kesilir.
Otomatik oynat
<iframe frameborder="0" width="480" height="270" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/x24nl1r" allowfullscreen allow="autoplay"></iframe>
Videoyu sitene yukarıdaki embed koduyla ekle

Bu videoyu bildir

Bir konu seçin

Videoyu yerleştir

Şuurlu insanlar arıdaki mucizeleri gördüğünde nefesleri kesilir.
Otomatik oynat
<iframe frameborder="0" width="480" height="270" src="https://www.dailymotion.com/embed/video/x24nl1r" allowfullscreen allow="autoplay"></iframe>
Videoyu sitene yukarıdaki embed koduyla ekle