Allahım, senin gazabına uğramaktan, ilâhi rızandan uzak kalmaktan, senin o zulmetleri aydınlatan ve ahiret işlerini yoluna koyan ilâhi nuruna sığınırım.
Allahım, sen razı oluncaya kadar affını dilerim!
Her kuvvet, her kudret ancak seninle kaimdir."
. . .
Batılı bir tarihçi Rasulullah s.a.v.'in Taif'e gitmesini bir tedbirsizlik olarak görür: "Taif Mekke'ye gayet yakındı. Mekke beyleri burada büyük bir nüfuz sahibiydiler. Burada bağları, bahçeleri vardı ve buraya gelip giderlerdi. Onun böyle muhalif bir yere gitmesi ancak bir tedbirsizlik sayılır."
Başka bir Batılı tarihçi de şöyle der: "Hz. Muhammed imanının kuvveti ve kendine güveni dolayısıyla Taif gibi kendisine karşı olan bir şehre girmiş, Mekke'de uğradığı muameleye rağmen buraya gelerek İslâm'ı yaymaya çalışmıştır."
Oysa O Allah'a güvenip dayandı. Bunu asla birileri bilemez, anlayamaz. Perdeleri kaldırmazsa Rabbim.
Hayatın yüzü güler
Öyle sadık kulların vardı senin. Meleklere gösterir de gururlanırdın.
İşte o an onun üzerinde yürüdüğü toprak sevinirdi. Onun baktığı yüzler gülerdi. Toprağa bakar da gökler dile gelirdi.
Ve rahmet inerdi.
Hayat tadına ererdi.
Saadet dolu günlerdi.
O Ebu Bekir Sıddık r.a.'dı.
Ticaretle meşgul olurdu. Ve halife seçildiği akşamın sabahında elbisesini eline alarak sokağa çıktı, ticaretiyle uğraşacaktı. Müslümanlar bu hali hoş karşılamadılar. Ebu Bekir r.a. ise şöyle buyurdu:
-- Ben aile efradıma bakamazsam, milletimin hakkını hiç koruyamam.
Bunun üzerine çoluk çocuğu için geçimlik teklif ettiler. O da huzur içinde halkın işiyle meşgul oldu.
. . .
Rasul-i Ekrem s.a.v. Tebük Gazası öncesinde ashabına yardım getirmelerini emretti. Bu emri duyan Hz. Ömer r.a., "Ebu Bekir'i geçersem, işte bugün geçerim.." diye düşünerek malının yarısını Efendimiz s.a.v.'a getirdi. Efendimiz sordular:
-- Ailen için ne bıraktın?
Hz. Ömer r.a.:
-- Onlara da bıraktım, dedi. Rasulullah s.a.v.:
-- Ama ne kadar bıraktın, diye sordu. Ömer r.a.:
-- Size getirdiklerim kadarını bıraktım, dedi.
Daha sonra Hz. Ebu Bekir r.a. malının tamamını getirdi. Rasulullah s.a.v. sordu:
-- Ailene ne bıraktın?
Ebu Bekir r.a. şu cevabı verdi:
-- Onlara Allah ve Rasulü'nü bıraktım.
. . .
Yarın ne olur?
Yine kazanır mıyım yoksa aç mı kalır çocuklarım?
Kendi elindekine güvenmedi.
Allah için verirken Allah'ın mülkündekine güvendi.
Verse de vermese de razı.
Bugün yine bir müslüman saadet dolu günlere dönerek yüzünü, güvense Rabbine, hayatın yüzü güler.
Kuşlar gibi
Allah Rasulü s.a.v. buyurdular:
"Sizler Allah'a gerçek biçimde tevekkül edip güvenseydiniz kuşların rızıklandıkları gibi siz de rızıklandırılırdınız. O kuşlar sabah yuvalarından aç olarak çıkarlar, akşam karınları tok olarak dönerler."
. . .
İlacı doktor yazsa da şifa sendendir. İşi insanlar verse de rızık sendendir. Senin katındandır.
. .
Yorumlar