Advertising Console

    AKERDEON İle Klasik Batı Müziği Eseri MOZART KONCERTO MAJOR Enstrümantal Sanat Müzik Gösteri Etkinlik Merkezi fasıl taksim beste VTR Liste Best Koro Orkestra Allegro piyano Minor Diyez bemol Nota Sol Anahtar

    Repost
    19 546 izlenme
    Güneş Yakartepe “Mozard Concerto Ut majeur” Klasik Müzik Eserini Akordeon ile Çaldı.
    Mozart Kimdir? Müziğin gelmiş geçmiş en büyük dahisi demenin hiç de yanlış olmayacağı büyük bir besteci şüphesiz Wolfgang Amadeus Mozart’tır. 27 Ocak 1756′da Salzburg’da müzikçi Leoplod Mozart ve Anna Maria Pertl’ün oülu olarak dünyaya geldi. Leopold Mozart zamanının ünlü bir besteci ve keman sanatçısıydı. Ayrıca 1756′da çıkan Versuch Einer Grundlichen Violinschule adlı bir kitabı vardı. Böyle bir babaya sahip olmanın etkisi yadsınamaz ancak Wolfgang Amadeus Mozart’ın doğuştan bir dahi olduğu realitesi de yadsınamaz.
    5 yaşında minüetler bestelemeye başlayan Mozart ilk senfonisini ise 9 yaşında yazmıştır . Babası kendi konserlerine ve turnelerine onu da beraberinde götürmüş. Tabi, Wolfgang’ın bir de kendisinden 4 yaş büyük Maria Anna adında bir ablası vardı. O da ciddi bir dahiydi, o da piyano çalıyordu(ama Wolfgang gibi keman da çalamıyordu) ve bu konserlere birlikte gidiyorlardı.
    Küçük Mozart, Viyana’da Avusturya kralı 1.Francis ve kraliçesi Maria Theresa’nın karşısına çıktı ve onları büyüledi(1762). 1763′de başlayıp 3 sene süren Avrupa turnesi sırasında Almanya, Fransa (Versay Sarayı dahil) ve İngiltere gibi ülkelere gitti. Bu turnenin Londra ayağında J.S.Bach’ın oğlu Johann Christian Bach’la tanışmış ve araları oldukça iyi olmuştur. Paris’teyken Mozart ilk eserlerini yayımladı : Kemanla desteklenen dört piyano sonatı(1764). 1768 yılında ilk opera eseri La Finta’yı besteledi. Galasının Viyana’da yapılmasını istemesine rağmen ilk kez 1769′da Salzburg’da sahnelenmiştir. 1769 ve 1770 yıllarında Mozart, babasıyla birlikte İtalya turnesindedir. Burada, Roma’dayken o anda orada çalmakta olan Allegri’nin Miserere adlı eserini bir kez duyduktan sonra notaya geçirmiştir. Mozart, bu ilk İtalya seyahatinden dönüşünde koltuğunun altında Mitridate operasıyla dönmüştü. Milano için yazdığı bu bestenin dışında aynı şehir için Ascanio in Alba(1771) ve Lucio Silla(1772) operalarını da yazmıştır.

    Salzburg’da eserlerini yeterince tanıtma imkanı olmadığını öne sürerek 1777′de bir başka seyahate çıkmıştır. Annesiyle birlikte çıktığı bu seyahatte Almanya ve Fransa’yı gezmiş ve ünlü Paris Senfonisi’ni yazmıştır(1778). Annesi de Paris’te ölmüştür. Salzburg’a döndükten sonra saray orgçusu olarak çalışmaya başlamış(1779) ve Coronation mass’inin de içinde bulunduğu birçok kilise müziği yazmıştır. Gelen bir istek doğrultusunda Münih için ünlü opera seria’sı Idomeneo’yu besteler(1781). Aynı yıl içinde de Viyana’ya taşınır.

    Viyana, Mozart’a oldukça yarar ve ayağının tozuyla ünlü Saraydan Kız Kaçırma operasını besteler(1782). Bu arada 1777 ve 1778 yıllarında Mannheim’da büyük aşk yaşadığı Aloysia’nın kardeşi Constanze Weber’la evlenir(1782). Eserleri Kral 2. Joseph tarafından oldukça beğenilir ve iyi bir maaşla saray orkestrasının başına getirilir (1787). Mozart yaşadığı süre içinde en büyük çıkışını Viyana operası için bestelediği Figaro’nun Düğünü’yle yaşamıştır(1786).
    Bu dönemde yazdığı birçok piyano konçertosu ve yaylı çalgılar dörtlüsü müziğini, en iyi arkadaşı olan ünlü besteci Joseph Haydn’a ithaf eder. Mozart’ın ünü Figaro’yu başgöz ettikten sonra çok daha artar. Bu kadar gözönüne çıkmasıyla müzikal stili birçok kişi tarafından anlaşılmamaya ve yadırganmaya başladı. Ancak bu onun ölmüsüz eserlerini vermesine engel olmadı ve bir yıl sonra Don Giovanni operasını besteledi(1787). Sanat yaşamından oldukça etkilendiği Prag kenti için yazdığı bu eseri ünlü Cosi Fan Tutte’si izledi(1790). Ünü artık Avrupa sınırlarını aşan Mozart, Cosi Fan Tutte’den bir yıl sonra unutulmaz Sihirli Flüt’ünü besteledi(1791).
    Bir hayli isim yapmasına rağmen 1788 yazında maddi sıkıntıya düşen Mozart, bu yüzden 7 haftadan az bir süre içinde son üç senfonisini bestelemiştir (Mi bemol, Sol minör ve Do majör Jupiter). Bunu muhteşem Do ve Sol minör’ün de içinde bulunduğu birbirinden güzel yaylı çalgılar beşlisi müziği izledi. 1791′de Mozart’tan bir requiem yazması istendi. O sıralar oldukça hasta olan Mozart -hayatının hiçbir zamanında çok sağlıklı olmadığı söylenir- bu eseri kendisi için yazdığını hayal ederek bestelemiş ve öyle de olmuştur. Mozart, bu olağanüstü Requiem’i tamamlayamadan 5 Aralık 1791′de ölmüştür. St.Stephen Katedrali’nde ki mütevazi bir cenaze töreninden sonra St.Marx mezarlığında, bugün halen bilinmeyen bir yere defnedilmiştir.
    Mozart zamanın müziğinin her çeşidini bestelemiştir. Hepsini de olabildiğince mükemmel yapmıştır. Müziğindeki ambiyans ve komplike duygu yaklaşımları gerçekten onun müziğini ayrıcalıklı ve anlaşılması güç kılar. Dinlemesi oldukça kolay gibi görünse de Mozart’ı ben de tam çözebilmiş değilim. Eğer ki hayatımın bir bölümünde bu büyük insanın müziğine biraz da olsa yaklaşabilirsem ne mutlu bana. Rokoko müziğinin mükemmeliyetçi ama naif bir yönünü ortaya koyan Mozart’ın bu kompleks müzikal anlayışı yaşadığı devirde aristokrat dinleyeciler tarafından pek kabul görmemiştir.