Advertising Console

    ENDÜLÜS'DE RAKS Solo Piyano Resitali Klasik Türk Müziği Klasik Musiki Şarkı Fon Slow Müzik harika Eser Bölüm dizi Eğlence izle Vizyon Tarihi Özel Renk Oley ispanya dans dansöz Çingene Roman Boğa arena Emel Sayın

    Repost
    16 101 izlenme
    Güneş Yakartepe “Endülüs’te Raks” şarkısnı Senfonik Formunda Eşlik Notalarını yazdı. ve Akustik Piyano ile çaldı
    Zil, şal ve gül, bu bahçede raksın bütün hızı
    Şevk akşamında Endülüs, üç defa kırmızı

    Aşkın sihirli şarkısı, yüzlerce dildedir
    İspanya neş’esiyle bu akşam bu zildedir

    Alnında halka halkadır âşufte kâkülü
    Göğsünde yosma Gırnata’nın en güzel gülü

    Altın kadeh her elde, güneş her gönüldedir
    İspanya varlığıyla bu akşam bu güldedir

    Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi
    Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi

    Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü, sürmeli
    Şeytan diyorki sarmalı, yüz kerre öpmeli

    Gözler kamaştıran şala, meftûn eden güle
    Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!

    Söz: Yahya Kemal Beyatlı
    Müzik: Münir Nurettin Selçuk
    Timur Selçuk – Endülüs’te Raks
    Ekleme Tarihi:08 Eylül 2007 | Kategori:Şarkı Sözü
    Endülüs Emevileri Dönemi (756-1031) [değiştir]
    Ana madde: Endülüs Emevileri
    Bu dönem Endülüs'ün en parlak dönemi olarak bilinir. Kurtuba şehri, Bağdat ve Kahire'den sonra dünyanın üçüncü önemli bilim merkezi haline geldi. Bu dönemde günümüz Avrupa bilim ve sanatının bazı temelleri Endülüs'te atıldı. Yine o dönemde Avrupa'nın genelinde sadece Papazlar ve liderler okuma yazma bilirken Yahya Kemal Beyatlı (1884 - 1958)

    2 Aralık 1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk öğrenimini İstanbul’da Vefa Lisesi’nde tamamladı. Paris’e giderek (1903) bir yıl bir kolejde Fransızca’sını ilerlettikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. Dokuz yıl kaldığı Paris’ten döndükten (1912) sonra, İstanbul’da üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923),

    Urfa milletvekili oldu (1923); Varşova (1926), Madrid (1929) Ortaelçiliklerine atandı, Tekirdağ (1935-1942) ve İstanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu.

    Büyükelçi olarak Pakistan’a gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü (1949). Rumelihisarı mezarlığında gömülü. Spor ve Sergi Sarayı civarındaki parka bir anıtı dikildi (1968) Kişiliğini Paris’te okurken ünlü tarihçi Albert Sorel’in derslerinden aldığı tarih zevkiyle, Fransız şairlerinin (Jean Moreas, Baudelaire, Verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu.

    Paris’e gidişi, II. Abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. Paris öncesi Hamid ve Servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi Batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. Avrupa dönüşü Yeni Mecmua’da "bulunmuş sayfalar" başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). Bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının Osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak Osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür.

    Onda tarih, vatan, millet ve İstanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. Osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini İstanbul’da yarattığı için, Yahya Kemal’deki İstanbul, Boğaziçi ve Türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. İç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri "musikiden başka türlü bir musiki" kabul edişi; "Ok" şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu Yahya Kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı.

    Ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından bir Yahya bağlı bir de Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi açıldı (1961). Bu Enstitü’nün yayımlamaya başladığı Yahya Kemal Külliyatı’nda şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı: Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgariyle (1962), Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasi Hikayeler (1968), Siyasi ve Edebi Portreler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973), Tarih Müsahabeleri (1975), Bitmemiş Şiirler (1976), Mektuplar-Makaleler (1977) Hakkında yayımlanan kitapların sayısı yirmiyi geçer.
    Sitemizde kayıtlı 6054 kişi bulunmaktadır.
    Tümünün listesi»

    Kategoriler
    Askerler
    Basın-Yayın
    Bilim-Teknoloji
    Bilişim
    Devlet-Siyaset
    Din
    Düşünürler
    Edebiyat
    Eğitim
    Hukuk
    İş Dünyası-Ekonomi
    Magazin-Eğlence
    Moda Dünyası
    Organize Suçlar
    Özel Başlıklar
    Sağlık
    Sanat
    Spor
    Toplum
    itibar yönetimi
    Geonorm Mühendislik

    Göynüklü
    Zeytin & Zeytinyağı

    kral oyun
    Doğum Tarihi
    2 Aralık 1884
    »Ölüm Tarihi
    1 Kasım 1958
    »Doğduğu Ülke
    Türkiye
    »Eserleri
    Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgariyle (1962), Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasi Hikayeler (1968), Siyasi ve Edebi Portreler (1968),