Advertising Console

    ALLAHUMME SALLI ALA Piyano:Yakartepe SEGAH SALAT-I ÜMMİYE ITRİ allah ümme salli seyyidine muhammedin selat-ı sal at-i elihî sahbihî sellim Allah efendi peygamber muhammed'e aline ashab selam eyle Kaynak meali ezan

    Repost
    6 206 izlenme
    Güneş Yakartepe “SALAT-I UMMIYE (Allahümme Salli Ala)” senfonik Armoni Notalarını Yazdı Ve Piyano ile İcra etdi.
    Salât-ı Ümmiye sözleri, Salât-ı Ümmiye anlamı, Salati ümmiye Arapça okunuşu ve Türkçe anlamı
    allahümme salli alâ seyyidinê muhammedininnebiyyi'l-ümmiyyi ve alâ êlihî ve sahbihî ve sellim.
    Allahım efendimiz ümmî peygamber muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle. 
    Kaynak meali: allahım efendimiz ümmî peygamber muhammed'e, âline ve ashâbına salât ve selâm eyle

    MUSTAFA ITRÎ ; Bir “Segâh Tekbîr” ile uyanıp “Segâh Salât-ı Ümmiye” ile ürperenler aşkına!... ‘Mâye Cum‘a Salâtı’ ile ‘Dil-keş Hâverân’ olup ‘Gece Salâsı’yla hâmûş olanlar aşkına!... Ve dahi Zât-ı Zülcelâl aşkına! O nûr-ı Nebî aşkına âyîne-i pâkteki temiz çehreler aşkına!.
    1630 veya 1640 yıllarında kâinat ileride bir Segâh Tekbîr’le ruhları ferahlatacak bir üstâdın ilk nağmelerini duydu. Türk musikisinin büyük isimlerinden Buhurî-zâde Mustafa Itrî Efendi, İstanbul’da, Mevlânâkapı’da doğmuştu. Bu sadece burada doğmak değildi ! O, bir ömrü Mevlânâ’nın kapısında geçirecek ve yine burada hayata gözlerini yumacaktı, bir güneş gibi yine burada batacaktı... Ne büyük saadet!... Bir kapının eşiğinde doğup son nefesini aynı eşikte verenlere!... 
    Itrî’nin sıfatı olan “Buhur”, hoş kokan, yakılarak koku dağıtan madde anlamındadır. Itrî’nin babasının veya atalarının buhurcu olduğu ve sanatçının bu yüzden Buhurî-zâde sıfatıyla anıldığı bilinmektedir. Büyük bir ihtimalle musikişinas bir aileye mensup olan Itrî, çocukluğundan itibaren musiki ile ilgilenmiş ve hususen Mevlevî çevrelerinde bu yeteneğini daha da geliştirmiştir. Itrî’nin hocalarından biri olan Hafız Post, XVII. Yüzyılın musiki dehalarındandır. Türk müziğine binden fazla beste bırakan Hafız Post’un vefâtına “Postu çâk eyledi şîr-i ecel” mısraıyla 1105 (milâdî 1694) tarihini düşüren Itrî, onun tarzını devam ettirerek önemli bir hizmette bulunmuştur. Itrî, devrin büyük sanatçıları olan ve Kutb-ı Nâyî olarak vasıflanan Şeyh Osman Dede (1652?-1730) ile dönemin üslûp sahibi musikişinaslarından da ders almıştır. Büyük söz ustalarının, bestekârların yaşadığı bu siyasî inkıraz devri, edebiyat, hat ve musikide bir altın çağ niteliğindedir. 
    Henüz genç yaşlarında sarayın dikkatini çekerek IV. Mehmed zamanında ser-hânende (icrâ heyeti şefi), musâhib-i şehryârî (padişâhın sohbet arkadaşı) O, bir dönemin ince ruhunun nağmelerini bestelemek suretiyle kayıt altına alarak geleceğe taşımıştır. Itrî, Sinan’ın taşı konuşturarak oluşturduğu mimari dehasını, bir ses mimarisi halinde müziğin diliyle farklı bir formda sunarak, bize büyük bir medeniyetin soluklarını ulaştırmıştır. Kaynaklarda 1124 (Milâdî 1712) tarihinde vefat ettiği kaydedilen sanatçı, geride çok sayıda dinî, tasavvufî nitelikte beste bırakmıştır. Onun en çok bilinen eseri Kurban Bayramı tekbiri olarak da okunan “Segâh Tekbiri”dir. Itrî’nin neredeyse bütün bir İslâm coğrafyasının camilerinde son üç asırdır okunan bu eseriyle birlikte, Segâh Salât-ı Ümmiye, Mâye Cum’a Salâtı, Dilkeş-Hâverân Gece Salâsı da ünlüdür. Kaynaklar Itrî’nin ünlü Na’tını bizzat seslendirdiğini yazmaktadır. Onun Râst Na’tı Mevlevî âyinleri başında okunmaktadır. Güftesi Mevlâna’ya ait olan bu beste, Mevlâna Na’tı olarak da bilinir.
    Itrî sadece dinî musiki alanında değil, klâsik musikide de önemli besteler gerçekleştirmiştir. Onun Nevâ- kâr’ının güftesi İran Edebiyatı’nın ünlü şairlerinden Hâfız’ın bir gazelidir. Sanatçının Segâh Yürük Semaî ile Hisar Ağır Semaî adlı klâsik eserleri de gerçek birer sanat şaheserleridir. Musiki sahasında Marağalı Abdülkadir’den sonra yetişen en büyük sanatçı olduğu kabul edilen Itrî, aynı zamanda hattattır. Özellikle tâlik yazıda dönemin önde gelen isimleri arasında sayılan sanatçının şiir yazdığı da bilinmektedir. Yaklaşık 400 civarında bestesi bulunan Itrî’nin bestelerinde musiki kadar anlam da önemli bir yer tutar. Bu bakımdan şairin, besteleyeceği şiirlerin bu hususiyetlerine özellikle dikkat ettiği anlaşılmaktadır. Sözgelimi, Niyâzî Mısrî’nin:
    Itrî’nin besteleri arasında Nâbî’ye ait gazeller de dikkate değer sayıdadır. Bunlar arasında şu matla‘lı gazeller örnek olarak verilebilir :

    Gel ey nesîm-i sabâ hatt-ı yârdan ne haber
    Gelir mi kâfile-i müşk-bârdan ne haber

    Hûn-i dili mey goncayı câm eyledi bülbül
    Bezm-i gülü nâleyle tamâm eyledi bülbül