Advertising Console

    Kerimoğlu Zeybeği Piyano İle Muğla Yöresi Türküsü-Oyun Havası Tolga Çandar Piyano Sözlü yorum Vokal Ezgi Sözü Nota Zeybek Efe Piyanist Ezgi Karoke Ege Mugla Kerim Müziği Versiyon 2 Son Nasıl Oynanır Video Zeybeği Yakartepe

    8 025 izlenme
    Güneş Yakartepe “Kerimoğlu Zeybeği ” Türküsünün Eşlik Notalarını yazdı ve Piyano ile çaldı ve Söyledi, Vokal de Oya Yıldız Ona eşlik etti.
    Kerimoğlu Zeybeği (Ağır zeybek)
    (öf ülen of ülen of) Şu Muğla'nın çamları da çamları
    Al kanlara boyanmış Kerimoğlu'nun her yanları

    (öf ülen of ülen of) Şu Muğla'ylan Yerkeseğin arası
    Yaktı da beni kaşlarının karası
    (öf ülen of ülen of) Eyüp'üm gitti bulunmaz
    Elleme kör olası Arap uykularda adam vurulmaz
    Kerimoğlu Zeybeği -Zeybeğin hüzünlü hikayesi
    Yerkesik'te Kerimoğlu'nun öldürüldüğü ev (ön plan) ve müze haline getirilmiş müştemilatı (arka plan)
    Kerimoğlu Zeybeği, 1901 yılında geçen ve Muğla'nın Yeşilyurt beldesinden Kerimoğlu Eyüp'ün kahramanı olduğu bir olayı konu edinen ünlü bir türkü.

    Pisi'de küçük bir evde, bir anne ve iki oğlu kendi hallerinde yaşarmış. Babalarını küçük yaşta kaybetmenin ezikliğini, annelerinin dul olmasının getirdiği sorunları, tütüncülük denilen o en meşekkatli ziraatçilik türünü, yokluğu ve çevre baskısını en derinden yaşarlarmış. Anne Hatice oğulları büyüdükçe onlara söz geçiremez olmuş, ne yapacağını şaşırmış. Ağabey Kerimoğlu Hüseyin (ölmüş babasının adı Kerim'miş) arasıra güzlü tütün alım satımı yaparmış……
    Hikayemiz böyle başlıyor, bu hikayeyi sizlerle paylaşmamın nedeni bu günlerde gittiğim halk oyunları kursunda en çok Kerimoğlu zeybeğinden etkilenmem. Zeybek oynarken hissettiğimiz ahenk ve hoşluk yanı sıra, hikayesinin de oldukça hüzünlü olması beni etkiledi. Okuduktan sonra sizlerinde bu türküyü daha farklı hislerle dinleyeceğinizi düşünüyorum.
    Kerimoğlu zeybeği Muğla 'ya bağlı Yeşilyurt (eski adıyla Pisi) beldesinin Türkiye genelinde bilinen bir türküsüdür.

    Türkünün konu ettiği olay Kerimoğlu Eyüp'ün ölümü ile sonuçlanmıştır ve öldürüldüğü ev yine Muğla yakınındaki Yerkesik beldesinde bulunmaktadır. Bu ev günümüzde türkünün anısına müzeye dönüştürülmüştür.
    Cesaret ve gözüpekliği ile halk arasında adını duyurmuş, 1882 ve 1901 yılları arasında yaşamış olan Pisili Kerimoğlu Eyüp(Muğla) adına yakılmış türkü ve bu zeybek havasında oynanan oyundur. 1985 yılında Mehmet Ali Eren tarafından Ali Kara ve Lütfi Nalbantoğlu kaynak alınarak derlenen bu türkü ve oyunu ilk kez yine aynı yıl Muğla Endüstri Meslek Lisesi Zeybek Ekibi tarafından oynanmıştır.
    Yöre Ekibi Muğla Son bölüm TRT'de verilmiyor. İlk dize bazı kaynaklarda "Kara dağların sandalı da sandalı" şeklinde veriliyor. Hamdi Özbay tarafından derlenmiştir. Repertuar. No: 3591 Türkünün Hikayesi Türkünün Notası
    Müzeyyen Senar, Sümer Ezgü, Hale Gür, Ahmet Günday, Tolga Çandar, Kubat ve İbrahim Tatlıses gibi sanatçılar tarafından okunmuştur.
    Dış bağlantılar değiştir Viki kaynak ile ilgili metin bulabilirsiniz. Türküsü İnternet Sitesi
    Vikipedi, özgür ansiklopedi Atla kullan, ara 1
    Türkünün hikayesi
    Pisi'de küçük bir evde, bir anne ve iki oğlu kendi hallerinde yaşarmış. Babalarını küçük yaşta kaybetmenin ezikliğini, annelerinin dul olmasının getirdiği sorunları, tütüncülük denilen o en meşekkatli ziraatçilik türünü, yokluğu ve çevre baskısını en derinden yaşarlarmış. Anne Hatice oğulları büyüdükçe onlara söz geçiremez olmuş, ne yapacağını şaşırmış. Ağabey Kerimoğlu Hüseyin (ölmüş babasının adı Kerim'miş) arasıra güzlü tütün alım satımı yaparmış. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde devletin dış borçları nedeniyle Avrupa devletleri tütün üretiminden elde edilecek vergi gelirlerini müsadere altına almışlar, Tütün Rejisi denilen bu sistemde Reji bir yandan ülke kaynaklarının bu şekilde gaspını sağlarken, bir yandan da tekel konumlu alıcı sıfatıyla tütün üreticisini ezermiş. Reji'den başka yere tütün satmak yasakmış. Reji istediği fiyatı verir, ödemeyi de istediği zaman yaparmış. Arkasında devletin yabancı ülkelerle akdettiği anlaşmalar olunca da, hükmü ve varlığı kanun koruması altında, kolluk kuvvetleri de emrindeymiş. Reji'ye birazcık karşı gelen, Reji aleyhinde birazcık konuşan, dayağı yer otururmuş. Ağabey Hüseyin en çok karşı gelenlerden ve en çok konuşanlardan olduğundan devamlı hapis yatar dururmuş. Böyle bir ortamda halkın tek gelir kaynağı kaçakçılıkmış. Kaçakçılık denilen de kendi tütününü kendi istediğine satmakmış.
    1889’da gösterirken küçük kardeş Eyüp (Kerimoğlu)’da 17 yaşlarına gelmiş. O da delikanlılığın verdiği ateşle bu düzene ve sisteme isyan edenlerdenmiş. Ağabeyi Hüseyin hapse girdikçe Eyüp de hiddetlenir, daha da isyankar olurmuş.
    Günlerden bir gün,
    Çok geçmeden kolluk kuvvetleri Eyüp'ün evini kuşatmış ve Eyüp dağlara doğru kaçarken çıkan çatışmada Eyüp’ün silahından çıkan bir mermi ile bir zaptiye ölmüş. Kerimoğlu Eyüp hiç yoktan bir katil olmuş. Zaptiyeler uzun süre dağda Eyüp'ün izini sürmüşler ama bulamamışlar. 19 yaşındaki bu zeki ve çevik genci ele geçiremezler. Ve nihayet Milas ’ta kaçakçı yakalamakla ünlenmiş “Kör Arap” lakaplı İsmail Çavuş’a haber salarlar.
    Kör Arap, daha öncae girdiği bir çatışmada gözünün birini kaybettiğinden ve çok esmer tenli olması sebebi ile bu lakap ile anılırmış. Çok acımasız ve çok keskin nişancıymış